Başvuru, tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ile tahliye taleplerine ilişkin kararların gerekçesiz olduğu, tutukluluğa itiraz incelemesinde duruşma yapılmadığı ve Cumhuriyet savcısı görüşünün tebliğ edilmediği, bu nedenlerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ile tahliye taleplerine ilişkin kararların gerekçesiz olduğu, tutukluluğa itiraz incelemesinde duruşma yapılmadığı ve Cumhuriyet savcısı görüşünün tebliğ edilmediği, bu nedenlerle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 20/1/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 13/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 17/9/2014 tarihinde ibraz etmiştir. Birinci Bölüm tarafından 18/5/2016 tarihinde yapılan toplantıda, Anayasa'nın maddesinde düzenlenmiş olan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının usule ilişkin güvencelerinin hükümden sonra devam edip etmeyeceğinin belirlenmesi amacıyla başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu cinsel saldırı suçlamasıyla 22/12/2011 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinceyakalanıp gözaltına alınmış, kolluk ve savcılıktaki işlemlerden sonra nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği şüphesi ve tutuklama talebiyle sevk edildiği Üsküdar Sulh Ceza Mahkemesince 23/12/2011 tarihinde "üzerine atılı nitelikli cinsel saldırısuçundan, aleyhine kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, kaçması saklanması kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, suçun CMK 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması" gerekçesiyletutuklanmıştır. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 3/2/2012 tarihli ve E.2012/84 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında nitelikli cinsel saldırı, şantaj, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçlarından cezalandırılması istemiyle Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Söz konusu iddianame şöyledir: "...İddia, şüpheli savunması,23/12/2011 tarihinde mahkeme kararıylaevinde yapılan aramada ele geçen dizüstü bilgisayar üzerinde geri getirilen silinmiş görüntülerin incelemesi sonucu düzenlenenayrıntılıteknik analiz ve inceleme raporu ile tespit edilen görüntülerin kaydedildiğiemanetin 2012/480 sırasında kayıtlı hard diskin incelenmesinde, şüpheli tarafından şikayetçinin karşı çıkmasına rağmençekilen çıplak görüntülerinin bulunması, yine şüpheli tarafından ilişki sonrası çıplak görüntüleri çekilirken tehdit ve hakareteuğrayan açık kimliği tespit edilemeyen genç bir kadına ait görüntüler ile pek çok kızve kadınla görüntülerinikaydettiğisohbetlerinde, şüpheliningenelde Serdar adını kullanması, kendisini bazen jinekolog, bazen anestezi uzmanı olarak tanıtıp görüştüğü kadınların güvenlerini sağladıktan sonra lafı döndürüp dolaştırıp cinselliğe getirdiğinin açıkça anlaşılması, iş yerinde soyunma odasına koyduğu gizli kamera ile kaydettiği görüntüler birlikte değerlendirildiğinde,Şüphelinin (...) cezalandırılmasına, .... karar verilmesi kamu adına talep edilmiş[tir]." Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi 6/2/2012 tarihinde tensiben yaptığı incelemede "yükletilen suçun niteliğine, delil durumuna ve tutuklama gününe" göre başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına, tutukluluğun 5/3/2012 tarihinde gözden geçirilmesine ve duruşmanın 4/4/2012 tarihine bırakılmasına karar vermiştir. Duruşmanın 4/4/2012 tarihli birinci celsesinde "...müsnet suçun niteliği, delil durumu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların varlığı ve CMK.nun 100/3-a, maddesinde tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olması" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Aynı celsede Cumhuriyet Savcılığının mütalaası üzerine başvurucu tarafından süre talep edilmiş, Mahkemece bu doğrultuda başvurucuya savunma yapmak üzere süre verilmiştir. Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinceyapılan duruşmanın 26/4/2012 tarihli ikinci celsesinde "...müsnet suçun niteliği, delil durumu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların varlığı ve CMK.nun 100/3-a, maddesinde tutuklamayı gerektiren katalog suçlardan olması" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Mahkeme aynı celsede, mağdurenin cinsel istismar nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında kişinin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar vermiştir. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinceyapılan duruşmasının 21/2/2013 tarihli yedinci celsesinde başvurucunun tahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş ve tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Bu celseye kadar Mahkemece savunma tanığı dinlenmiş, savunma tarafından istenen deliller toplanmış ve mağdurenin raporunun sonucu beklenmiştir. İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesince yapılan duruşmanın 10/7/2013 tarihli on birinci celsesinde başvurucununtahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş, aynı celsede başvurucunun müdafiinin mazeretinin kabulüne ve mağdurenin raporunun beklenmesine karar verilmiştir. 4/9/2013 tarihli on ikinci celsede başvurucununtahliye talebi "... üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, mevcut delil durumuna, atılı suç için kanunda öngörülen ceza süresine, kaçma şüphesinin bulunmasına binaen ve adli kontrol kararı da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş ve aynı celsede mağdurenin raporunun akıbetinin sorulması içinAdli Tıp Kurumuna müzekkere yazılmıştır. Mağdurenin raporunun gelmesi üzerine İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesince19/12/2013 tarihinde yapılan on dördüncü celsede başvurucu ile müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada cinsel saldırı, hürriyeti tahdit, şantaj suçlarını işlediği ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle başvurucunun toplam 14 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; hükmolunan ceza miktarı, tutuklulukta geçen süre ve kaçma şüphesi gerekçe gösterilerek tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuş; Mahkemece Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaası da alındıktan sonra duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile Cumhuriyet savcısının yazılı mütalaasına uygun olarak itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline 9/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkûmiyet kararına karşı başvurucu tarafından 19/12/2013 tarihinde temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Ceza Dairesi 10/3/2015 tarihli kararıyla İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesince nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından kurulan hükümleri onamış; kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan kurulan hüküm yönünden ise bozma kararı vermiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; …(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),... (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),...(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."