Başvuru, kolluk görevlilerinin güç kullanması sonucunda ölüm olayının meydana gelmesi ve olayla ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlilerinin güç kullanması sonucunda ölüm olayının meydana gelmesi ve olayla ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Suriye'nin Kobani kentinde meydana gelen olayları protesto etmek amacıyla Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde 8/10/2014 tarihinde gösteriler/eylemler gerçekleştirilmiştir. Başvurucunun iddiasına (formda ve Müşteki İfade Tutanağı'nda yer alan beyanlara) göre kızı A.K.nın hastaneye kaldırılmasına kadar gerçekleşen olaylar paragrafın takip eden cümlelerinde aktarıldığı gibi cereyan etmiştir. 8/10/2014 tarihinde başvurucunun oğlu S.K. hem ablası A.K.nın soğuk algınlığı nedeniyle daha önce verdiği kan örneğinin tahlil sonuçlarını almak hem de eczaneye gitmek için evden çıkmıştır. S.K. eve dönmesinin ardından gösteriler nedeniyle oluşacak olası kargaşa sonucu zarar görmemesi için evin önünde duran otomobili babasının uyarısıyla otoparka çekmiştir. S.K. otomobili park ettikten sonra eve doğru yürürken göstericilerin de evin bulunduğu sokağa doğru kaçması sonucu polis tarafından gözaltına alınmıştır. Kardeşinin polis tarafından gözaltına alındığını evin balkonundan gören A.K. polislere "Durun, kardeşimi bırakın o suçsuz." diyerek seslenmiştir. Polisler evin balkonuna biber gazı atmış ve aile bireyleri yoğun gaza maruz kalmıştır. Başvurucu, kızı ile birlikte polislere oğlunun suçsuz olduğunu anlatmak için sokağa çıkmış ancak polis ekipleri biber gazı kullanmaya devam etmiştir. Yoğun gazdan etkilenen A.K. fenalaşmış ve Viranşehir Devlet Hastanesine kaldırılmıştır. Kolluk kuvveti tarafından 8/10/2014 tarihinde saat 15'te düzenlenen Olay, Yakalama ve Salıverme Tutanağı'nda "etrafa taş atarak zarar veren, terör örgütü lehine slogan atan kalabalık grubun sokak aralarına kaçarak dağılmasını takiben ara sokakta mavi kot gömlek, sarımsı pantolon ve beyaz spor ayakkabılı şahsın şüphe üzerine yakalandığı, haklarının sözlü olarak hatırlatıldığı, polis merkezine götürüldüğü, nüfus bilgilerine göre şahsın S.K. olduğunun anlaşıldığı, yapılan aramada üzerinde bir suç unsuruna rastlanmaması, olayla ilgisinin olmadığının anlaşılması sonucu serbest bırakıldığı" ifade edilmiştir. A.K., fenalaşıp bayılması sonucu saat 53 civarında götürüldüğü Viranşehir Devlet Hastanesinden Urfa'da bulunan Balıklıgöl Devlet Hastanesine nakledilmiştir. Hastane tarafından düzenlenen epikriz raporuna göre genel durumu kötü ve şuuru kapalı olan A.K. intraserebral hematom nedeni ile yoğun bakıma alınmış ve ventilatöre bağlanmıştır. A.K. tedavisi devam etmekte iken sol temporoparietal hematom nedeni ile tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 16/10/2014 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Hastane polisinin şüpheli ölüm bildirimi üzerine Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından cesedin Şanlıurfa Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak aynı gün ölümuayene ve otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bu işleme A.K.nın amcasının oğlu K. da katılmış ve cesedi teşhis etmiştir. Otopsi işleminin sonunda düzenlenen Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı'nda "A.K.nın bedeninde darp, cebir, mücadele izine cinsel ya da fiziksel istismar bulgusuna, kesici delici alet izine, ateşli silah yarasına, telem veya boğma izine rastlanmadığı" ifade edilmiştir. Tutanağa göre bilirkişi doktor, "cesetten alınan örneklerin alkol, uyuşturucu, sistematik analiz ve histopatolojik inceleme için Adana Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin uygun olduğunu ve gelecek tetkik sonuçlarına göre kesin ölüm nedenine ilişkin görüş bildirebileceğini" beyan etmiştir. A.K.nın ölümüne ilişkin olarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı 23/10/2014 tarihinde, olayın yargı çevresi dışında gerçekleştiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek evrakı Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir. 16/10/2014 tarihli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı ile Adana Adli Tıp Grup Başkanlığından istenen tahlil (ahşa, histopatoloji ve toksikoloji raporları) sonuçları 2015 yılının Ocak ve Şubat aylarında düzenlenerek Başsavcılığa gönderilmiştir. 21/6/2015 tarihli Kolluk Araştırma Tutanağı'nda "etrafa taş atarak zarar veren, terör örgütü lehine slogan atan kalabalık grubun sokak aralarına kaçarak dağılmasını takiben ara sokakta şüphe üzerine yakalanan S.K.nın olayla ilgisinin olmadığının anlaşılması sonucu serbest bırakıldığı, A.K.nın ilçe devlet hastanesine 8/10/2014 tarihinde saat 21:53 te getirildiği, R55-senkop ve bayılma tanısıyla işlem gördüğü, çevreden A.K.nın ikametinin merdiven boşluğunda düşerek yaralandığı şeklinde bilgiler alındığı, şahsın gösteri olaylarıyla ilgisinin bulunmadığı, yaşanan olaylarda yaralanıp yaralanmadığının tespit edilemediği" ifade edilmiştir. Başsavcılık 22/1/2016 tarihli yazısı ile Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğünden "A.K.nın yakınlarının müşteki sıfatıyla ifadesinin alınmasını; olay yeri krokisinin çizilmesini; olay anını tespit eden varsa kamera kayıtlarının araştırılmasını; olaya ilişkin varsa tanıkların tespit edilerek ifadelerinin alınmasını; S.K.nın alıkonulmasına ve salıverilmesine ilişkin evrak ile A.K.nın hastane sürecine dair evrakın temin edilmesini" talep etmiştir. Kolluk görevlilerince 8/2/2016 tarihinde olay yerinin krokisi çıkarılmış, 28/3/2016 tarihli Araştırma Tutanağı ile "olay anını gösteren kamera kaydının ve olayı gören, duyan, şahitlik eden hiç kimsenin bulunmadığı" kayıt altına alınmıştır. A.K.nın kardeşi S.K.nın, amcasının oğlu K.nın ve babası olan başvurucunun müşteki sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre başkaca bir şahsın ifadesinin alınmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu 3/3/2016 tarihli ifadesinde özetle "oğlunun polis tarafından tutulması üzerine kızı ile birlikte sokağa çıktıklarını, kızının polislere 'kardeşimi bırakın' diye bağırdığını, polislerden birinin kızına silah doğrulttuğunu, insanların toplanması ile ortamın bir anda kalabalıklaştığını, polisin 3 tane gaz bombası attığını, kendisinin eve doğru koştuğunu ve o sırada 'A.K. düştü' şeklinde bağrışmalar duyduğunu, tekrar sokağa döndüğünde ise kızının hastaneye götürülmek üzere taksiye bindirildiğini gördüğünü, kendisinin de hastaneye gittiğini, doktorun A.K.nın beyin kanaması geçirdiğini söylediğini, il merkezindeki hastanede ise doktorların atılan gaz bombası sonucu A.K.nın tansiyonunun yükseldiğini ve bunun beyne/kalbe etkisinin olacağını söylediklerini, ilgili kolluk görevlilerinden şikayetçi olduğunu" beyan etmiştir. İfadesi alınan kardeş S.K. "ablasına müdahale edildiği ana ilişkin bilgi ve görgüsünün bulunmadığını, olayın muhtemelen kendisi karakolda iken cereyan ettiğini, ablasının biber gazı nedeniyle beyin kanaması geçirdiğini diğer aile fertlerinden öğrendiğini" beyan etmiştir. K. ise A.K.nın fenalaştığı gün olay yerinde bulunmadığından konu hakkında tanıklığının söz konusu olmadığını, sadece ölümün ardından cesedi almaya gittiğini beyan etmiştir. 30/3/2016 tarihli Polis Tutanağı'na göre A.K.nın annesi Ş.K., görevli memurların çabasına karşın ifade vermek istememiştir. Başsavcılığın İstanbul Adli Tıp Kurumundan istediği A.K.nın kesin ölüm nedenini bildirir otopsi raporu 11/5/2016 tarihinde düzenlenerek Başsavcılığa iletilmiştir. Ahşa, histopatoloji ve toksikoloji raporları, Otopsi Tutanağı ve ilgili dosya evrakı uyarınca düzenlenen raporun sonuç bölümünün ilgili kısmı şöyledir:"...iç muayenede kafatasında kırık, kafa içi kanama, patolojik beyin kanaması(travmatik olamayan) dışında beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanması tarif edilmediği dikkate alındığında; kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı, Adli dosyada kayıtlı tıbbi belgelerde intoksikasyon tarif edilmediği, otopsisinde alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesi`nde yapılan tetkikinde Acetaminophen, Phenytoin-ME, Pentobarbital, Thiopental, Phenytoin, Pantoprazole, Paracetamol, Pheniramine ve Metamizole-M tespit edildiği medikal tedavide kullanıldığı tıbben bilindiği, aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığında kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı, Adli dosyada kayıtlı belgelerde; kişinin 08/10/2014 tarihinde kardeşinin yakalanmasına müdahale ettiği sırada gaz bombası atılması neticesinde oluşan duman nedeniyle etkilenip olduğu yere bayıldığı, gittiği hastanede beyin kanaması nedeniyle hastane yoğun bakım servisinde takip edilen hastanın 16/10/2014 tarihinde öldüğü, yapılan otopsisinde sağ parietooksipital bölgede 1,5 cm çapında ekimoz ile tüm bölgelerde peteşial kanama alanları görüldüğü, Her iki temporal adale grubu ve kafa kubbe kemikleri sağlam bulunduğu, Kafa boşluğunda epidural, subdural ve subaraknoidal mesafelerin temiz olduğu, Beyin-beyincik, beyin sapı haricen ileri derecede ödemli hiperemik, kıvamını kaybetmiş yumuşamış görünümde olup kesitlerinde sol parietal ve temporal loblar iç kısımlarını tamamen kaplayan organize görünümde hematom, çevre dokularda erime alanları, diğer bölgelerde kıvam değişiklikleri izlendiği, kafa kaide kemikleri sağlam bulunduğu, histopatolojik incelemede kalpte konjesyon, akciğerlerde ödem, konjesyon, atelektazi, karaciğerde konjesyon, karaciğer parankiminde hepatositlerin bazılarının stoplazmalarında genişleme vakuolizasyon, böbrekte konjesyon, dalakta konjesyon, beyin intraparankimal kanama, beyincikte konjesyon izlendiği dikkate alındığında,Olayın gelişimi, olay yeri inceleme bulguları ve otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde kişinin ölümünün patolojik beyin kanaması (travmatik olmayan) sonucunda meydana gelmiş olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." Başsavcılık 4/1/2017 tarihli yazı ile Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğünden olay günü S.K.yı yakalayan, müdahale sırasında biber gazı kullanma yetkisini haiz olan ve biber gazı kullanan kolluk görevlilerinin kimlik ve adres bilgilerini talep etmiştir. Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü 7/2/2017 tarihli cevap yazısında "olay günü biber gazı kullanan herhangi bir personel tespit edilemediğini" belirterek olaya müdahalede görevli olan polislerin kimlik ve adres bilgilerini liste olarak Başsavcılığa iletmiştir. Başsavcılık tarafından olayla ilintisi bulunan kolluk görevlilerinin tanık ya da şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulduğu yönünde gerek bireysel başvuru dosyasında gerek -UYAP üzerinden yapılan incelemeden anlaşıldığı üzere- soruşturma dosyasında bir bilgiye/kayda rastlanmamıştır. Başsavcılık 26/1/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir: "... müteveffanın balkondan gördüğü kardeşinin göz altına alınmasına müdahale etmek için aşağı indiği, bu sırada konut çevresinde ailenin komşuları ve akrabalarından oluşan kalabalığın toplandığı, toplanan kalabalığın dağılması amacıyla kolluk güçleri tarafından biber gazı kullanıldığı, müteveffa [A.]'nın konutunun merdivenlerinden inerken baygınlık geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı, Müteveffanın beyin kanaması geçirdiğinin anlaşılması üzerine Şanlıurfa iline sevk edildiği ve burada hayatını kaybettiği,Müteveffanın kesin ölüm nedeninin tespiti için yapılan otopsi sonrası hazırlanan adli tıp raporunda ölenin kafasında kırık veya kafa içi kanamasının olmadığının, travmatik tesirle veya zehirlenerek öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığının, kişinin ölüm nedeninin patolojik beyin kanaması (travmatik olmayan) olduğunun belirtildiği, Bu hali ile olay günü vuku bulan müteveffanın ölümünün olay yerinde kullanılan biber gazının etkisi ile meydana geldiğini ve yaşanan olaylar arasında illiyet bağının bulunduğunu gösterir nitelikte bir bulguya rastlanılmadığı anlaşılmakla ..." Başvurucu söz konusu karara itiraz etmiştir. Başvurucu, itirazda bulunurken kararın kendi içinde çelişkiler içerdiğini, otopsi raporunda ölümün biber gazından kaynaklı olarak gerçekleştiğine yönelik tespitler bulunduğunu (ağız ve burundaki lekeler, dil kökünde kanama vs.), soruşturmanın yüzeysel yapıldığını ve gereğinden uzun sürdüğünü ifade etmiştir. Başvurucunun itirazı Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 14/3/2018 tarihinde reddedilmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dosyadan anlaşıldığı üzere olay günü Viranşehir ilçesinde terör örgütü yandaşlarının yaptığı eyleme güvenlik güçlerinin müdahale ettiği, bu sırada itiraz edenin kızının da fenalaşarak hastaneye kaldırıldığı ve peşinden hayatını kaybettiği, soruşturma makamınca ölüm nedeninin tespiti için ATK dan alınan raporun sonuç kısmında kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbı delillerinin bulunmadığı ve ölüm olayının patolojik beyin kanaması sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, bu hali ile ölüm olayının kesin nedeninin biber gazı olduğuna dair bir tespit yapılmadığı, dosyadaki deliller itibarı ile güvenlik güçlerinin toplumsal olaya müdahale sırasında biber gazı kullandığı, bu hususun da itiraz eden ve dosyadaki diğer beyanlarda da kabul edildiği, bunun dışında güvenlik güçlerinin sırf müteveffanın zarar görmesi için hareket ettiklerine veya sadece müteveffaya yönelik eylemde bulunduklarına dair bir delil bulunmadığı, yapılan araştırmalara rağmen itiraz edenin iddialarını doğrulayacak bir delile rastlanmadığı, bu hususta dolayısıyla ölüm olayında güvenlik güçlerinin kasıt veya taksirlerinin bulunduğuna dair kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı,... " Başvurucu, itirazın reddine dair kararı 26/3/2018 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 25/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için çok sayıda karar arasından bkz. Melih Dalbudak, B. No: 2016/16050, 13/2/2020, §§ 50-66; Esma Çelebi, B. No: 2014/17591, 19/4/2017, §§ 51-67; Abdullah Süngü, B. No: 2016/7039, 28/11/2019, §§ 31-48; Devrim Zengin ve diğerleri, B. No: 2017/26413, 9/7/2020, §§ 35, 36; Nesrin Demir, B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §§ 74-86; Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015, §§ 35-