T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/834 KARAR NO : 2025/1780 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2023 NUMARASI : 2021/729 Esas - 2023/71 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/12/2025 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/01/2023 tarih 2021/729 Esas 2023/71 Karar sayılı kararın…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/834 KARAR NO : 2025/1780 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2023 NUMARASI : 2021/729 Esas - 2023/71 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/12/2025 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/01/2023 tarih 2021/729 Esas 2023/71 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davacının davalı bankanın Torbalı Şubesi nezdinde bulunan hesabından sahte e-postalar ve e-posta adresleri ile davacının ıslak imzası, talimatı veya talebi olmaksızın 38.504,08 Euro'nun üçüncü kişilere ait yurtdışı hesaplarına swift işlemi gerçekleştirildiğini ve zarara uğratıldığını, davacının işlemin durdurulması için davalı bankaya ihtarname gönderdiğini, yapılan işleme dair davacı şirketin bir talimatı olmadığını, yazılı talimat olmaksızın gerekli kontroller yapılmaksızın yapılan yüklü miktardaki swift işleminde davalı bankanın ihmal ve kusuru bulunduğunu, davalının davacının zararının giderilmesi gerektiği belirterek; 38.504,08 Euro bedelin hesaptan çıkış tarihi olan 29/04/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yabancı para borcunun faizinde Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduatına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davaya konu işlemin 28.04.2021'de gelen e-posta ile başladığı ve bu e-posta bilgi ksımında davacının beş çalışanının takip ettiği .... e-posta adresinin, davalı bankanın Torbalı Şube müşteri ilişkileri yetkilisi .... ve üç farklı davacı şirket yetkisine ait e-postanın eklendiği, e-posta ekinde 28.04.2021 tarihli ve 2021-37 numralı talimat ve proforma fatura bulunduğu, banka olarak .... ve alıcı olarak ....IBAN numaralı .... firmasının yer aldığını, davalı çalışanı tarafından para transferi için iş talebi oluşturduğu, genel müdürlüğün işlemi onayladığını, 29.04.2021 tarihinde para transferinin tamamlandığını, dava konusu olaydaki e-postanın iletildiği, bu durumun hayatın olağan akışında gün sonunda rastlanabilen bir olay olduğu, davacının davalı bankadaki 2021-036 numaralı talimat ile dava konusu talimattaki firma kaşesi ve yetkili imzasının birebir aynı olduğu, davacının davalı bankaya 2015 yılından itibaren gerçekleştirdiği tüm işlemlerin ıslak imzasız olduğunu, e-posta yoluyla işlem gerçekleştirilmesi istendiğini, ıslak imzalı evrakların sonradan temin edildiğini, bankaya yüklenebilecek kusur bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güven kurumu olan davalı bankanın basiretli tacir gibi davranmayarak davacının hesabından yapılan Eft işlemi sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek sahte işlem sonucu davacının hesabından davacının bilgisi dışında para çıkışına sebep olduğundan davacının hesabından aktarılan paradan sorumlu olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının e-postaları doğrulamadığı, dava konusu işleme ilişkin davalı banka ile geç iletişime geçtiği şeklinde tespite yer verilmiş ise de bu hususların dava konusu Eft işleminin gerçekleşmesinden sonraki sürece ilişkin olup, davacı tarafa kusur olarak atfedilemeyeceği, belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığını, kararının vekalet ücretine ilişkin hükmünde hukuka aykırılık bulunduğunu, karara karşı vekalet ücretine ilişkin hüküm bakımından katılma yoluyla istinaf başvurusu talebinde bulunduklarını, vekalet ücretinin eksik hesaplandığınını, vekalet ücretinin karar tarihindeki ....Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, olayın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunduğunu, bilirkişi Raporu Dikkate Alınmaksızın Olaya İlişkin Tüm Kusurun Bankaya Yüklenerek Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin yerinde olmadığını, dava dosyası incelendiğinde olayın bir dolandırıcılık işlemi olduğunu, bankanın dolandırıcılığın tarafı olmadığı ve bu dolandırıcılığın ilk aşamasının .... şirketinin kusuru ile davacı firmanın kullanmakta olduğu E-posta adreslerine 3.kişi/kişilerce erişim sağlanarak banka ve davacı firma arasında gerçekleştirilen para transferi talimatlarına ilişkin e-posta içeriklerinin kopyalanarak iğfal kabiliyeti yüksek sahte e-posta üretildiğini, 28.04.2021 tarihli para transferi talimatını içeren E-posta iletisinin ekinde firma kaşesi ve firma yetkilisinin imzası bulunan 2021-037 numaralı 28.04.2021 tarihli talimat ve söz konusu talimata ilişkin proforma fatura bulunduğunu, firmanın diğer talimatları da incelendiği takdirde talimat düzeninin ve firmanın kullandığı unsurların aynı olduğunu, para transferlerinin içeriklerinin birebir kopyalanmış olması davacı firmaya ait e-posta adresine 3.kişi/kişilerin erişimi olduğunu kanıtladığını, e-posta adreslerinin korunması davacının kendi sorumluluğunda olduğundan sadece bu husus dahi davacı firmanın kusurunu ortaya koymakta yeterli olduğunu, bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı firma kendisine gelen E-postaları doğrulamadığını ve bu konuda banka ile geç iletişim kurduğunu, sahte şekilde gönderilen E-posta iletisinin davacı firma yetkililerinden en az beş kişi tarafından görüldüğünü, davacı firmanın banka ile erkenden iletişime geçmesi işlemden geri dönülebilmesi adına büyük önem taşımaktayken davacı yan tarafından banka ile iletişime geçmekte geç kalındığını, tarafların kusur oranlarının raporda tespit edilmediğini, ek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, bankaların kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, olağan-doğal iş akışı içinde gerçekleştirilen 28.04.2021 tarihli işlem için firma yetkililerinin kendilerinden teyit alınmadığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının yıllık yaklaşık 3,5-4 Milyon USD’lik ithalat işlemlerinin tamamına yakın kısmı banka aracılığıyla gerçekleştirilmekte olup 28.04.2021 tarihi öncesinde de bu tür ve bu tutarlarda çokça işlemi aynı yöntemle gerçekleştirildiğinden taleple ilgili herhangi bir soru işareti oluşmadığından işleme devam edildiğini, geçmiş transferlere ilişkin çalışma şekli göz önüne alındığında ve normal şube işlemleri doğrultusunda tamamlanan işleme ait bankanın bir hatası olmadığını, e-posta iletisinin gönderici/bilgi kisminda yer alan e-posta adresleri ve e-posta iletisinin ekinde yer alan talimatın daha öncesinde Bankamıza firma tarafından iletilen e- posta iletilerinden farklı olmadığını, dolandırıcılığa ve davaya konu 28.04.2021 tarihli 2021-037 numaralı 38.540,08 EUR tutarlı talimata ilişkin olarak bankaya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava davacının davalı banka hesaplarındaki usulsüz işlemler nedeni ile uğranılan zarara karşılık hesabın bulunduğu davalı bankadan maddi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle esas davanın kabulüne, karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların kusur ve sorumluluğunun mutat bankacılık uyğulamaları ile ilgili mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, özellikle, bankaya ait e-posta adresine gönderilen e-postanın oltalama olarak tabir edilen sahte alan adına ait e-postadan gönderilmiş olmasına karşın banka personelinin teknik bilgi ve yetkinliği olması sebebiyle gönderimi yapan e-posta adresinin sahte olduğunu “yanıtla” seçeneğiyle rahatlıkla denetleyebilecek ve gönderilen e-posta bilgi alanındaki....e-posta adresinin de farklı alan adına ait olduğununun anlayabilecek olması karşsınında bankanın dosyaya konu olayda kendisinden beklenen teknik güvenlik önlemlerini almadığının, müşterisinin gerçek müşterisi olup olmadığını denetlemediğinin ve kimlik doğrulama yapmadığın anlaşılmasına, istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanmasına, (Yargıtay 11. HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K. Yargıtay 11. HD'nin 14/12/2022 tarih ve 2021/8284 E. 2022/9092 K. Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2006 tarih ve 2006/6503 E. - 2006/11543 K., 18/11/2019 tarih ve 2018/2605 E. - 2019/5172 K., Yargıtay 13. HD'nın 04/12/2019 tarih ve 2016/23646 E.- 2019/12123) kabul edilen dava değeri, haklılık oranı ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT ve Harçlar Kanunu hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 29.011,26-TL'den peşin alınan 7.252,81-TL'nin mahsubu ile bakiye 21.758,45-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.