Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İhyasını talep ettikleri ... A.Ş aleyhine ... İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkili adına hizmet tespiti davası açtıklarını, iş bu dava dosyasında ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazı cevabında şirketin 5 yıldan fazla süre ticari faaliyeti olmaksızın genel kurul toplantılarını yapmadığından şirketin 31/07/2013 tarihinde ticaret sicilden resen terkin edildiğinin bildirildiğini, Ticaret Sicilden terkin edilen şirketin tüzel kişiliği so
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tapuda müvekkil adına kayıtlıyken; İstanbul İli, Üsküdar İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel’de kain ... Arsa Paylı, ... Kat, ... no.lu bağımsız bölüm üzerine, 04/03/1994 tarihinde ... Tic. A.Ş. lehine ipotek tesis edildiğini, taşınmaz üzerindeki 04.03.1994 tarih, .. yevmiye numaralı ve 300.000.000,00 ETL (Eski Türk Lirası) bedelli ipoteğin bedelinin ödendiğini, ipoteğe konu borcun kapatıldığını, ipoteğin terkininin zorunluluğunun doğduğunu, Ticaret Sicil Kayıtları ve İTO sorgularından görüleceği üzere, lehine ipotek tesis edilen ... Tic. A.Ş. tasfiye edildiğini ve ticaret sicilden kaydının kapatılmış olduğunu, konuya ilişkin davalı şirkete ulaşılamadığını ve ipotek terkin işlemlerinin tamamlanamadığını, bahse konu ipoteğin terkin edilmesi amacıyla İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/256 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, yargılamada davanın 17/07/2020 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı uyarınca, Tasfiye Halinde ... Tic. A.Ş.nin ihyası için yetki ve dava açmak üzere taraflarına süre verilmesine karar verildiğini, davaya konu taşınmazın üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılması için, tasfiyesi gerçekleşen ve ticaret sicilinden kaydı kapatılan Tasfiye Halinde ... Tic. A.Ş.nin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca söz konusu ipoteğe konu borcun ödenmesi sebebiyle ipoteğin terkininin sağlanması için Tasfiye Halinde ... Tic. A.Ş.nin ihyasına karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün ...-... sicilinde kayıtlı Tasfiye Halinde ... Tic. A.Ş.nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle;tasfiye sürecinde sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının tasfiye memurunun sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye işlemlerinin eksik yapıldığının ticaret sicil müdürlüğünce tespit edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, muhatabın tasfiye memuru olduğunu, yasal konumda olan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı tasfiye memuru, savunmasında özetle; TTK geçici 7.madde uyarınca eldeki davanın açılabilmesi için 5 yıllık süre öngörüldüğünü, bu sürenin geçtiğini, bu nedenle bu yönden davanın reddinin gerektiğini, tasfiye memuru olan müvekkilinin tüm tasfiye işlemlerini usule ve kanuna uygun olarak yerine getirdiğini, dava konusu taleplerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, tasfiye tarihinin 1997 yılı, eldeki davanın ise açılış tarihinin 2021 yılı olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davacının iddialarını ispatla mükellef olduğunu, iddialarına ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, beyan ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, ihya kararının ancak geçici olarak ve dava konusu işleme ilişkin olması gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, dayanaksız taleplerin reddi ile davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.