Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle uzman kadrosuna alınmama işlemine karşı açılan iptal davasının kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasına konu fiilin niteliğine ilişkin esaslı bir değerlendirme yapılmaksızın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle uzman kadrosuna alınmama işlemine karşı açılan iptal davasının kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasına konu fiilin niteliğine ilişkin esaslı bir değerlendirme yapılmaksızın reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon aşamasında başvurunun kabul edilebilirliği konusunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilirlik hususu değerlendirilmeden Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 18/12/2017 tarihinde Afyon Kocatepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Sinema ve Televizyon Ana Sanat Dalı uzman kadrosu alımına başvurmuştur. Başvurucu, başarılı kabul edilmesine rağmen hakkında 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (676 sayılı KHK) maddesiyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bent uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptırılmıştır. Güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle başvurucunun uzman kadrosuna alımı yapılmamıştır. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle 18/12/2017 tarihinde dava açmıştır. Afyonkarahisar İdare Mahkemesi (Mahkeme) 26/4/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Afyon Kocatepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Sinema ve Televizyon Anasanat Dalı uzman kadrosuna yaptığı başvurusu sonucunda başarılı olarak atanmaya hak kazandığı, ancak hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde Eskişehir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nden davacı hakkında 'bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık' suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, '2911 sayılı Kanuna muhalefet' ve 'ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması' suçlarından yargılamasının devam ettiği, '2013 yılında ülke genelinde düzenlenen Taksim Gezi Parkı eylemlerine Eskişehir ilinde destek veren ve polise taş, şişeli saldırıda bulunan özel ve kamu işyerlerine zarar veren şahıslar arasında bulunduğundan hakkında adli soruşturma açıldığı' şeklinde istihbari bilgi edinilmesi sonucunda söz konusu kadroya atanmasının uygun görülmemesine ilişkin Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Komisyonu kararına istinaden Afyon Kocatepe Üniversitesi Personel Dairesi Başkanlığı'nın 2017 tarih ve E.16684 sayılı işlemi ile atamasının yapılmaması üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İdarelerin, kamu görevine açıktan atama yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuz olup, takdir hakkı tanınan bu yetkisini atamama yönünde kullanması sırasında, atanılacak görevin önem ve özelliğini göz önünde tutmak suretiyle kamu yararı ve hizmet gereklerini gözetmek zorunda olduğu açıktır.Olayda, davacının yargılandığı davalarda suç teşkil eden fiillerin niteliği ve Eskişehir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün istihbari nitelikteki bilgi notunda hakkında tespit edilen hususların niteliğinin doğrudan kamu düzeniyle ilgili olması ve söz konusu fiillerin yıkıcı ve bölücü faaliyet kapsamında değerlendirilmesi karşısında davacının güvenlik soruşturması sonucunun olumsuz olarak değerlendirilmek suretiyle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." Başvurucu, karara karşı 31/5/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 25/1/2019 tarihinde istinaf talebini reddetmiştir. Karar, temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Başvurucu, karara karşı 8/4/2019 tarihinde temyize başvurmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi 30/5/2019 tarihinde, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz talebini reddetmiş; kararda, temyiz başvurusuna konu kararın istinaf incelemesi üzerine kesinleşmesi nedeniyle istinaf incelemesinden geçtikten sonra temyiz incelemesine tabi tutulamayacağını ifade etmiştir. Nihai karar başvurucuya 14/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 31/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun 24/8/2014 tarihinde işlediği bina içinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçu ile ilgili olarak Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi 26/2/2015 tarihinde 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ancak hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır. Kararda, başvurucunun market içinde bazı ürünlerin barkotlarını ucuz olan ürünlerin barkotları ile değiştirerek almak istemesi karşısında kasa görevlisinin durumu fark ettiğini belirtmiş; bunun üzerine doğru olan barkotların ürünlere yapıştırılarak düşük fiyatlı ürünlerin başvurucu tarafından alındığını ve bu şekildeki eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını ifade etmiştir. Başsavcılığın karara karşı yaptığı itirazı Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi 20/4/2015 tarihinde reddetmiştir. Ayrıca, Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi 21/1/2022 tarihli ek karar ile 5 yıllık denetim süresi içinde kasten bir suç işlemediği anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilen davanın düşmesine karar vermiştir. Suç tarihi 11/9/2013 tarihi olarak belirtilen toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefet etme suçu ile ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu ile ilgili olarak başvurucu hakkında yapılan yargılama sonucunda Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi 30/1/2018 tarihinde başvurucunun her iki suçtan ayrı ayrı beraatine karar vermiş; kararda, başvurucunun toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü barışçıl olarak kullandığını, eyleminin düzenlenen suç tanımına uymadığını, başvurucunun ulaşım aracının hareket etmesini engelleme, hareket hâlindeyken durdurma çabasında olmadığını belirterek suçun manevi unsurunun oluşmadığını ifade etmiştir. Suç tarihi 12/9/2013 tarihi olarak belirtilen toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçu ile ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu ile ilgili olarak başvurucu hakkında yapılan yargılama sonucunda ise Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi 17/7/2018 tarihinde, başvurucunun kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, hükmün açıklanmasını geri bırakmış; ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçundan ise beraatine karar vermiştir. Kararda, başvurucunun 12/9/2013 tarihinde suça ve davaya konu olan kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılarak suçu işlediğini, ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunun ise manevi unsurunun oluşmadığını belirtmiştir. Başvurucunun karara karşı yaptığı itirazı Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi 24/10/2018 tarihinde reddetmiştir. Anılan karara karşı başvurucu, bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi bu başvuru hakkında Anayasa’nın ve maddelerinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Abbas Yalçın ve diğerleri, B. No: 2014/8146, 29/3/2023). 657 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:"Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar." 657 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.A) Genel şartlar: Türk Vatandaşı olmak, Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, Kamu haklarından mahrum bulunmamak, Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. Askerlik durumu itibariyle;a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veyayedek sınıfa geçirilmiş olmak, 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engelolabilecek (…) akıl hastalığı (…) bulunmamak. [Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.]B) Özel şartlar: Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." 676 sayılı KHK'nın maddesiyle 657 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen ve Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararıyla iptal edilen (8) numaralı alt bent şöyledir:"Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak."