T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/713 KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2025 NUMARASI : 2023/854 ESAS 2025/118 KARAR DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; m…
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/713 KARAR NO : 2026/39 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2025 NUMARASI : 2023/854 ESAS 2025/118 KARAR DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalılardan ...arasında 04/11/2016 tarihli İnşaat Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiğini ve adı geçen sözleşmede özellikleri yazılı bağımsız bölümlerin belirli koşullarla müvekkiline devri konusunda anlaştıklarını, işbu akde göre davalı şirketin yüklenici sıfatıyla tarafı olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinden edindiği tüm hak ve yükümlülükleri devralan müteahhit sıfatlı müvekkili ...’ya devrettiğini, davalılardan ....'nin, arsa sahibi ....’nden Samsun İli, İlkadım İlçesi, .... Köyiçi Mevkii, .... Ada ve .... parselde kaim 7024,40 m2 yüzölçümlü arsayı, arsa sahibi kooperatif adına kayıtlı 05/05/1994 tarihli ve ¼ ruhsat numaralı yapı ruhsatına dayanarak A, B, C, D, E ve F bloklarının inşası için devraldığını, ancak A, B, C ve D bloklarının inşası tamamlanmış ise de, E ve F bloklarının inşasına başlanmadığını ve bahsi geçen blokların inşası için müvekkili ... ile 04/11/2016 tarihli İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, böylelikle huzurdaki davaya konu taleplerine dayanak teşkil eden sözleşmenin meydana geldiğini, anılan sözleşmenin, .... muvafakatiyle imzalandığını, sözleşmenin Müteahhide Ait Bağımsız Bölümlerin Satışları başlıklı 8’inci maddesinde sözleşmenin akdedildiği tarihte 39 gayrimenkulün ... tarafından müvekkiline devredileceği şeklinde açık ve amir bir hüküm bulunduğunu, aynı hükme göre müvekkiline devredilecek olan mezkur taşınmazların üzerine işlenecek ipoteklerin, inşaatın sözleşmede belirlenen aşamalarının tamamlanmasını takiben belirli periyotlarla terkin edileceğini, müvekkilinin sözleşmeye uyulmaması sebebiyle birçok kredi çekmek zorunda kaldığını ve kredi/faiz ödemeleri sebebiyle büyük çapta maddi zarara uğradığını, ...'in tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması sebebi ile şahsen sorumluluğu bulunduğunu beyanla, şimdilik 20.000-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve işleyecek avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'in işbu davada taraf sıfatının olmadığını ve husumetinin bulunmadığını, 04/11/2016 tarihli sözleşmenin taraflarının davacı ... ile müvekkili .... olduğunu, sözleşmede Müteahhide Ait Bağımsız Bölümlerin Satışları başlıklı 8inci maddesinde sözleşmenin akdedildiği tarihte 39 gayrimenkulün ... tarafından müvekkiline devredileceği hükmü bulunmaktaysa da bu hükümde ...'in isminin geçmesinin sebebinin kendisinin ....nin müdürü olması olduğunu, ayrıca dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşme imzalandıktan sonra müvekkili ...'in davacıya taşınmazın devirlerinin yapılarak üzerlerine ipotek konulmasını teklif ettiğini, müvekkilinin teklifi üzerine davacının "ipotek masraflarının çok tutacağını, bu masrafları ödemek istemediğini, kendisi istedikçe bağımsız bölüm devirlerini üzerine ipotek konulmadan yapmalarını" talep ettiğini, müvekkilinin ise o tarihte aralarındaki samimiyete güvenerek kendisini dinlediğini, taşınmazları parça parça davacıya teslim ettiğini, bu hususlara kooperatif üyelerinin şahit olduğunu, davacının daha sonra inşaatın yapılacağı Samsun ili, İlkadım İlçesi, ...., .... Ada ve .... parselde ifraz işlemi yapacağını, E ve F Blokların ayrı bir parselde olacağını söyleyerek müvekkili ve kooperatif üyelerini ikna ettiğini, kendilerinden tam yetkili bir vekâletname aldığını, bu parselin ifraz işlemi sonrası .... ada .... ve.... numaralı iki ayrı parsele bölündüğünü, ancak davacının, ifraz işlemi sırasında yapı ruhsatında değişikliğe giderek sözleşmeye göre 54 olan bağımsız bölüm sayısını 59a çıkardığını, kat irtifakı kurulduğu 29.03.2019 tarihinde E-Blok 26, F-Blok 4,10,11,12,21,23,24,25,27,28,29,30,31,32 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarını müvekkilinden habersiz bir şekilde kendi adına çıkardığını, vekâletnamedeki yetkileri ile kendi üzerine devrettiğini, taşınmazın kat irtifakının 2019 yılında kurulduğunu, dolayısıyla 2019 yılına değin 3.kişilere tapu devri yapmasının zaten mümkün olmadığını, ancak 3. kişilere hak sahibi olduğu taşınmazları satarak para ve kaynak elde etmesinin mümkün olduğunu, dava dışı ....'nun işbu davanın tarafı olmadığı gibi davacının kendisine ödediği paranın da işbu dava ile bir ilgisi olmadığını, tarafların karşılıklı anlaşarak imza altına aldığı 04.11.2016 tarihli sözleşmenin Teslim Süresi başlıklı 9uncu maddesinde geçen hükümdeki yükümlülükleri davacının yerine getiremediğini, inşaatın teslim tarihi olan 01.01.2020'den 10 ay sonra, yani 23.10.2020 tarihinde iskanı alabildiğini, müvekkilinin davacıdan 10 aylık gecikme tazminatı alacağı bulunduğunu, bu alacak yönünden takas/mahsup definde bulunduklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tarafların 04.11.2016 tarihli sözleşme uyarınca özellikleri yazılı bağımsız bölümlerin belirlenen koşullarda davacıya devredilmesi hususunda anlaştıkları, davalı tarafın yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmemesi sebebiyle davacının zarara uğradığı, davalının yükümlülüklerini süresinde yerine getirmemesi sebebiyle davacının finansman arayışına girdiği, kredi kuruluşlarından kredi kullandığı ve yüklü miktarda faiz ödemesi ile karşı karşıya kaldığı, alınan bilirkişi heyet raporunda kredilerin inşaat bitiş tarihine yakın tarihlerde yoğunlaştığının belirlendiği ve faiz zarar hesabının yapıldığı, ek rapor talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, sözleşme hükümleri uyarınca davalı ...'in şahsi olarak da sorumlu olduğu, bu yöndeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğu, şirketin tek ortağı olan ...'in kötüniyetli olduğu, davacı tarafı teminat senedi ile icra tehdidi altında bırakarak davacıdan haksız tahsilatlar yaptığı, verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf edilmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinin süresinde ifa edilmemiş olması sebebiyle munzam zararın tazmini istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından, tarafların 04.11.2016 tarihli sözleşme uyarınca özellikleri yazılı bağımsız bölümlerin belirlenen koşullarda davacıya devredilmesi hususunda anlaştıkları, davalı tarafın yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmemesi sebebiyle davacının zarara uğradığı, davalının yükümlülüklerini süresinde yerine getirmemesi sebebiyle davacının finansman arayışına girdiği, kredi kuruluşlarından kredi kullandığı ve yüklü miktarda faiz ödemesi ile karşı karşıya kaldığı, alınan bilirkişi heyet raporunda kredilerin inşaat bitiş tarihine yakın tarihlerde yoğunlaştığının belirlendiği ve faiz zarar hesabının yapıldığı, ek rapor talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, sözleşme hükümleri uyarınca davalı ...'in şahsi olarak da sorumlu olduğu, bu yöndeki mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğu, şirketin tek ortağı olan ...'in kötüniyetli olduğu, davacı tarafı teminat senedi ile icra tehdidi altında bırakarak davacıdan haksız tahsilatlar yaptığı, verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf edilmiştir. Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK. m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür". Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli, .... E., ....K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Alacaklının munzam zarar talebinde bulunabilmesi için; 1-Borcun para borcu olması, 2-Türk Borçlar Kanunu 117. maddesi uyarınca davalı borçlunun usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi, 3-Talep edenin zararının oluşması, 4-Zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir, 5-Borçlunun kusurunun bulunması şartlarının bir arada bulunması gerekir. Yerel Mahkeme tarafından toplanması gerekli delillerin toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde, banka kayıtları ve tapu kayıtları üzerinde usulüne uygun olarak inceleme yapıldığı, davacı tarafından kullanılan kredilerin ticari defter kayıtlarına işlendiği, munzam zararın ispatı noktasında alacaklının munzam zarar kaleminin oluştuğunu somut bir biçimde ispat etmesi gerektiği, davacının birden fazla kredi kullandığı ve kredilerden kaynaklı faiz borcunun bulunduğu sabit olmakla birlikte söz konusu kredilerin inşaata finansman sağlamak için kullanıldığı hususunun somutlaştırılamadığı, bu hali ile davacının munzam zarar iddiasını ispat edemediği, Yerel Mahkemenin aynı yöndeki değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı, gerek sözleşme içeriği, gerekse davalı şirkete ait kayıtlar göz önünde bulundurulduğu davalı ...'in şahsi olarak sorumluluk üstlenmediğine yönelik Yerel Mahkeme değerlendirmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının İstinaf Başvurusunun Esastan REDDİNE, 2.Alınması gerekli 732,00 TL harçtan, istinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz Yazı İşleri Müdürü tarafından yazılmasına, 3.İş bu kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. Dair, davanın belirsiz alacak davası olması nazara alınarak HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/01/2026 ... Başkan ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Katip ... ¸e-imza GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 12/01/2026 Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!