Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi ve makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi ve makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2/1/2004 tarihli iddianameyle; tasarlayarak üç kişiyi öldürme, bir kişiyi öldürmeye teşebbüs etme, ruhsatsız silah taşıma suçlarından cezalandırılması istemiyle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/5 sayılı dosyasında yargılama başlamıştır. İddianamede; başvurucu ile diğer sanıkların maktuller ve mağdurlarla akraba oldukları, aralarında eskiye dayalı anlaşmazlık ile husumet bulunduğu ve birbirleriyle görüşmedikleri, husumet nedeniyle öldürme hususunda önceden anlaşarak tam bir fikir birliği ve dayanışma içinde tasarlayarak Kaleşnikof marka silahlar ile birden fazla kişiyi öldürmek kastı ile çok sayıda ateş ettikleri, maktullerin kendilerini korumak maksadı ile meşru müdafaa içinde yanlarında bulunan silahlar ile karşılık verdikleri ancak sanıkların ateşleriyle vurularak otopsi raporlarında belirtilen şekilde öldükleri, mağdur Ş.nin ağır yaralandığı, olay yerinde bulunan 78 adet 7,622 mm çaplı boş kovandan 56 adedinin bir Kaleşnikof silahtan, 22 adedinin başka bir Kaleşnikof silahtan atıldığının raporla anlaşıldığı, yine diğer olay yerinde bulunan boş kovanların bir kısmının iki ayrı tabancadan, bir kısmının da başka bir tabancadan atıldığının anlaşıldığı ve başvurucunun el svaplarında atış artıklarının bulunduğunun anlaşıldığı ileri sürülmüştür. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 10/9/2009 tarihinde yol tutuklanmasına yönelik olarak başvurucu hakkında yakalama kararı çıkarmıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 22/6/2010 tarihli kararıyla başvurucu ve bir kısım sanık hakkında açılan davaların bu dava dosyasından tefriki ile yeni bir esasa kaydedilmesine karar vermiştir. Bu karar sonrasında başvurucu hakkındaki dava Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/227 sayılı esasına kaydedilmiştir. Yakalama emrine istinaden Yazıhan Sulh Ceza Mahkemesinin 23/9/2010 tarihli kararıyla yol tutuklaması yapılmıştır. Bu karar 14/10/2010 tarihinde vicahiye çevrilmiş ve başvurucu Malatya Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır. Tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedenlerinin bulunduğuna değinilmiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun tutuklandığı tarihten bireysel başvuruda bulunduğu tarihe kadar yaptığı tutukluluk incelemelerinde "cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın süresi, bu sürenin güvenlik tedbirleri ile uyumlu olmaması, tutukluluk süresi ile mukayesesi, delillerin durumu, CMK.nın maddesinde ön görülen şartların halen devam etmesi, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyeti, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması ve soruşturmaların henüz tamamlanmamış olması nedeniyle delillerin karartılma ihtimali bulunması" gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu hakkında en son 12/8/2014 tarihinde tutukluluğun devamı kararı verilmiştir. Başvurucunun bu karara itiraz ettiğine ilişkin bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuruda bulunulduktan sonra yapılan incelemelerde "atılı suçun CMK.nın 100/3-a-8 maddesinde sayılmış olması ve işbu suçun zikrolunan maddenin amir hükmü gereğince bir özel tutuklama sebebinin varlığını kanuni karine olarak kabul etmesinden kaynaklanan özel tutuklama sebebinin varlığı, sanığın üzerine atılı suçun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden; sanığın tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına alınmasının; bu kurumun, şüphelinin ihtiyarına bağlı olarak işlemesi, sanığın dilediğinde bu kurumun kurallarına riayet etmeme iktidarının bulunması ve bu kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin oluşmaması nedeniyle sanık hakkında adli kontrol altına alınma tedbirinin yeterli görülmemesi" gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 4/10/2016 tarihli kararıyla başvurucunun aynı kasıt altında birden ziyade kişiye karşı tasarlayarak adam öldürme suçu ile bir kişiye karşı adam öldürmeye teşebbüs suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan 7 yıl hapis ve 343 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu karara ilişkin olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 28/2/2017 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma üzerine yargılama Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/715 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır. Mahkeme, benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Davanın en son duruşması 27/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Dava ilk derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucu hâlen tutukludur.