Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/127 E. , 2024/5501 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/127 Karar No : 2024/5501 TEMYİZ EDENLER :I-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF :I-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II-(DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 05.11.2020 tarih ve E:2016/6438, K:2020/10436 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/127 E. , 2024/5501 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/127 Karar No : 2024/5501 TEMYİZ EDENLER :I-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF :I-(DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı II-(DAVACI) ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 05.11.2020 tarih ve E:2016/6438, K:2020/10436 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... sayılı dükkanın, davalı idarece yapılan köprülü kavşak ve yol yapım çalışmaları sonucu yol kotunun düşürülmesi nedeniyle kullanılamaz hale geldiği ileri sürülerek 6.478,45.-TL kira kaybının ait olduğu aylardan itibaren, 31.034,48.-TL değer kaybının 01/11/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden davacının taşınmazının bulunduğu alanda katlı kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle, davacının uğradığı 2.949,45 TL kira kaybına ilişkin maddi zararının, bakılan davanın (adli yargıda) açıldığı 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya tazmini gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen nedenlerle; tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.949,45 TL'nin 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 34.563,48 TL yönünden ise davanın reddine, karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı vekili tarafından, temyize konu kararın tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... sayılı parselinde yer alan ... sayılı dükkanın ... ve ... sayılı dükkanlarla birlikte kiraya verildiği, davacıya ait bağımsız bölümün cephe aldığı ... Cadde'de davalı idarece yapılan yol yapım çalışmaları esnasında yol kotunun düşürülmesi sonucu binanın yol seviyesinden 1,5 – 2 metre yukarıda kaldığı, davacı tarafından anılan işyerinin daha önce düz ayak olduğu, dükkana yoldan girilebildiği, yol yapım çalışması nedeniyle dükkana giriş çıkışın imkansızlaştığı, dükkanın kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle 2008 yılı Kasım ayında kiracının dükkanı tahliye ettiği ileri sürülerek uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla görev yönünden reddedildiği, anılan kararın Yargıtayca onanması üzerine, 6.478,45 TL kira kaybının ait olduğu aylardan itibaren, 31.034,48 TL değer kaybının ise 01.11.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece, tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir. Uyuşmazlıkta, idarenin kamu yararı amacıyla planlama yaptığı ve bu plana göre eylemde bulunduğu anlaşılmakta olup, kamu hizmeti yürütürken idarelerin hizmet kusuru bulunmasa bile kusursuz sorumluluğu doğabilir. Kusursuz sorumluluktan doğan külfete kamu hizmetinden yararlananların tümünün katlanması gerektiği, bu külfetin bir veya birkaç kişi üzerinde bırakılamayacağı açık olup, kamu hizmetini yerine getiren idarenin kusursuz sorumluluğundan doğan zararı tazmin etmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince 30.03.2023 tarihli yazı ile bilirkişilerden; davalı idarece yapılan köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesinde yer tesliminin 30.7.2008 tarihinde, geçici kabulün ise 7.8.2014 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenle taşınmazın bu dönemde fiilen kullanılamadığı, davacı tarafından kiracının 1.11.2008 tarihinde kira sözleşmesini feshettiği belirtilerek taşınmazı tahliye ettiği ileri sürülmüş ise de, bu hususta herhangi bir belge sunulmaması nedeniyle, taşınmazın tahliye edildiğinin kesin olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyasında 5.2.2009 tarihinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile anlaşılması karşısında, bu tarihten (5.2.2009 tarihinden) bakılan davanın açıldığı 30.10.2009 tarihine kadar davacının yoksun kaldığı kira gelirinin kaç Türk Lirası olduğu ve davacının taşınmazının mimari projesine uygun veya aykırı olduğu hususu değerlendirilmeksizin köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle değerinde bir azalma meydana gelip gelmediği (ay ve yıllar itibariyle açıkça belirtilerek) hususlarını tarafların iddiaları da dikkate alınarak rapor düzenlenilmesi istenilmesine rağmen düzenlenen raporda, dava konusu binanın inşaat aşamasında mevzuatta olması gereken kottan daha yüksekte yapıldığı, daha sonra yapılan köprülü kavşakla yol kotunun düşürülmesi sonucu binanın daha da yüksekte kaldığı, iki basamakla girişi mümkünken altı basamakla girilebilir hale geldiği yolun eğimli olması nedeniyle bina girişinde yer alan ... nolu dükkan cephesinden bir rampa ile ulaşımın sağlandığı yol kotunun ... ve ... nolu dükkan cephelerinde 50-60 cm ... nolu dükkan cephesinde 20 cm civarında düştüğü halihazırda üç dükkan birlikte kullanıldığından ulaşımın ... nolu dükkandan rahatlıkla sağlandığı, görünebilirliğin engellenmediği dolayısıyla taşınmazda bir değer kaybı oluşmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu ve anılan rapor hükme esas alınarak davacının taşınmazının bulunduğu alanda katlı kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesi nedeniyle, davacının uğradığı 2.949,45 TL kira kaybına ilişkin maddi zararının, bakılan davanın (adli yargıda) açıldığı 30.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya tazmini gerektiğine karar verilmiştir. Buna karşılık davacı tarafından dava açılmadan önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespit sonucu düzenlenen raporda, yol kotunun düşürülmesinden dolayı reklam kabiliyetinin azaldığı, eskiden düz ayak girme imkanı varken ancak merdivenle girilebilir hale geldiği, dolayısıyla taşınmazın değerinde %15 değer düşüklüğü meydana geldiği tespitlerine yer verildiği, dava konusu taşınmaz üzerindeki bina için 30.11.2007 tarihli yapı kullanma izin belgesi verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta bina için ruhsata aykırılık nedeni ile idarece her hangi bir işlem yapılmaması karşısında dava konusu binanın ruhsat ve mimari projesine uygun inşa edilmediği zaten öncesinde de yol kotunun üzerinde yapıldığı tespitinden hareketle sonrasında yapılan köprülü kavşak ve alt-üst geçit düzenlemesinin taşınmazın değerinde bir azalmaya sebep olmadığı yönündeki görüş ve değerlendirmelere ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Kira geliri kaybına ilişkin inceleme yapıldığında; Davacı tarafından dosyaya sunulan 15.07.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde aylık kira bedeli 5.000,00-TL olarak belirlenmiş iken, bilirkişi raporunda herhangi bir somut veri esas alınmadan 2009 yılı aylık kira bedeli 11,13,00-TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda İdare Mahkemesince yukarıda açıklanan ... Asliye Hukuk Mahkemesinde yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen raporu da dikkate alınarak ve binanın imar planı değişikliği ile öngörülen köprülü kavşak ve alt-üst geçit yapımı sonucunda değerinde bir azalma meydana gelip gelmediği ve yoksun kalınan kira geliri bakımından davacının dosyaya sunduğu kira sözleşmesindeki bedel üzerinden sözleşmedeki arttırım oranı dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle yeniden yerinde başka bilirkişilerle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla temyize konu idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalının temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 14/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.