7. Ceza Dairesi 2024/4459 E. , 2025/1931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/161 E., 2024/113 K. SUÇ : 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzeltilerek onama Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği yönünden; suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğünün davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık müdafiin temy
**7. Ceza Dairesi 2024/4459 E. , 2025/1931 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/161 E., 2024/113 K. SUÇ : 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzeltilerek onama Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin temyiz isteği yönünden; suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğünün davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık müdafiin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I- Şikâyetçi İl Sağlık Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Açılan kamu davasının niteliğine göre; 1219 sayılı Tabâbet ve Şu'abatı San'atlarının Tarz-ı İcrâsına Dâir Kanun'un 41. maddesinde öngörülen suçla korunan hukuki yararın kamu sağlığı, suçun mağdurunun ise toplumu oluşturan bütün bireyler olduğu, davaya katılma hak ve yetkileri Kanunda açıkça yazılı olmayan ve suçtan doğrudan zarar görmeyen İl Sağlık Müdürlüğünün davaya katılma ve hükmü temyize yetkileri bulunmadığı, Mahkemece kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına kabulünün, şikâyetçiye bu niteliği ve dolayısıyla kanun yoluna başvurma hak ve yetkisi kazandırmayacağından, şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II- Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Yönünden; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ve dosyadaki diğer delillere göre atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken hükmün gerekçe kısmında alt sınırdan uzaklaşıldığının belirtilmiş olmasına karşın, kısa kararda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesine göre alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilmiş olmasına rağmen alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl hapis ve 10.000 gün adlî para cezasına hükmolunarak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunması, 2. Sanık hakkında neticeten hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis ve 208.320,00 TL adlî para cezasından, öncelikle zincirleme suç hükümleri kapsamında olan ve kesinleşen Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/643 Esas, 2020/250 Karar sayılı kararı ile hükmolunan 10 ay hapis cezasından çevrilme 6.000,00 TL adlî para cezası ile doğrudan hükmolunan 80,00 TL adlî para cezasının mahsubuna karar verilmesi, sonrasında ise 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereği sanığın cezada kazanılmış hakkı korunarak bozma öncesinde hükmolunan hapis cezasından çevrilme 6.000,00 TL ve doğrudan hükmolunan 80,00 TL adli para cezası üzerinden infazın yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek uygulama sırasının karıştırılması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.