Başvuru, ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda görülen tazminat davasında adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru 2/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuş, 7/72015 tarihinde talebin reddine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Davacılar Arif Türkoğlu ve Türkoğlu Demir San. Tic. Ltd. Şti., 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) ve devamı maddeleri uyarınca taraf oldukları bir dava dosyasına rapor hazırlayan tetkik hâkimi hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, davalının görevden kaynaklanan sıfatı nedeniyle görevsizlik kararı vermiş, dosyayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakmak üzere Yargıtay Hukuk Dairesine göndermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin başkan ve üyelerinin davaya bakmaktan çekinmeleri nedeniyle Yargıtay Başkanlar Kurulu 26/1/2009 tarihli ve 4 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Dairesini davaya bakmakla görevlendirmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 7/7/2009 tarihli ve E.2009/984, K.2009/6944 sayılı kararı ile HUMK’un maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir. Davacılar anılan kararı 27/8/2009 tarihinde esasa ilişkin nedenlerle temyiz etmiş ancak temyiz harcını yatırmamışlardır. Dairenin “7 gün içinde toplam 82,80 TL harcın yatırılması, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı” ihtaratını içeren 28/9/2009 tarihli muhtırası davacılara tebliğ edilmiştir. Davacı Arif Türkoğlu kendi adına asaleten ve başvurucu Şirket adına temsilen verdiği 5/11/2009 havale tarihli dilekçeyle 28/9/2009 tarihli muhtıradan dönülmesini, muhtıranın tebliği ile başlayan sürenin durdurulmasını, adli yardım kararı verilmesini ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun , ve maddelerinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptali için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini istemiştir. Özel Daire 18/11/2009 tarihli ve E.2009/984, K.2009/6944 sayılı ek kararında belirttiği “Adli yardım şartları ise HUMK. madde hükmünde gösterilmiştir. Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilebileceği, ancak hükümden sonra kanun yollarına müracaat için adli yardım kararının verilemeyeceği ilmi ve yargısal inançlardandır. Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesi sebebiyle talebin reddi gerekmiştir.” gerekçesi ile 28/9/2009 günlü muhtıradan rücu edilmesine ve sürenin durdurulmasına yönelik talepler ile adli yardım talebi ve Anayasa’ya aykırılık iddiasının reddine karar vermiştir. Özel Daire 14/12/2009 tarihli ve E.2009/984, K.2009/6944 sayılı ek kararla, temyiz harcının süresinde yatırılmamış olması nedeni ile hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ve temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Ek kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27/1/2010 tarihli ve E.2010/19-49, K.2010/10 sayılı ilamında belirttiği “İlk derece mahkemesi sıfatıyla davacı tarafın adli yardım talebi yönünden işin esasına girilerek yasal şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve bu şartların varlığı halinde davacı tarafın bu kurumdan yararlandırılması; adli yardım talebinin şartlarının bulunmadığının tespiti halinde ise, usulünce temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için süre verilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Yargıtay Hukuk Dairesince bozma ilamına uyulmuş, adli yardım talebi ile ilgili olarak araştırmalar yapılmış ve Dairenin 30/11/2010 tarihli ve E.2010/2869, K.2010/13865 sayılı kararı ile davacı asıl Arif Türkoğlu’nun adli yardım isteminin kabulüne, HUMK’un maddesine göre başvurucu Şirketin sermaye şirketi olması nedeniyle adli yardımdan yararlanamayacağı belirtilerek başvurucunun adli yardım isteminin reddine karar verilmiş; ayrıca duruşmada hazır bulunan şirket temsilcisi Arif Türkoğlu’na 67,20 TL temyiz başvuru harcı, 15,60 TL maktu temyiz harcı olmak üzere toplam 82,80 TL harcı yatırması için yedi günlük kesin süre verilmiş; verilen kesin süre içinde harç gideri yatırılmadığı takdirde HUMK’un 434/son maddesi uyarınca davacı Şirketin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18/5/2011 tarihli ve E.2011/19-54, K.2011/315 sayılı ilamı ile davacı Şirketin adli müzaheret talebinin reddine dair Özel Dairece verilen hükmün HUMK’un maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesin olduğunu, aynı kararda temyiz harcının yatırılması için Şirkete yedi günlük kesin süre tanındığını, aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığını ve mahsup talebinin de Özel Dairece reddedildiğini belirterek başvurucu Şirketin temyiz dilekçesinin reddine, diğer davacının temyiz talebi açısından davadan sonra Yargıtay üyesi olan davalı hâkim aleyhine açılan davada ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmek üzere kararı bozmuştur. Başvurucu Şirket ve diğer davacı karar düzeltme isteminde bulunmuş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 7/3/2012 tarihli ve E.2012/19-5, K.2012/115 sayılı kararı ile adli müzaheret talebinin reddine dair Özel Dairece verilen hükmün kesin olduğu, diğer davacının karar düzeltme isteğinin kabulü için gerekli yasal şartların oluşmadığını belirterek talebin reddine karar vermiştir. Başvurucu Şirket 11/6/2012, 4/9/2012 ve 22/11/2012 tarihli dilekçeler ile adli yardım talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın düzeltilmesini istemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/12/2012 tarihli ve E.2012/19-689, K.2012/1219 sayılı ilamı ile adli yardım talebinin reddine dair karara karşı kanun yoluna başvurulması imkânının bulunmadığını belirterek dilekçelerin reddine karar vermiştir. Başvurucu Şirket 20/2/2013 tarihli dilekçe ile tavzih ve adli yardım konusunda yeniden inceleme talebinde bulunmuş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/3/2013 tarihli ve E.2013/19-217, K.2013/374 sayılı ilamı ile adli yardım talebinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir. Başvurucu Şirket 8/5/2013 tarihli dilekçe ile 6459 sayılı Kanun’un ve maddeleri ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ve maddelerinde lehe değişiklik yapıldığını belirterek tavzih yoluyla yeniden adli yardım talebinde bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14/6/2013 tarihli ve E.2013/19-1017, K.2013/832 sayılı ilamı ile talebi reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir: “…Hemen burada şunun ifade edilmesi gereklidir ki, adli yardım ancak derdest olan bir davada asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; Kanun yollarına başvuru sırasında ise bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan istenebilecektir. Bir diğer deyişle esas hakkında verilen karar kesinleştikten sonra artık kesinleşen dosyada adli yardım talep edebilmek imkânı bulunmamaktadır. Somut olaya gelince; yukarıda anlatıldığı üzere, davacılardan Türkoğlu Demir San. Tic. Şti tarafından açılan dava hakkında verilen Yargıtay Hukuk Dairesine ait 7/7/2009 tarihli esastan ret kararı, Hukuk Genel Kurulu’na ait 7/3/2012 gün ve 2012/19-5-115 sayılı karar düzeltme isteminin reddine dair karar ile birlikte kesinleşmiştir. Bu durum dikkate alınarak, Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sonunda davacı şirket tarafından açılan davanın 7/3/2012 tarihinde karar düzeltme isteminin reddi ile birlikte kesinleştiği, adli yardım talebinin kabul edilmesi halinde dahi davacı şirketin kesin hükümle kesinleşmiş bir kararı canlandırma imkânına sahip olamayacağı; davacılardan Arif Türkoğlu’na ait davanın derdest olduğu, davacılardan Arif Türkoğlu yönünden derdest olan dosyada diğer davacı Türkoğlu Demir San. Tic. Ltd. Şti hakkındaki davanın kesin hükümle sonuçlanmakla birlikte, davacı tüzel kişinin taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle söz konusu dosyada herhangi bir talepte bulunamayacağı, kaldı ki 6100 sayılı HMK’nın maddesinde 11/4/2013 tarihinde yapılan değişikliğin davacıya eldeki dava yönünden bir hak sağlamayacağı, söz konusu değişikliğin esası kesinlememiş davalardaki adli yardım talepleri hakkında verilen kararlara karşı başvurulacak itiraz yasa yolunu düzenlediği, bu nedenle eldeki dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği oybirliği ile kabul edilmiştir.Bu nedenle davacı Türkoğlu Demir San. Tic Ltd. Şti hakkında kesin hüküm bulunduğundan, kesin hükümle neticelenmiş dosyaya ait dilekçenin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmiştir.…” Ret kararı 24/7/2013 tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ edilmiş, başvurucu Şirket 2/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk HUMK’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kendisiyle ailesini meişetçe ehemmiyetli zarurete düşürmeksizin masarifi lazimeyi kısmen veya tamamen ifadan aciz olan kimselerle müessesatı hayriye iddia ve müdafaalarında veya icraya ve ihtiyati tedbirlere müracaatlarında haklı olduklarına dair delil gösterirlerse müzahereti adliyeye nail olabilirler” HUMK’un maddesi şöyledir:“Müzahereti adliye talebi üzerine mahkemece verilecek karar şifahi murafaa cereyan etmeksizin ittihaz olunabilir. Müzahereti adliye talebinin kabul veya reddine dair ittihaz olunan kararlar kati olup aleyhine hiçbir tarikı kanuniye müracaat olunamaz. Müzahereti adliye esnayi muhakemede dahi talep olunabilir. Bu talep kabul edilirse evvelce yapılmış olan masarife teşmil edilemez. Yeni bir sebep zuhurunda reddedilen müzaheret talebi tekrar edilebilir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“ Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Dava şartları şunlardır:…g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.…” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.(2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.”