T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/504 - 2026/512 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/504 KARAR NO : 2026/512 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2025 NUMARASI : 2023/521 Esas - 2025/688 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10/04/2026 İlk derece mahkemesince veril…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/504 - 2026/512 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/504 KARAR NO : 2026/512 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2025 NUMARASI : 2023/521 Esas - 2025/688 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10/04/2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinden yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.08.2011 günü sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Fatih Mahallesi, Atatürk Caddesi üzerinde seyrini sürdürdüğü, bu esnada dikkatsizliği ve kurallara aykırı davranması sebebiyle yaya olan müvekkiline çarpması sonucunda araç dışı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, yaya konumunda bulunan ve kaza sonucu yaralanan müvekkilinin bu kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru olmadığını, davalının müşterek ve müteselsil sorumluluk esası çerçevesinde meydana gelen zararı tazmin etmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapılırken TRH-2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Hesap Yöntemi uygulanması gerektiğini belirterek, 21.08.2011 tarihinde meydana gelen araç dışı yaralanmalı trafik kazası nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu maddi zararlar için, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilin sürekli iş göremezliği dolayısıyla 50,00-TL, bakıcı gideri için 25,00-TL ve karşılanmayan tedavi giderleri için 25,00-TL olmak üzere toplamda 100,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalı tarafından müşterek ve müteselsil sorumluluk esasları çerçevesinde tazmin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; mezkur kaza neticesi davacı yanda kalıcı araz meydana gelmemiş olduğundan müvekkil şirketin dava konusu taleplerden sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın, mezkur kaza nedeniyle uğramış olduğu iddia olunan iş göremezlik zararına, bakıcı gideri ve sağlık harcamalarına yönelik taleplerinden müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın maddi tazminat taleplerine karşı sunmuş oldukları itirazları bâki kalmak kaydı ile davacı yanın avans faiz talepleri usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle reddine, davanın esastan dahi reddine, müvekkil davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; dava konusu kazanın 21.08.2011 tarihinde meydana geldiği, 21.09.2011 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davacının sigorta şirketine 09.05.2023 tarihli dilekçe ile başvurduğu, 10.05.2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunu yaptığı, 18.07.2023 tarihinde ise işbu davayı açtığı, davacının tedavi evraklarının 2011 yılına ait olduğu, 2022 tarihli skar revizyon ameliyatının gelişen durum teşkil etmeyeceği hususu ile birlikte ceza zamanaşımı ve zamanaşımını kesen sebepler hep birlikte değerlendirildiğinde dahi talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından zamanaşımı başlangıcının yanlış değerlendirildiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan raporda müvekkilin maluliyet durumunun ancak 12/09/2022 tarihinde yapılan ameliyat sonrasında stabil ve kalıcı hale geldiğinin belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından skar revizyon ameliyatının gelişen durum olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, cismani zararlarda zamanaşımının zararın ve kapsamının kesin olarak öğrenildiği tarihte başlayacağını, tıbbi sürecin devam ettiği durumlarda, durum stabil hale gelmemişse zararın tam olarak öğrenildiğinden söz edilemeyeceğini, müvekkilin tedavisinin 2022 yılına kadar devam ettiğini, durumunun bu tarihte stabil hale geldiğini, zamanaşımı süresinin 12/09/2022 tarihinden itibaren başlaması gerekirken kaza tarihinin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihinde müvekkilinin gelişim çağında olduğunu, çocuklarda kemik gelişimi ile vücut yapısındaki değişimler tamamlanmadan kalıcı sakatlık oranının kesin olarak tespitinin tıbben mümkün olmadığını, mahkemenin zararın 2011 yılı olan kaza tarihinde öğrenildiğini varsaymasının tıbbi gerçeklerle ve Yargıtay içtihatlarıyla bağdaşmadığını, Hacettepe Üniversitesi'nin 14/02/2025 tarihli raporunda müvekkilin %5,1 oranında meslekte kazanma gücü kaybı yaşadığı ve bu durumun sekel haline geldiğinin belirtildiğini, aynı zamanda tedavi süresince 2 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyduğunu ve tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, maluliyet oranının ve belirlenen sürelerin müvekkilin fiilen yaşadığı zorlukları ve tedavi sürecinin uzunluğunu tam olarak yansıtmadığını, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin müvekkilin hak arama özgürlüğünü açıkça cezalandırmak anlamına geldiğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 22/08/2011 günü davalı şirkete sigortalı ... plakalı araç dava dışı ... isimli kişinin sevk ve idaresinde iken davacı/yaya ...’a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve eldeki sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve karşılanmayan tedavi gideri istemli maddi tazminat davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının maluliyet durumunun tespiti için Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından davacının muayenesi de yapılmak suretiyle alınan 14/02/2025 ve 07/07/2025 raporlarda; kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre davacının kazaya bağlı çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %5,1 (yüzde beş virgül bir) olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 (iki) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) aya kadar uzayabileceği, davacının daha sonra 12/09/2022 tarihinde skar revizyon ameliyatı olduğu, davacının kliniğinin stabil ve kalıcı hale geldiği bu ameliyatın hastanın maluliyetini artıracak nitelikte olmadığı mütalaa edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Ceza zamanaşımı süresi ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıldır. KTK'nın 109/1. maddesinde, tazminat talebinin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde kaza gününden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiş, KTK'nın 109/2. maddesinde ise davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması durumunda ise eylem için Ceza Kanunu'nda daha uzun bir süre öngörülmüş ise bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 2016/8609 Esas - 2019/3324 Karar sayılı kararında; “2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015-1495 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).” görüşüne yer verilmiştir. Somut olayda; dava konusu yaralamalı trafik kazasının 22/08/2011 tarihinde meydana geldiği, bu olay nedeniyle TCK’nın 66. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, davacının ilk olarak sekiz yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 09/05/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunup, daha sonra 18/07/2023 tarihinde zamanaşımı süresi dolduktan sonra eldeki davayı açtığı, dosya kapsamında yer alan raporlara göre gelişen bir durum söz konusu olmadığı gibi, davacının geçirdiği 2022 tarihli skar revizyon ameliyatının estetik operasyon niteliğinde olduğu anlaşıldığından zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.