Başvurucu, fazladan yapılan vergi kesintisinin iadesi talebiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle Anayasa’nın 2. , 35. , 36. ve 14 maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, fazladan yapılan vergi kesintisinin iadesi talebiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle Anayasa’nın , , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 10/1/2014 tarihinde Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, özel bir şirket ile yaptığı 65240, 5664, 74734, 86881, 86882, 90036, 92353 numaralı bireysel emeklilik sözleşmelerini kendi isteği ile sonlandırmıştır. Bunun üzerine başvurucuya yaptığı ödemeler iade edilmiş, ancak yapılan geri ödemenin tamamı üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılmıştır. Başvurucu 30/3/2012 tarihli dilekçesi ile elde ettiği gelir üzerinden vergi alınması gerekirken kendisine yapılan tüm geri ödemeler esas alınarak vergi alınmasının hata kapsamında olması nedeniyle düzeltilmesi istemiyle Gelir İdaresi Başkanlığına başvurmuş, Başkanlık 14/5/2012 tarih ve 52274 sayılı işlemi ile talebi reddetmiştir. Başvurucu, her bir sözleşme için kesilen vergilerin yasal faizleri ile birlikte tarafına ödenmesi istemiyle İstanbul Vergi Mahkemesinde dava açmış, Mahkeme 8/10/2012 tarih ve E.2012/1482, K.2012/2634 sayılı kararı ile “… davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, kesinti yoluyla fazla alınan verginin 65240,74734,86881,86882,90036,92353 nolu sözleşmeler için davacıya iadesine, 5664 nolu sözleşme için ise davanın reddine” şeklinde karar veriştir. Başvurucu, Aydın İcra Müdürlüğünün 2013/186 sayılı dosyası üzerinden vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve asıl alacak için 065 TL’nin ve işlemiş faiz için 970,87 TL’nin tahsili için icra takibi başlatmış, buna karşı Gelir İdaresi Başkanlığı da Aydın İcra Hukuk Mahkemesinin E.2013/25 sayılı dosyasında açtığı dava ile İstanbul Vergi Mahkemesi kararında herhangi bir meblağın iadesine yönelik karar verilmediği gerekçesiyle takibin iptalini istemiştir. Başvurucu, 11/2/2013 havale tarihli dilekçesi ile İstanbul Vergi Mahkemesine başvurmuş ve Mahkemenin verdiği kararda faiziyle birlikte iadesi gereken tutarın yazılmadığını belirterek açıklama talebinde bulunmuştur. Mahkeme 20/3/2013 tarih ve E.2012/1482 sayılı kararı ile açıklama talebini reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Olayda, Mahkememize hitaben yazılan, 2013 havale tarihli dilekçe ile Mahkememizin 2012 tarih ve E:2012/1482, K:2012/2634 sayılı kararında, faiziyle birlikte iade edilmesi gereken tutarın yazılmadığı belirtilerek açıklama istenilmiş ise de, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin söz konusu kararda, sözleşme numaraları belirtilerek kesinti yoluyla fazla alınan verginin iadesine hükmedilmiş olup, faize hükmedilmediği, sözleşme içeriği iade edilecek vergi, sözleşme numaraları bazında belirli olduğundan ve vergi dairesince hesaplanacağından dolayı, iadesi gereken tutarın ayrıca kararda belirtilmesine yer olmadığı anlaşıldığından, diğer taraftan faiz hükmedilmemesi hususu ise yukarıda yer verilen Kanunun hükmü gereği açıklama kapsamında olmayıp, ancak “itiraz” ve sonrasına süresinde yapılacak “karar düzeltme” taleplerinde ileri sürülebileceğinden, açıklama isteminin reddine…” Aydın İcra Hukuk Mahkemesi 5/4/2013 tarih ve E.2013/25, K.2013/103 sayılı kararı ile İstanbul Vergi Mahkemesi kararında iadesine karar verilen miktarın belirtilmediği gerekçesiyle Aydın İcra Müdürlüğünde başlatılan takibi iptal etmiştir. Başvurucu, İstanbul Vergi Mahkemesinin açıklama talebinin reddi kararında davanın esası hakkında verdiği 8/10/2012 tarihli hükmü değiştirdiğini ileri sürerek itiraz başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Vergi Mahkemesi 15/4/2013 tarih ve E.2012/1482, K.2012/2634, T.2012/2411 sayılı kararı ile itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Dava dosyasının incelenmesinden; Mahkememizce verilen 08/10/2012 günlü E: 2012/1482, K: 2012/2634 sayılı kararının, 19/11/2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından verilen temyiz dilekçesinin ise, 02/04/2013 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına girdiği anlaşılmıştır.Bu durumda, tarihinde tebliğ edilen Mahkememiz kararının karşı, (30) günlük itiraz süresi geçirildikten sonra itiraz edildiği anlaşıldığından yukarıda anılan Kanun'un 48/maddesi uyarınca itiraz isteminin süre aşımı yönünden reddi gerekmektedir.” Başvurucu bu karara da itiraz etmiş, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 12/7/2013 tarih ve E.2013/13375, K.2013/10887 sayılı kararı itirazı reddetmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Mahkemenin 13/12/2013 tarih ve E.2013/20782, K.2013/20239 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar başvurucuya 6/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi şöyledir:“ Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar yeterince açık değilse, yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın açıklanmasını veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Açıklama dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilir. Kararı vermiş olan daire veya mahkeme işi inceler ve gerek görürse dilekçenin bir örneğini, belirleyeceği süre içinde cevap vermek üzere, karşı tarafa tebliğ eder, cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan biri, açıklama veya aykırılığın kaldırılmasını isteyen tarafa gönderilir. Görevli daire veya mahkemenin bu husustaki kararı, taraflara tebliğ olunur. Açıklama veya aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir.” 2577 sayılı Kanun’un maddesinin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“ İdare ve vergi mahkemelerinin yukarıdaki fıkra uyarınca verdikleri nihaî kararlara karşı itiraz süresi, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gündür. İtiraz, temyizin şekil ve usullerine tabidir.”