Başvuru, belediyede sosyolog kadrosunda çalışan başvurucunun belediye başkanının eşi hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, belediyede sosyolog kadrosunda çalışan başvurucunun belediye başkanının eşi hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1966 doğumlu olan başvurucu, olayların yaşandığı tarihte Bursa Nilüfer Belediyesi (Belediye) Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğünde sözleşmeli sosyolog olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, iş akdinin feshedildiği tarihte Nilüfer Kadın Sığınmaevi koordinatörü olarak çalışmaktadır. Belediye tarafından 2017 yılında, fiziki koşullarının yetersizliği ve güvenlik zaafiyeti gerekçesiyle yenisi yapılana kadar mevcut sığınmaevinin geçici olarak kapatılması ve başvurucu haricinde burada sözleşmeli olarak çalışan personelin görevine son verilmesi fikri kurum içinde tartışılmaya açılmıştır. Başvurucu, bu fikre katılmadığını kurum içindeki yetkililerle paylaşmış ve bu düşüncenin gözden geçirilmesi talebiyle Belediye Başkanı B.ye bir elektronik posta göndermiştir. Buna ilave olarak Belediye Başkanı'nın sosyal destek hizmetleri müdürü olarak görev yapan eşi S.B.ye bir mektup göndererek kendisinden yardım istemiştir. Başvurucunun bu girişim ve çabalarına rağmen Belediye, kapatma ve personelin işten çıkarılması kararı almıştır. Kapatma kararı yerel ve ulusal basında tartışmalara konu olmuş, çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından eleştirilmiştir. Bazı yayın organlarında sığınmaevinin kapatılmasının asıl gerekçesinin Belediyenin burada çalışan personelle bütün ilişiğini kesmek istemesi olduğu iddia edilmiştir. Aynı şekilde Hürriyet gazetesinde geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden A.A. isimli köşe yazarı da sığınmaevinin kapatılmasına ilişkin olarak 1/6/2017 tarihli bir yazı kaleme almıştır. Bu yazıda özetle söz konusu sığınmaevinin geçmişteki faaliyetleri ile kadınlar için ne derece önemli olduğu ve başka ülkeler için de örnek teşkil ettiği hususlarını belirttikten sonra sığınmaevinin kapatılma gerekçesinin Belediye tarafından gösterilen gerekçeler olmadığını iddia etmiştir. Yazar, köşe yazısında kapatma kararının kurumda çalışan personelin kurumla ilişiğinin tamamen kesilmesi amacına yönelik olduğunu ileri sürmüştür. Yazar bu iddiasını bir sivil toplum kuruluşundaki yetkili ile kurumda çalışan bir personelden aldığı bilgilere dayandırdığını köşe yazısında beyan etmiştir. Aynı tarihlerde, WhatsApp isimli telefon uygulamasındaki Kadın Sağlığı Eğitim Programı isimli bir grupta başvurucu tarafından yapıldığı iddia edilen bir paylaşımı, grupta yer alan bir başka kişi Belediye Başkanı'na iletmiştir. Söz konusu paylaşımda şu ifadeler geçmektedir:"Nilüfer Belediyesi, Kadın Sığınma Evini kapattı ve ben hariç bütün arkadaşlarımı işten çıkardı. Elimden gelen gelmeyen her şeyi yaptım ama kalmalarını işlerine devam etmelerini sağlayamadım. Şimdi sosyal medyadan bir tepki ve protesto başlattık. Bu haberin iyice ayyuka çıkması ve her türlü eleştirinin, yazının yazılması lazım. Eğer sözünde durursa Salı günü [A.A.] yazacak. Kadın dernekleri de harekete geçti, bir bildiri yayınlayacaklar. Tepki yazarken Nilüfer Belediyesinin Kadın Sığınma Evinin bağlı olduğu müdürlük belediye başkanının karısının müdür olduğu müdürlükmüş yani belediye başkanının karısı kadın sığınma evini kapatmış ve çalışanların işlerine son vermiş. İşte bir kadının diğer kadınlara yaptığı. CHP'li belediye kadın sığınma evini kapatmış. CHP'den de beklenen budur zaten. CHP'li başkanın karısı kadın sığınma evini kapatıp çalışanları işinden etmiş. CHP'li başkanın karısı kargaların bile [g.tleriyle] güleceği bir nedenle sığınak kapatıp çalışanları işsiz bıraktı. Bir belediye nedeni ne olursa olsun sığınak kapatamaz." Tüm bu gelişmeler üzerine 2017 yılı Haziran ayı başlarında Belediyenin İnsan Kaynakları Müdürlüğü, sivil toplum örgütlerine ve kamuoyuna sözlü ve yazılı olarak Belediyeyi karalayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullandığı gerekçesiyle başvurucunun yazılı savunmasına başvurmuştur. Başvurucu, birkaç gün sonra verdiği yazılı savunmasında söz konusu olaylarla bir ilgisinin olmadığını ifade ederek iddiaları reddetmiştir. Temmuz ayının ortalarında ise Belediye Başkanı B.nin oluru ile başvurucu hakkında Belediyenin Teftiş Kurulu Müdürlüğü tarafından konuyla ilgili inceleme ve araştırma yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu; anılan inceleme kapsamında ilgili müfettişe verdiği beyanında sığınmaevinin kapatılmasıyla ilgili kurum içindeki yetkili kişiler ile görüştüğünü, Belediye Başkanı'na elektronik posta gönderdiğini, diğer iddiaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Belediye, başvurucu hakkında Teftiş Kurulu Müdürlüğü tarafından inceleme ve araştırma başlatılmasından dört gün sonra 21/7/2017 tarihinde, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinin (b) ve (e) alt bentleri uyarınca haklı fesih şartları oluştuğundan bahisle başvurucunun iş akdini sona erdirmiştir. Bunun üzerine başvurucu, iş akdinin feshedilmesinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Bursa İş Mahkemesi (Mahkeme) 21/2/2018 tarihli kararıyla feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun Belediye Başkanı'na gönderdiği elektronik postanın sığınmaevinde yaşananların bildirilmesinden ibaret olduğu, başvurucu kabul etmese de söz konusu telefon mesajlarının sığınmaevinin kapatılması ve çalışanların işlerine son verilmesine yönelik hak arayıcı yazılar olduğu belirtilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Davalı tarafından davacının iş akdinin ahlak ve iyiniyete aykırı durumu nedeniyle feshedildiği belirtilmiş ise de, 1/6/2017 tarihinde Hürriyet Gazetesinde [A.A.] köşe yazısı nedeniyle davacının 5/6/2017 tarihinde savunmasının alındığı, 21/7/2017 tarihinde davacının iş akdinin çıkışına karar verildiği, davacının Belediye Başkanlığına gönderdiği mailin Kadın Sığınma evindeki durumu bildirmesi niteliğinde olduğu, her ne kadar davacı tarafından yapıldığı ispatlanamamış ise de, davacı tarafından yapıldığı kabul edilse dahi, Kadın Sığınma Evinin kapatılmaması, çalışanların işten çıkartılmaması yüzünden hak arayıcı yazılar olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı işverenin iddia ettiği gibi davacının belediye aleyhine kamuoyu oluşturma çalışmalarının bulunduğu ispatlanamamış, davacının tek isteğinin kadın sığınma evinin kapatılmaması olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kabulü ile davacının işe iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Davalı Belediyenin istinaf talebi üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Daire) 27/9/2018 tarihli kararıyla Mahkemenin anılan kararını kaldırmış ve davanın reddine karar vermiştir. Daire gerekçesinde, dosyaya sunulan WhatsApp mesajında geçen ifadelerin hak arama amacını aşan, Belediye Başkanı'nın eşine karşı sataşma boyutuna ulaşacak nitelikte yazılar olduğu değerlendirilmiştir. Daire kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Davacının iş akdi davalı tarafın savunmasından anlaşılacağı üzere 4857 sayılı yasanın 25/II-b maddesine göre derhal feshedilmiştir. 4857 sayılı yasanın 25/II-b maddesi 'işçinin, iş veren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması, yahut iş veren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması.' hükmünü içermektedir.Yerel mahkemesince kadın sığınma evinin kapatılmaması çalışanların işten çıkartılmaması amacıyla davacının yazılar yazdığı ve bu yazıların hak arayıcı yazılar olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de karar usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.Mevcut dosya kapsamından davacının kadın sığınma evi kapatıldıktan sonra belediyenin başka bir biriminde çalışmaya devam ettiği, bu süre zarfında kadın sığınma evinin kapatılması nedeniyle belediye aleyhine kamuoyu oluşturmaya çalıştığı bir gerçektir. Herkes haklarını savunurken ve haklarını ararken anayasanın bireye verdiği hak ve yetkileri kullanmakta özgürdür ancak bu özgürlük hakaret, iftira boyutuna varmamalıdır. Davacının whatsapp yazışmalarında belediye başkanı eşine karşı sataşma boyutuna ulaşacak nitelikte yazılar yazdığı mevcut dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durum hak arama boyutunu aşmış, sataşma niteliği kazanmıştır. Yanılgılı değerlendirme yapılarak davanın kabulü usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Davalı tarafınca4857 sayılı yasanın 25/II-b maddesi uyarınca yapılan fesih haklı bulunmuştur.Sonuç olarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca yerel mahkemenin kararının kaldırılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Nihai karar başvurucuya 17/10/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4857 sayılı Kanun'un "Feshin geçerli sebebe dayandırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:''Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır...'' 4857 sayılı Kanun'un "İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:...II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:...b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması....e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. ...İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir."