T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1114 KARAR NO : 2026/91 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2019/809 Esas - 2023/345 Karar 1.BİRLEŞEN İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/503 E. - 2017/383 K. SAYILI DOSYASI 2.BİRLEŞEN İZMİR 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/381 E. - 2018/38 K. SAYILI DOSYASI DAV…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1114 KARAR NO : 2026/91 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2019/809 Esas - 2023/345 Karar 1.BİRLEŞEN İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/503 E. - 2017/383 K. SAYILI DOSYASI 2.BİRLEŞEN İZMİR 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/381 E. - 2018/38 K. SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2023 tarih 2019/809 Esas 2023/345 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA : Davacı vekili, 19.12.2010 tarihinde, davalı ...'ün sürücüsü olduğu .... plakalı aracı ile davacının sürücüsü olduğu .... plakalı motosiklete çarptığını, İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/174 E. 2011/1138 K. sayılı kararı ile davalı sürücü hakkında adli para cezasına hükmedildiğini, müvekkilinin kaza geçirdiğinde 22 yaşında olduğunu, özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ancak kaza sonrasında işten çıkarıldığını, kaza öncesinde profesyonel olarak bateri çaldığını, haftada en az iki gece müzik yaparak para kazandığını, kaza nedeniyle ayağında oluşan kırıklar sonucu bateri çalamadığını, 07.07.2014 tarihinde Balçova Belediyesinde işe girdiğini, motosikletinin hurda haline geldiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının işsiz kaldığı dönemler için yoksun kalınan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, özel güvenlik görevlisi olarak çalışamayacağından daha düşük ücretle başka bir işe girmesi nedeniyle yoksun kalınan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, profesyonel olarak bateri çalamaması nedeniyle yoksun kalınan kazanca mahsuben 1.000,00 TL, motosiklet hasar bedeli olarak 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın, ayrıca 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 02.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 13.368,54 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 294.605,06 TL'ye yükselterek, toplam 307.970,60 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketlerinin sorumluluklarının poliçe dahilinde olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 15.04.2021 tarihli duruşmada, araç hasarı ile ilgili tazminat taleplerinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Davacı vekili 08.07.2021 tarihli duruşmada, davalılardan .... A.Ş. ile manevi tazminat istemine ilişkin olarak sulh protokolü düzenlediklerini, manevi tazminat talepleri yönünden .... A.Ş. tarafından ödenen miktar kadar feragat ettiklerini beyan etmiştir. ASIL DAVAYA CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. (1.) BİRLEŞEN DAVA : İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/503 E. sayılı dosyasında davacı vekili, asıl davaya konu olan trafik kazasında müvekkilinin sürücüsü olduğu .... plakalı motosiklete çarpan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının davalı şirket olduğunu, davalı ....'in ise aracın işleteni ait olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işsiz kalınan dönemler için yoksun kalınan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, davacının özel güvenlik görevlisi işi yapamayacağından daha düşük ücretle başka bir işe girmesi nedeniyle yoksun kalınan kalınacak olan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, profesyonel olarak bateri çalamaması nedeniyle yoksun kalınan kazanca mahsuben 1.000,00 TL, motosikletin hurdaya çıkması nedeniyle 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan, ayrıca 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. (1.) BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. (2.) BİRLEŞEN DAVA : İzmir 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/381 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, yaptıkları araştırma sonucunda .... plakalı aracın kasko sigortacısının davalı şirket olduğunu öğrendiklerini bildirerek, işsiz kalınan dönemler için yoksun kalınan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, müvekkilinin özel güvenlik görevlisi işi yapamayacağından daha düşük ücretle başka bir işe girmesi nedeniyle yoksun kalınan kalınacak olan kazanca mahsuben 5.000,00 TL, profesyonel olarak bateri çalamaması nedeniyle yoksun kalınan kazanca mahsuben 1.000,00 TL, motosikletin hurdaya çıkması nedeniyle uğradığı zarara mahsuben 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitiyle sorumlu olmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. (2.) BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Davalı .... şirketi vekili, kazaya karışan .... plakalı araca ait müvekkili şirket kayıtlarında kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesinin bulunmadığını, aracın 09.08.2010 - 09.08.2011 vadeli motorlu kara taşıtları birleşik kasko sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe kapsamında artan mali mesuliyet teminatı bulunduğunu, bu teminatın limitinin ise 100.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin bu sigorta kapsamında üçüncü kişilere verilen zarardan sorumluluğunun ancak trafik sigortası teminat limitini aşan kısım olursa söz konusu olabileceğini, Karayolları Motorlu Araçlar Trafik Sigortası genel şartlarının teminat dışı hallerinin sayıldığı A.6. maddesinin k. bendi uyarınca, gelir kaybı, kar kaybı, iş durması gibi yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ATK İhtisas Dairesinden alınan 18.10.2019 tarihli raporda dava konusu kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'ün %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 20.01.2022 tarihli raporu ile davacının 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme sürecinin 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, hesap bilirkişisinden alınan rapora göre davacının geçici işgöremezlikten kaynaklanan zararının 10.350,63 TL, sürekli maluliyetten kaynaklanan zararının 244.741,44 TL olduğu, davacı tarafça motosiklet zararına ilişkin davadan feragat edildiği, yine davaya konu kaza nedeniyle davalı ....Şirketi tarafından davacı tarafa 13.000,00 TL manevi tazminat ödemesi yapıldığı, manevi tazminata ilişkin faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri, icra vekalet ücreti toplamından stopaj kesintisi sonucu 21.435,59 TL ödediği ve ödeme yönünden ibraname ve feragat ile sulh anlaşmasının düzenlendiği, KTK'nun 88. maddesi ve TBK'nun 61-62 ve 162,163 maddeleri uyarınca davalıların oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ve müteselsil sorumluluğun yasadan kaynaklanan bir sorumluluk türü olduğu, davacı tarafın her bir davalı yönünden 19.12.2010 tarihli trafik kazası nedeniyle davalılar aleyhine ayrı ayrı açtığı davaların asıl dava dosyasıyla birleştirildiği, müteselsil sorumluluk hükümleri nazara alındığında tahsilde tekerrür etmemesi için asıl ve birleşen dosyalar yönünden tek hüküm kurulması gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın davaya konu kaza nedeniyle... plakalı aracın kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı .... Şirketi tarafından davacı tarafa 13.000,00 TL manevi tazminat ödendiği ve taraflar arasında düzenlenen ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşmasında davacıya yapılan ödeme ile davacının .... şirketine ve sigorta şirketinin sigortalısı ve araç sürücüsünün gayri kabili rücu ibra edildiğinin belirtildiği, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi nazara alındığında davacı tarafın manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, maddi tazminat talebi yönünden asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile 10.350,63 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 244.741,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 255.092,07 TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğu ZMMS poliçe limiti 175.000,00 TL ile, davalı ....şirketinin sorumluluğu ZMMS poliçe limitini aşan miktar 80.092,07 TL ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla (davalı ...A.Ş.'den 10.11.2017 tarihinden, davalı .... Şirketinden 15.10.2018 tarihinden, davalılar ... ve .... (....)'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte) asıl ve birleşen dosyada davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat davasının manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde, davanın ilk olarak açıldığı İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/91 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilmeden önce ön inceleme yapıldığını, bazı delillerin toplandığını, bu dosyada önce davalı ... aleyhine dava açıldığını, davalının 06.10.2016 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında ceza dosyasının dışında delil bildirmeyeceğini beyan ettiğini, araç malikinin ... ve ZMM sigortasının ... A.Ş. olduğunu tespit etmeleri üzerine İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/503 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, davalı...'ın davaya cevap vermediğini, delil bildirmediğini, davalıların dinlenilen tanık ifadelerine, toplanan delillere karşı bir beyanlarının ve itirazlarının olmadığını, müvekkilinin alabileceği ortalama ücretin araştırıldığını, tanık beyanı ve gelen cevaplara göre bilirkişi incelemesi ile hesaplama yapıldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle %12,1 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalıların raporda belirtilen sürekli iş görememezlik oranına ve elde edilen ek gelir hesaplamasına, hesaplanan tazminat bedeline bir itirazda bulunmadıklarını, görevsizlik kararı ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gelen dosyada davalılar ... ve ....vekilinin 18.12.2019 tarihli dilekçesi ile hem yeni delil toplanması talebinde bulunduğunu, hem de İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında alınmış rapora itiraz ettiğini, yerel mahkemenin bu itirazları kabul ederek yeniden delil toplanmasına karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların görevsiz mahkemeye verdikleri cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile başlayan iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının görevli mahkemede de geçerli olduğunu, 18.09.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunun davalılara 20.09.2018 tarihinde bizzat tebliğ edildiğini, davalıların bu rapora iki haftalık yasal süre içinde itirazda bulunmadıklarını, davalılar ... ve ... açısından müvekkilinin kalıcı iş göremezlik oranının %12,01 olarak kesinleştiğini, dosyanın yeniden ATK incelemesine gönderilerek, bu oranın azalması üzerine yeniden iş görmezlik tazminatı hesabı yapılmasının ve bu konudaki itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, dosyada müvekkilinin özel güvenlik görevlisi ve müzisyen olduğuna dair bilgi ve delil mevcut olduğu halde, adli tıp raporunda düz işçi olarak nitelendirilmesinin ve iş göremezlik oranının düz işçiye göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat bedelinin ...A.Ş. tarafından ödendiğini, manevi tazminat talebinden dolayı davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davacı tarafın dava dilekçesinde faiz talep etmediğini, faizin başlangıç tarihini belirtmediğini, dava dilekçesinde kaza tarihinden itibaren faiz talep ettiğine dair bir beyanda bulunmadığını, davacının çalışma gücü kaybı oranı belirtmediğini, bu yönde bir talepte bulunmadığını, denetime elverişsiz bilirkişi raporu alındığını, davacının baterist olduğunu ve aldığı ücreti ispatlayamamasına rağmen haftada 2 gün çalıştığı iddia olunmasına rağmen; haftada 3 gün çalışma üzerinden inceleme yapıldığını, asgari ücretin 4 katından fazla kazanç hesaplanan rapora itibar edildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Asıl ve birleşen davalar, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı, işleteni ve sürücüsünden geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle manevi tazminat davasının reddine, maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. (Aynı yönde Yargıtay 4.HD 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K. sayılı ilamı). Asıl davanın açıldığı İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/91 E. sayılı dosyasında tek hekimden alınan 28.09.2017 tarihli maluliyet raporunda her ne kadar kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet değerlendirmesi yapılmış ise de, yargılamanın devamında ilk derece mahkemesince usulüne uygun şekilde Adli Tıp Kurumundan yine kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alındığı, iki rapor arasındaki çelişkinin ise Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 20.01.2022 tarihli raporu ile giderilmiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. Faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmez. O halde; davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebilir. Davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay 3. HD 04.03.2021 tarih ve 2020/8977 E.- 2021/2307 K., 17 HD 09.02.2015 tarih ve 2013/16380 E. - 2015/2226 K. Sayılı ilamı) Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, tarafların kusur durumun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sistemine göre yapılmasına, tazminat miktarının kaza tarihinde geçerli olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyanınca hesaplanmış olmasına, davacının gelirinin soysal ve ekonomik durumuna uygun düşecek şekilde saptanmasına, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı işleten ve sürücü lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketlerince kanıtlanamamış olmasına, mahkemece hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularını esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ve davalılar ....ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olarak asıl ve birleşen davalar yönünden alınması gerekli (732,00x3) 2.196,00 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.016,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... (...) .... yönünden istinaf karar harcı olan 17.425,33 TL'den peşin alınan 4.356,33 TL'nin mahsubu ile bakiye 13.069,00 TL harcın davalı .... (....) ....'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 17.425,33 TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalılar .... ve ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.