Ankara’nın başkent oluşunun bir komisyon kurularak araştırılmasına ilişkin ATAK Komisyonu Raporu oylanarak oybirliğiyle kabul edildi.
T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ Karar No:1129 10.09.2020 K A R A R Ankara’nın başkent oluşunun bir komisyon kurularak araştırılmasına ilişkin ATAK Komisyonunun 28.08.2020 gün ve 03 sayılı raporu Büyükşehir Belediye Meclisimizin 10.09.2020 tarihli toplantısında okundu. Konu üzerinde yapılan görüşmeler neticesinde; 9 Ekim 1923 tarihinde, zamanın dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 arkadaşı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen tek maddelik kanun tasarısı 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra büyük bir çoğunlukla kabul edilerek “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehri olmuş” olup, bu karar sonrasında Ankara’nın makûs talihi derinden değişerek kadim şehrimiz Ankara’mız Bayrak Şehrimiz Başkent’imiz olmuştur. Kuşkusuz bu karar kurtuluş savaşımızın kahramanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk tarafından alınmış ve Ankara’yı onurlandırıcı siyasi bir karardır. Ancak bu kararın bir de arka planı, tarihi gerçeklere dayanan bir alt yapısı vardır. Kurucu lider Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı “Büyük Nutuk”ta Ankara’nın Başkent oluşunun hikâyesini şöyle anlatmaktadır. “Ankara'ya ilk kabul olunduğum gün, ben sadece bir vatandaş, milletin bir bireyi idim. Hiçbir sıfatım, yetkim ve unvanım yoktu. Böyle olmakla birlikte Ankara ve çevresi hep birden, çocuklarıyla, kadınlarıyla, yaşlılarıyla Ankara şehrinden Dikmen tepesine kadar bütün ovayı doldurmuş ve beni karşılamıştır. İstasyondan hükümet dairesine kadar uzayan caddenin iki tarafı eski Türk kıyafetini giymiş, bıçakları ve tabancaları ellerinde Ankara gençleriyle dolmuştu. Bu gençler ve onlarla birlikte bütün halk: “Vatanı ve milleti düşmandan kurtarmak için hepimiz ölmeye hazırız, emrinizi bekliyoruz” diyerek bağırıyorlardı. O zaman Ankara istasyonu yabancı subay ve askerlerinin işgali altında bulunuyordu. O güne kadar Ankaralıları ölü ve Ankara'yı bir harabe sanan bu yabancılar, bu yüce tezahürat karşısında ilk kaygılarını göstermekten kendilerini alamamışlardır. Ben Ankara'yı coğrafya kitabından çok tarihte öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Gerçekten Selçuklu idaresinin parçalanması üzerine Anadolu'da kurulan küçük hükümetlerin adlarını okurken, birtakım beylikler arasında bir de Ankara Cumhuriyeti'ni görmüştüm. Tarih sayfalarının bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara'ya ilk defa geldiğim o gün de gördüm ki, aradan geçen yüzyıllara rağmen Ankara'da hâlâ o cumhuriyet yatkınlığı devam ediyor. Beni Türkiye'ye en uygun merkezin Ankara olabileceğini düşünmeye iten ilk vesile çok eskidir ve tekniktir(bilimseldir)”. Diye duygularını ifade etmiştir. Öte yandan Cumhuriyet dönemi tarihçilerinden Yılmaz ÖZTUNA’da eserlerinde Ankara Ahi Cumhuriyetinden bahsetmektedir. Kuşkusuz Ankara’nın başkent olmasında zamanın koşullarının dayattığı güvenlik başta olmak üzere sosyal ve siyasi sebeplerde önemli bir rol oynamıştır. Bizim işaret ettiğimiz konu ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ankara’nın tarihi ve turistik değerlerini tanıttığı belgeler başta olmak üzere çok sayıda matbu eserde Ankara Ahi Cumhuriyeti hiç yer almamaktadır. T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ Karar No:1128 10.09.2020 -2- Bahse konu Ankara Ahi Esnaf Cumhuriyeti dönemi Anadolu’nun kalbinde Ahi Esnaf Teşkilatının mayalandığı ve ön plana çıktığı 1290-1356 yılları arası İlhanlı (Moğol) Devletinin tayin ettiği valiler tarafından yönetildiği dönem kastedilmektedir. Ankara gibi kadim bir şehrin tarihinin tümüyle açıklığa kavuşması, tereddütlerin giderilmesi ortaya çıkacak gerçekler doğrultusunda ilgili tüm belgelerin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu görev Atatürk’e karşı da bir vefa borcumuzdur. Atatürk’ün kendi eseri Büyük Nutuk kitabı ve tarihçi Yılmaz ÖZTUNA esas alınarak yapılan izahat konuyu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bunların dışında yapılan araştırmalarda; Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde organize edilen 27Aralık 2019 tarihli Ankara’nın başkent oluşunun yıldönümü münasebetiyle sergilenen “Kızılca Gün Bir Cumhuriyetin Doğuşu”Tiyatral gösterisi metninde; Atatürk’ün 1924 yılında Yunus Nadi’ye aktardıklarına göre,“Ankara’nın merkezîleşmesinde ve başkent seçilmesinde etkili olan üçüncü ve en önemli neden Ankara’nın 14’ncü yüzyılda Ahi yönetimiyle yaşadığı Cumhuriyet Deneyimidir”. Diye ifade ettiği, Aynı tiyatral gösterinin metninde Tarihçi Yılmaz Öztuna ve Naşit Hakkı Uluğ’a da atıfta bulunarak“…Anadolu küçük beyliklere bölündüğü sıralarda Ahi’ler esnaf-zanaatkâr loncalarına dayanarak, “Ankara’yı Batı’daki Venedik Cumhuriyeti benzeri bağımsız bir şehir cumhuriyeti” halinde yönetmişlerdir ifadesi yer almıştır. Ancak yukarıdaki ifadeler çelişkilidir. Zira Anadolu beylikler dönemi ve beyliklerin zayıflaması ve dağılması 1071 Malazgirt savaşından sonra başlayarak 1290 yılında Selçukluların dağılarak Ankara’nın Moğol Hanedanına ait İlhanlı Devletine geçmesiyle sona eren süreci ihtiva etmektedir. Bu süreç aynı zamanda Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecine tekâmüleder. 12.,13. ve 14. yy Ankara tarihine ışık tutan ve en ayrıntılı bilgileri ihtiva eden çalışma,bir nüshası Ankara Devlet Kütüphanesinde 947 sıra sayılı, Prof. AvramGALANTİ’ye ait Ankara Tarihi kitabıdır. Afif ERZAN, Ahmet TEVHİT, Evliya ÇELEBİ, Galip MUBAREK, Hacı HALFA, Halil ETHEM, Kâtip ÇELEBİ, Mehmet MUBAREK, Talat Mümtaz YAMAN ve İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI gibi yerli tarihçilerin yanında 30’u aşkın (batılı) yabancı tarihçiden yararlanarak hazırlanan bu eser konuya açıklık getirmektedir. Bu çalışmaya göre; 1223 Yılına kadar İslam Ankara’da o kadar inkişaf etmediği, bu tarihten sonra yavaş yavaş artış gösterdiği görülmektedir. 1288 yılında Kale içinde tek bir Ulu cami olup, Caminin kışla askerlerine tahsis edildiği beyan edilmektedir. Kitabesinde Emir Şerafeddinismi bulunduğundan Şerafeddin Camii kabul edilmekle beraber Camideki Arslan oymaları nedeniyle Aslanhane Camii de denmektedir. Bu tarihteki iki camiden birisi de Kızılbey Camiidir. Ankara’nın 13.Yüzyılın sonunda 1290 yılında İlhanlıların egemenliğine geçmesiyle yeni bir süreç başlamıştır. İlhaniler Sülalesinin Krallarından Gazan Han(1295-1304) İslamiyet’i kabul etmiş, devletin dinini de İslam olarak ilan etmiştir. T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ Karar No:1128 10.09.2020 -3- Daha sonra gelen Olcaytu, Hudabende Mehmet ve GıyaseddinVeddin de aynı şekilde Müslümandırlar. İlhaniler egemenliklerindeki topraklarda isteklerinin hilafına tam hâkimiyet kuramamışlar, Ankara’yı bir Uygur Türkü Artena (EREDNA) yı vali tayin ederek nevi şahsına münhasır olarak yönetmek zorunda kalmışlardır. Vali Artena’nın (EREDNA) son derece dindar olup, halk arasındaki adaletli davranışı nedeniyle Köse Peygamber lakabını almış Sufibir kişiliğinyanında,İnkişafını tamamlamış Ahi Esnaf Teşkilatının şehrin kontrolünü ele geçmesini sağlamıştır. Bazı batılı tarihçilerin ifadesine göre “Ankara şehrinin dağlı (Batılılarca Türk ve Müslümanları aşağılamak amacıyla yakıştırılan sıfat) idaresi Ahilerin elinde, Ankara ve havalisinin saltanatı ise İlhanilerin elinde” idi. “Ah” Arapça da kardeş, “Ahi” ise benim kardeşim demektir. Türkçe de eli açık, koçak ve cömert manasındadır. Âşık Paşazade tarihine göre Diyarı Rumda dört taife vardır ki, bunlar Gaziyan’ı Rum, Ahıyan’ı Rum, Abdalan’ı Rum Bacıyan’ıRumdur. Yani bir cemiyete mensup kardeşler anlamına gelir. Ahi’ler bir devlet teşkil etmediler. Ancak edep, ahlak, saygı ve sebat gibi yüce değerlere sahip bir cemiyete mensup adamlar olup, bulundukları yerin ayanı ve eşrafı sayılırlardı. Bunların faaliyeti Ankara, Bursa, Sivas ve başka yerlerde görülmüş olup topraklar Osmanlıya geçtikten sonra yeniçeri teşkilatının kurulmasında olduğu gibi ilham kaynağı olmuştur. Türk Tarih Kurumu başta olmak üzere değerli bilim adamlarından oluşacak bir komisyon kurularak gerekli çalışmaların başlatılması ve Ankara’nın yazılı tarihinin bilim yoluyla aydınlığa kavuşturulmasına ilişkin ATAK Komisyonu Raporu oylanarak oybirliği ile kabul edildi. Fatih ÜNAL Meclis 1. Başkan V. Ümitcan ULUDAĞ Divan Katibi Mehmet Kürşad KOÇAK Divan Katibi T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ ATAK Komisyonu Raporu Rapor No: 03 28.08.2020 BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Ankara’nın başkent oluşunun bir komisyon kurularak araştırılmasına ilişkin Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.08.2020 tarih ve 86. gündem maddesi olarak komisyonumuza havale edilen dosya incelendi. Üye Recep TAŞ’ın verdiği önergede; Ankara’nın başkent oluşunun bir komisyon kurularak araştırılmasının istenildiği; Komisyonumuzca yapılan incelemeler neticesinde; 9 Ekim 1923 tarihinde, zamanın dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 arkadaşı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen tek maddelik kanun tasarısı 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra büyük bir çoğunlukla kabul edilerek “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehri olmuş” olup, bu karar sonrasında Ankara’nın makûs talihi derinden değişerek kadim şehrimiz Ankara’mız Bayrak Şehrimiz Başkent’imiz olmuştur. Kuşkusuz bu karar kurtuluş savaşımızın kahramanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk tarafından alınmış ve Ankara’yı onurlandırıcı siyasi bir karardır. Ancak bu kararın bir de arka planı, tarihi gerçeklere dayanan bir alt yapısı vardır. Kurucu lider Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı “Büyük Nutuk”ta Ankara’nın Başkent oluşunun hikâyesini şöyle anlatmaktadır. “Ankara'ya ilk kabul olunduğum gün, ben sadece bir vatandaş, milletin bir bireyi idim. Hiçbir sıfatım, yetkim ve unvanım yoktu. Böyle olmakla birlikte Ankara ve çevresi hep birden, çocuklarıyla, kadınlarıyla, yaşlılarıyla Ankara şehrinden Dikmen tepesine kadar bütün ovayı doldurmuş ve beni karşılamıştır. İstasyondan hükümet dairesine kadar uzayan caddenin iki tarafı eski Türk kıyafetini giymiş, bıçakları ve tabancaları ellerinde Ankara gençleriyle dolmuştu. Bu gençler ve onlarla birlikte bütün halk: “Vatanı ve milleti düşmandan kurtarmak için hepimiz ölmeye hazırız, emrinizi bekliyoruz” diyerek bağırıyorlardı. O zaman Ankara istasyonu yabancı subay ve askerlerinin işgali altında bulunuyordu. O güne kadar Ankaralıları ölü ve Ankara'yı bir harabe sanan bu yabancılar, bu yüce tezahürat karşısında ilk kaygılarını göstermekten kendilerini alamamışlardır. Ben Ankara'yı coğrafya kitabından çok tarihte öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Gerçekten Selçuklu idaresinin parçalanması üzerine Anadolu'da kurulan küçük hükümetlerin adlarını okurken, birtakım beylikler arasında bir de Ankara Cumhuriyeti'ni görmüştüm. Tarih sayfalarının bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara'ya ilk defa geldiğim o gün de gördüm ki, aradan geçen yüzyıllara rağmen Ankara'da hâlâ o cumhuriyet yatkınlığı devam ediyor. Beni Türkiye'ye en uygun merkezin Ankara olabileceğini düşünmeye iten ilk vesile çok eskidir ve tekniktir(bilimseldir)”. Diye duygularını ifade etmiştir. Öte yandan Cumhuriyet dönemi tarihçilerinden Yılmaz ÖZTUNA’da eserlerinde Ankara Ahi Cumhuriyetinden bahsetmektedir. Kuşkusuz Ankara’nın başkent olmasında zamanın koşullarının dayattığı güvenlik başta olmak üzere sosyal ve siyasi sebeplerde önemli bir rol oynamıştır. Bizim işaret ettiğimiz konu ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ankara’nın tarihi ve turistik değerlerini tanıttığı belgeler başta olmak üzere çok sayıda matbu eserde Ankara Ahi Cumhuriyeti hiç yer almamaktadır. T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ ATAK Komisyonu Raporu Rapor No: 03 28.08.2020 -2- Bahse konu Ankara Ahi Esnaf Cumhuriyeti dönemi Anadolu’nun kalbinde Ahi Esnaf Teşkilatının mayalandığı ve ön plana çıktığı 1290-1356 yılları arası İlhanlı (Moğol) Devletinin tayin ettiği valiler tarafından yönetildiği dönem kastedilmektedir. Ankara gibi kadim bir şehrin tarihinin tümüyle açıklığa kavuşması, tereddütlerin giderilmesi ortaya çıkacak gerçekler doğrultusunda ilgili tüm belgelerin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu görev Atatürk’e karşı da bir vefa borcumuzdur. Atatürk’ün kendi eseri Büyük Nutuk kitabı ve tarihçi Yılmaz ÖZTUNA esas alınarak yapılan izahat konuyu bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bunların dışında yapılan araştırmalarda; Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde organize edilen 27Aralık 2019 tarihli Ankara’nın başkent oluşunun yıldönümü münasebetiyle sergilenen “Kızılca Gün Bir Cumhuriyetin Doğuşu”Tiyatral gösterisi metninde; Atatürk’ün 1924 yılında Yunus Nadi’ye aktardıklarına göre,“Ankara’nın merkezîleşmesinde ve başkent seçilmesinde etkili olan üçüncü ve en önemli neden Ankara’nın 14’ncü yüzyılda Ahi yönetimiyle yaşadığı Cumhuriyet Deneyimidir”. Diye ifade ettiği, Aynı tiyatral gösterinin metninde Tarihçi Yılmaz Öztuna ve Naşit Hakkı Uluğ’a da atıfta bulunarak“…Anadolu küçük beyliklere bölündüğü sıralarda Ahi’ler esnaf-zanaatkâr loncalarına dayanarak, “Ankara’yı Batı’daki Venedik Cumhuriyeti benzeri bağımsız bir şehir cumhuriyeti” halinde yönetmişlerdir ifadesi yer almıştır. Ancak yukarıdaki ifadeler çelişkilidir. Zira Anadolu beylikler dönemi ve beyliklerin zayıflaması ve dağılması 1071 Malazgirt savaşından sonra başlayarak 1290 yılında Selçukluların dağılarak Ankara’nın Moğol Hanedanına ait İlhanlı Devletine geçmesiyle sona eren süreci ihtiva etmektedir. Bu süreç aynı zamanda Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecine tekâmüleder. 12.,13. ve 14. yy Ankara tarihine ışık tutan ve en ayrıntılı bilgileri ihtiva eden çalışma,bir nüshası Ankara Devlet Kütüphanesinde 947 sıra sayılı, Prof. AvramGALANTİ’ye ait Ankara Tarihi kitabıdır. Afif ERZAN, Ahmet TEVHİT, Evliya ÇELEBİ, Galip MUBAREK, Hacı HALFA, Halil ETHEM, Kâtip ÇELEBİ, Mehmet MUBAREK, Talat Mümtaz YAMAN ve İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI gibi yerli tarihçilerin yanında 30’u aşkın (batılı) yabancı tarihçiden yararlanarak hazırlanan bu eser konuya açıklık getirmektedir. Bu çalışmaya göre; 1223 Yılına kadar İslam Ankara’da o kadar inkişaf etmediği, bu tarihten sonra yavaş yavaş artış gösterdiği görülmektedir. 1288 yılında Kale içinde tek bir Ulu cami olup, Caminin kışla askerlerine tahsis edildiği beyan edilmektedir. Kitabesinde Emir Şerafeddinismi bulunduğundan Şerafeddin Camii kabul edilmekle beraber Camideki Arslan oymaları nedeniyle Aslanhane Camii de denmektedir. Bu tarihteki iki camiden birisi de Kızılbey Camiidir. Ankara’nın 13.Yüzyılın sonunda 1290 yılında İlhanlıların egemenliğine geçmesiyle yeni bir süreç başlamıştır. İlhaniler Sülalesinin Krallarından Gazan Han(1295-1304) İslamiyet’i kabul etmiş, devletin dinini de İslam olarak ilan etmiştir. T.C. ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ ATAK Komisyonu Raporu Rapor No: 03 28.08.2020 -3- Daha sonra gelen Olcaytu, Hudabende Mehmet ve GıyaseddinVeddin de aynı şekilde Müslümandırlar. İlhaniler egemenliklerindeki topraklarda isteklerinin hilafına tam hâkimiyet kuramamışlar, Ankara’yı bir Uygur Türkü Artena (EREDNA) yı vali tayin ederek nevi şahsına münhasır olarak yönetmek zorunda kalmışlardır. Vali Artena’nın (EREDNA) son derece dindar olup, halk arasındaki adaletli davranışı nedeniyle Köse Peygamber lakabını almış Sufibir kişiliğinyanında,İnkişafını tamamlamış Ahi Esnaf Teşkilatının şehrin kontrolünü ele geçmesini sağlamıştır. Bazı batılı tarihçilerin ifadesine göre “Ankara şehrinin dağlı (Batılılarca Türk ve Müslümanları aşağılamak amacıyla yakıştırılan sıfat) idaresi Ahilerin elinde, Ankara ve havalisinin saltanatı ise İlhanilerin elinde” idi. “Ah” Arapça da kardeş, “Ahi” ise benim kardeşim demektir. Türkçe de eli açık, koçak ve cömert manasındadır. Âşık Paşazade tarihine göre Diyarı Rumda dört taife vardır ki, bunlar Gaziyan’ı Rum, Ahıyan’ı Rum, Abdalan’ı Rum Bacıyan’ıRumdur. Yani bir cemiyete mensup kardeşler anlamına gelir. Ahi’ler bir devlet teşkil etmediler. Ancak edep, ahlak, saygı ve sebat gibi yüce değerlere sahip bir cemiyete mensup adamlar olup, bulundukları yerin ayanı ve eşrafı sayılırlardı. Bunların faaliyeti Ankara, Bursa, Sivas ve başka yerlerde görülmüş olup topraklar Osmanlıya geçtikten sonra yeniçeri teşkilatının kurulmasında olduğu gibi ilham kaynağı olmuştur. Türk Tarih Kurumu başta olmak üzere değerli bilim adamlarından oluşacak bir komisyon kurularak gerekli çalışmaların başlatılması ve Ankara’nın yazılı tarihinin bilim yoluyla aydınlığa kavuşturulması komisyonumuzca uygun görülmüştür. Raporumuz Büyükşehir Belediye Meclisinin Onayına arz olunur. Recep TAŞ Komisyon Başkanı Hande SEVİNDİK Başkan Vekili Murat KÖSE Üye Yasemin ÇELİK Üye Duhan KALKAN Üye Ümit ALTUNTAŞ Üye Lale BEKTAŞ Üye Hüseyin ÇAKMAK Üye Adnan BEKER Üye