DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1688 E. , 2024/1195 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1688 Karar No : 2024/1195 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Birliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALI) .. Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ... Federasyonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2022 tarih ve E:2019/13675, K:2022/12015 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedi
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1688 E. , 2024/1195 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1688 Karar No : 2024/1195 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Birliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : I-(DAVALI) .. Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ... Federasyonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2022 tarih ve E:2019/13675, K:2022/12015 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 02/03/2019 tarih ve 30702 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "veya bunlara ilişkin teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli" ibaresi, 6. maddesinin 2. fıkrası, 7. maddesinin 3, 4, 5 ve 9. fıkraları, 8. maddesinin 4. fıkrası, 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, geçici 1. maddesi ve Yönetmelik'in ekindeki "Şantiye Şefleri Tarafından İlgili İdareye verilecek Taahhütname Örneği"nin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2022 tarih ve E:2019/13675, K:2022/12015 sayılı kararıyla; Dava konusu Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'e karşı davacı Odanın dava açma ehliyetine sahip olduğu sonucuna ulaşıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiş, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5 ve 8. fıkraları, 38. maddesinin 2. fıkrası, 44. maddesinin I. fıkrasının (e) bendi, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 1. maddesi, 8. maddesinin 4. fıkrası, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki "iş güvenliği uzmanı" tanımı ve 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine yer verilerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile "Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik" için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden (TMMOB) görüş istendiği, TMMOB'un ... tarih ve ... sayılı yazısı ile görüş için on gün ek süre talep edildiğinin görüldüğü; bu durumda, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 02/03/2019 tarih ve 30702 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı dikkate alındığında TMMOB'un kendisinden görüş istenmediği iddiasına itibar edilmediği, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ile 6. maddesinin 2. fıkrasının birlikte incelenmesinden, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "Şantiye şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis, mimar veya bunlara ilişkin teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personeli, ifade eder."; 6. maddesinin 2. fıkrasında "Şantiye şefinin; a) Mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi veya elektrik mühendisi, b) Yükseköğrenim kurumunca elektrik mühendisliğine eşdeğerliği bulunduğu kabul edilen elektrik-elektronik mühendisi, c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen mesleklere ilişkin inşaat, makine, elektrik, yapı denetim teknikeri veya bunlara ilişkin teknik öğretmen, olması şarttır." düzenlemelerinin yer aldığı, Şantiye şefliğinin bu işi üstlenecek personel yönünden incelenmesi gerektiği, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 1. maddesinde, Yönetmelik'in plan, fen, sanat, sağlık, çevre şartlarına ve standartlara uygun yapı inşa edilmesine yönelik yapım faaliyet ve süreçlerinin takibini sağlamak üzere, şantiye şefi çalıştırılması mecburi yapılara ve yapım işlerinde görev alan şantiye şeflerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarıldığı, 3. maddesinde ise, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 8. fıkrası, 42 ve 44. maddelerine dayanılarak çıkarıldığının belirtildiği, 3194 sayılı Kanun'un 38. maddesinin 2. fıkrası hükmüyle fenni mesuliyetin mimar ve mühendisler dışındaki fen adamlarınca yerine getirilebileceği, "İmar Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan Mühendisler, Mimarlar ve Şehir Plancıları Dışında Kalan Fen Adamlarının Yetki, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik" ile de mimar ve mühendisler dışındaki fen adamları arasında teknik öğretmen ve teknikerlerin düzenlendiği dikkate alındığında; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, projeye uygun olarak uygulanmasını sağlama görevi olan şantiye şefliğinin de bir fenni mesuliyet olduğu ve "Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde belirlenen görev ve yetkileri ile sınırlı olmak üzere sorumluluk alabilecekleri inşaatlarda yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan teknik öğretmen veya tekniker diplomasına sahip teknik personel niteliğinde şantiye şefi olarak bulundurulmasında ve şantiye şefinin teknik öğretmen veya teknikler diplomasına sahip teknik personeli kapsayacak şekilde tanımlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, Bu durumda, 3194 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümlerine göre şantiye şefinin mutlaka "mimar" veya "mühendis" olması gerekmediğinden, davacının aksi yöndeki iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığı, Yönetmelik'in 7. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkralarının incelenmesinden, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 3. fıkrasında, "Şantiye şefi, aynı anda en fazla beş ayrı yapım işinin şantiye şefliğini üstlenebilir.", 4. fıkrasında, "Mimar veya mühendis unvanlı şantiye şeflerinin aynı anda üstleneceği farklı yapım işlerinin tamamının yapı inşaat alanı toplamı 30.000 metrekareyi geçemez. Ancak yapım işinin tek ruhsata bağlı veya toplu yapı niteliğinde olması halinde yapı inşaat alanı sınırı uygulanmaz. Şantiye şefi tarafından böyle bir yapım işinde görev üstlenilmesi durumunda aynı anda başka bir yapım işinin şantiye şefliği üstlenilemez." ve 5. fıkrasında, "Şantiye şeflerinin aynı anda üstelenebilecekleri işlerin sayı ve alan sınırları hesaplanırken, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmemiş olanlar hesaba dâhil edilir." düzenlemelerinin yer aldığı, Yönetmelik'in 6. maddesine göre şantiye şefliğinin, yapım işinin konusu, niteliği, büyüklüğü, imalatın özel ihtisas gerektirip gerektirmediği de gözetilerek belirleneceği, Yönetmelik'te, mimar veya mühendis olmak şartıyla şantiye şefinin aynı anda üslenebileceği işlerin toplamının 30.000 m2'yi geçemeyeceği şeklinde üst sınır konulduğu; bu sınır içerisinde ve aynı ilde olmak koşuluyla en fazla beş ayrı yapının şantiye şefliğini üstlenebilme hakkı tanındığı, yapı kullanma izni düzenlenmemiş yapıların bu hesaba dahil edildiği, Yönetmelik çerçevesinde şantiye şefi olarak farklı sınıf ve kapsamda bulunan yapılara yönelik olarak eşit düzeyde şantiye şefliği görevi üstlenilebilmesine yönelik bu düzenleme adil bir denge kurmayı amaçladığından anılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği, Yönetmelik'in 7. maddesinin 9. fıkrasının incelenmesinden, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin 9. fıkrasında, "Yedinci ve sekizinci fıkralardaki yapılar hariç olmak üzere, Bakanlıkça belirlenen mimarlık ve mühendislik hizmetlerine esas yapı sınıflarından birinci, ikinci ve üçüncü sınıf yapılardan, bodrumları ile birlikte toplam beş katı ve yapı inşaat alanı 2.000 metrekareyi geçmeyenlerde teknik öğretmenler, 1.500 metrekareyi geçmeyenlerde ise teknikerler meslek alanlarına uygun olarak şantiye şefliğini üstlenebilir." düzenlemesinin yer aldığı, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 12. maddesine istinaden çıkarılan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nde yer alan "şantiye şefi" tanımının, 4708 sayılı Kanun'un uygulanacağı kapsam sınırları dahilinde değerlendirilmesi gerektiği, Ancak, 3194 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca çıkarılan dava konusu Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in genel bir yönetmelik olduğu, İmar Kanunu'nun kapsamı dahilindeki tüm yapılar için geçerli olacak bir "şantiye şefi" tanımı ve kriteri getirdiği, Şantiye şefliğinin, herhangi bir imalatın plan, proje, resim ve hesaplarına, fen ve sanat kurallarına, işçi sağlığı ve iş güvenliği esaslarına, genel şantiye organizasyonu işlerine dair teknik mevzuata uygun yürütülmesi görevi ve şantiye şefinin yapının statik, elektrik, makine ve mimari projelere uygun inşa edilmesinden sorumlu olduğu hususunun dikkate alınması gerektiği, Dava konusu fıkranın değerlendirilebilmesi için atıf yaptığı 7 ve 8. fıkralar ile yapı sınıflarının belirlendiği "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2020 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"in incelenmesi gerektiği; bu Tebliğ'de tekniker ve teknik öğretmenin şantiye şefi olarak görev alabileceği yapı sınıflarının detaylı bir şekilde düzenlendiği, Yukarıda yer verilen 3194 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 5. fıkrasında, yapıya ilişkin bilgilerin ilgili meslek odasına bildirilmesi esasının getirildiği, bu fıkrada meslek odası bulunan meslek gruplarına yer verildiği için sadece mimar ve mühendis olan şantiye şeflerine yer verildiği, anılan Kanun'un 44. maddesinin I. fıkrasının (e) bendinde de; "mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi olan yapılar"da şantiye şeflerine ilişkin hususların yönetmelikte düzenlenmesinin öngörüldüğü, dolayısıyla mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecbur olmayan yapılar ve burada çalıştırılacak şantiye şeflerinin de yönetmelikte düzenlendiği, 3194 sayılı Kanun'un 28, 42 ve 44. maddelerine dayanılarak çıkartılan dava konusu Yönetmelik uyarınca yapılar sınıflandırılarak büyüklüklerine göre teknik öğretmen veya teknikerlerin de şantiye şefi olarak görev yapabileceklerinin öngörüldüğü, Dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasında hangi meslek mensuplarının şantiye şefliği üstlenebileceği belirlenirken 7. maddesinin 7, 8 ve 9. fıkralarında ise hangi meslek disiplininin hangi tür yapılarda görev alabileceğinin belirlendiği, buna göre 7. maddenin 7. fıkrasında sayma yoluyla (spor tesisi, sinema, tiyatro...) özellik arz eden birtakım binaların şantiye şefliğinin mimar ve mühendisler tarafından yapılacağının ifade edildiği, aynı şekilde 8. fıkra ile müstakilen inşaat mühendislerine özel işlerin belirtildiği, 9. fıkrada ise teknikerler ve teknik öğretmenler için düzenleme yapıldığı, Bu kriterler belirlenirken bilimsel veriler ve yapı statiğinin temel kurallarının gözetildiği, yapı statiğini ve güvenliğini etkileyen ana unsurların; deprem gibi afet risklerinin yanı sıra taşıyıcı sistemlerin karmaşıklığı, yapı yüksekliği, yapının kullanım amacı gibi parametreler olduğu, nitekim Yönetmelik'in 6. maddesinin 3. fıkrasında "Şantiye şefliğinin üstlenilmesinde; yapım işinin konusu, niteliği, büyüklüğü, özel ihtisas gerektirip gerektirmediği ve ilgili imalatların oranı dikkate alınır." denilerek buna işaret edildiği, bu prensibe paralel olarak 7. maddenin 7. fıkrasında, büyük yapılar önceliklendirildiği, 8. fıkrasında, yapı türlerinin özel ihtisas gerektirmesinin gözetildiği, 9. fıkrasında ise, binanın toplam kat sayısı, inşaat alanı ve yapı türleri sınırlandırılarak nispeten küçük ölçekli, az katlı ve deprem açısından daha az riskli binaların sayıldığı, Yine, dava konusu Yönetmelik'in 7. maddesinin 7. fıkrasında, kamu kurumlarınca yaptırılan tüm binaların aynı hükme tabi olduğunun belirtildiği, buna göre resmi kamu inşaatlarında yanlızca mimar ve mühendislerin şantiye şefliği yapabileceği, dolayısıyla davacının yeterli mesleki formasyona ve teknik bilgiye sahip olmayan teknik öğretmen ve teknikerlerin büyük ölçekli yapılarda şantiye şefliği yapacağı yönündeki iddiasının isabetli olmadığı, kaldı ki 7. maddenin 8. fıkrasında getirilen beş kat sınırı ve toplam yapı inşaat alanı (teknikerler için 1.500 m2; teknik öğretmenler için 2.000 m2) kısıtlamasının, sadece özel sektöre ait yapıların "yapım teknolojisi basit ve deprem riski düşük" nitelikte olan bir bölümünde (I, II ve III sınıf yapılar) bu meslek mensuplarının (almış oldukları mesleki eğitimler dahilinde gerekli yetkinliği haiz olduklarından) görev alabilmesine imkan sağladığı, Bu durumda, tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği yapabileceği (Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ) I. ve II. sınıf yapılar incelendiğinde, bunların büyük oranda basit nitelikte yapılar olduğu, III. sınıf yapılardan kamu kurumlarınca yaptırılan resmi binalar, spor tesisi, okul, emniyet, cezaevi ile yurt niteliğindekiler de kapsam dışı tutulduğuna göre tekniker ve teknik öğretmenlerin şantiye şefliği yapabileceği ağırlıklı yapı grubunun III-A-8 ve III-B-12 numaralı konutlar ile III-B-8 numaralı ticari amaçlı binalar olduğu göz önünde bulundurulduğunda, buna uygun düzenleme getiren anılan fıkrada hukuka aykırılık görülmediği, Yönetmelik'in 8. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesinden, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in 8. maddesinin 4. fıkrasında, "Şantiye şefi görev aldığı yapım işinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemin aldırılması yetkisine sahiptir. Bu yetkinin yapı müteahhidi tarafından kullandırılmaması halinde şantiye şefi sorumlu tutulamaz." düzenlemesinin yer aldığı, Yukarıda yer verilen konuya ilişkin Kanun ve Yönetmelik maddelerine göre şantiye şefi olan mimar veya mühendisin, görev ve sorumluluğunu aldığı ağır ve tehlikeli iş olan inşaat ve tesisat işlerinin önem ve özelliğine uygun olarak, aynı zamanda iş güvenliği uzmanlığını da haiz olması, işyerinde her türlü tedbiri alma, uygulama ve uygulatma konusunda üstlendiği sorumluluğu sağlıklı şekilde yerine getirebilmesine de olanak sağlayacağından, Yönetmelik ile yapılan bu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği, Yönetmelik'in 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile ekinde yer alan "Şantiye Şefleri Tarafından İlgili İdareye Verilecek Taahhütname Örneği"nin incelenmesinden, Yönetmelik'in 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Mimar ve mühendis şantiye şeflerinden ilgili idaresince, yapı ruhsatı düzenleme aşamasında, süreli veya süresiz olarak meslekî faaliyet haklarından kısıtlı olmadığına dair Ek-1’de yer alan Şantiye Şefleri Tarafından İlgili İdareye Verilecek Taahhütname Örneğini ister." düzenlemesinin yer aldığı, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun 1. maddesi ile 33. maddesinin 1. fıkrası, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinin 18. fıkrası ila 24. fıkralarına yer verilerek, Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mimar ve mühendislerin, Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icra edebilmeleri için mesleğine uygun meslek odasına kayıtlı olmaları ve her yıl büro tescillerini yenilemeleri gerektiği hususunun tartışmasız olduğu, Mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesi kapsamında ilgili meslek odalarının proje müellifliği ve yapım işlerinin denetimine dair fenni mesuliyet üstlenen meslek mensupları hakkında süreli veya süresiz kısıtlılık hali veya üyeliğin sona erdiğine ilişkin bilgileri derhal elektronik ortam üzerinde merkez yapı denetim komisyonu ile bütün ilgili yerlere ve kuruluşlara bildirilmesi yükümlülüğünün getirilmiş olmasıyla da, proje müellifliği ve yapım işlerinin denetimine dair fenni mesuliyet alan mühendisler ve mimarların kayıtlı oldukları odalarca tutulan (mevzuata aykırı uygulama sebebiyle süreli veya süresiz olarak mesleki faaliyetten kısıtlanıp kısıtlanmamaları durumları) bilgilere ulaşım ve paylaşım konusunda herhangi bir aksaklığın önüne geçilmesinin sağlandığı, Buradaki asıl amacın, sorumluluk alacak olan meslek mensuplarının oda üyesi olup olmadığı ile mesleki açıdan kısıtlı olup olmadığının tespiti olduğu, yeni düzenlemenin de bu amacı gerçekleştirebilecek içerikte olduğu, Öte yandan, Türkiye'de mühendislik ve mimarlık mesleğini yürütebilmek için meslek mensuplarının uygun meslek odalarına kayıtlı olmaları ve her yıl büro tescillerini yenilemeleri gerektiğinden ve bunun aksine davrananların mesleklerini ve sanatlarını icra edebilmeleri mümkün olmadığından, meslek mensubunun, üyesi olduğu meslek odasından aldığı sicil durum belgesi yerine aynı işleve sahip ve aynı zamanda meslek mensubunun kişisel sorumluluğunu arttıran "...ilgili meslek odasına üyeliğinin devam ettiğine dair taahhütnamesi ile mesleki kısıtlılığının olmadığına dair taahhütnamesinin..." verilmesinin uygun görülmesinde yarattığı sonuçlar itibarıyla bir farklılık bulunmadığı, Bu itibarla yapılan düzenlemeyle meslek mensubu ile üyesi olduğu meslek odası arasındaki bağa bir müdahalenin söz konusu olmadığı, Tüm bu değişiklikler çerçevesinde, dava konusu değişiklik ile getirilen "taahhütname" ibarelerine ilişkin düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Diğer taraftan, 03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinde dava konusu düzenlemeye paralel hükümler getirildiği, buna karşı TMMOB Mimarlar Odası tarafından açılan davanın Dairelerinin 20/06/2017 tarih ve E:2012/3162, K:2017/5054 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2019 tarih ve E:2017/3708, K:2019/1486 sayılı kararıyla onandığı, Yönetmelik'in geçici 1. maddesinin incelenmesinden, Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in geçici 1. maddesinde, "1/1/2012 tarihinden önce şantiye şefliği üstlenilmiş işler, şantiye şefinin yapı inşaat alanı ve iş sayılarına ilişkin sınırlama hesaplarında dikkate alınmaz." düzenlemesinin yer aldığı, Dava konusu Yönetmelik'in 02/03/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı ve yayım tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe gireceği göz önünde bulundurulduğunda, kısıtlamanın getirildiği ilk tarih olan 01/01/2012 tarihinden önce şantiye şefliği üstlenilmiş işlerin şantiye şefinin yapı inşaat alanı ve iş sayılarına ilişkin sınırlama hesaplarında dikkate alınmamasına ilişkin geçici maddenin amacının, bu görevi üstlenenlerin kısıtlama hesabından olumsuz etkilenmelerini önlemek olduğu, şantiye şefi olarak görev alanların, kısıtlamanın getirildiği ilk tarih itibarıyla sorumlu tutulmasının hukuki öngörülebilirlik ve güvenilirlik ilkelerine aykırı düşeceğinden dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava dilekçesindeki iddialar tekrar edilerek Şantiye Şefleri Hakkında Yönetmelik'in iptali istenen düzenlemelerinin bilimsel ve teknik esaslara, uzmanlık alanı ayrımlarına ve üst hukuk normu olan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili hükümlerine aykırı olduğu, davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize onu 26/12/2022 tarih ve E:2019/13675, K:2022/12015 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 27/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.