Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/2503 E. , 2024/3845 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2503 Karar No : 2024/3845 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacılar): 1- ... ... 25- ... Vekili : Av. ... Diğer Davacılar : 1- ... Vekili : Av. ... 2- ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı Vekili : Av. ... Davalı Yanında Davaya Katılanlar : 1-... Bakır İşletmeleri A.Ş. Vekili : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... 3- ... Sendikası Vekili: Av. ... 4- ... ... 149- ..
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/2503 E. , 2024/3845 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2503 Karar No : 2024/3845 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacılar): 1- ... ... 25- ... Vekili : Av. ... Diğer Davacılar : 1- ... Vekili : Av. ... 2- ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı Vekili : Av. ... Davalı Yanında Davaya Katılanlar : 1-... Bakır İşletmeleri A.Ş. Vekili : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... 3- ... Sendikası Vekili: Av. ... 4- ... ... 149- ... Vekilleri : Av. ... İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, davacılar tarafından, Rize ili, Çayeli ilçesi, ... Mahallesinde Sicil:... (İR ...) numaralı maden işletme ruhsatına istinaden faaliyet gösteren ... Bakır İşletmeleri A.Ş. tarafından maden üretim çalışmaları esnasında yapılan patlatma faaliyetlerinin durdurulması talebiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; davacılar tarafından, dava konusu maden üretiminin yapıldığı galeri üzerinde ve çevresinde bulunan taşınmazlarına ilişkin olarak Maliye Hazinesine, ... Bakır İşletmeleri A.Ş'ne, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne ve davalı idareye karşı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:...; E:... sayılı dava dosyalarında kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalarının açıldığı, bu davaların ise halen derdest olduğu, olayda, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, bu amaçla İnşaat Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ..., Jeoloji Yüksek Mühendisi Doç. Dr. ..., Çevre Yüksek Mühendisi ...'dan oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde 12/07/2019 günü keşif icra edilmiş ve keşif neticesinde sunulan 18/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda ''...Keşif günü yapılan gözlemler ve tespitler neticesinde maden üretiminin yapıldığı galeri üzerinde ve çevresinde bulunmak suretiyle patlatma faaliyetinden etkilendiklerini iddia eden davacılara ait yerleşim yerleri, davacı tarafların verdiği bilgiler doğrultusunda belirlenmiştir. Yapılan incelemelerde Geçimlik Geçici Yapıların (GGY) temel ve yapı etkileşiminin tip projeler şeklinde duraylılık ve deformasyon başta yapı statiği-geoteknik standartlarına uygun olarak inşa edildiği, ancak bu geçici yapıların çok büyük bir kısmının düşey ve yatay doğrultuda beton, metal (çelik ve demir), ahşap ve cam malzemeler kullanılarak değişik tip ve büyüklükte imalatlarla farklı kat, yükseklik ve genişlikte yapı tiplerine modifıye edildiği (dönüştürüldüğü), dönüştürülmeyen tip yapının çatlama, oturma, sehim, çökme vb. olumsuzluklarının bulunmadığı, bununla birlikte modifıye edilen tüm yapılarda deformasyonların oluştuğu görülmüştür. Çatlakların ve farklı oturmaların birçok farklı sebebin ayrı ayrı veya birada oluşması ile meydana gelebileceği bilinmesine rağmen dava konusu alanda meydan gelen bu deformasyonların ÇBİ bünyesindeki patlatmalara dayalı titreşim etkileri ile oluşmadığı, dava konusu alanın aktif heyelan bölgesi olduğu, yoğun yağış nedeniyle zeminin suya doygun olması gibi çeşitli nedenlerle oluşan zemin hareketlerinde heyelanların asli etkisi olduğu, madencilik faaliyetler sonucunda ÇBİ tarafından yeraltında yapılan kontrollü patlatma faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan titreşim değerlerinin Yönetmelikte izin verilen ve aşılmaması gereken hasar sınır değerlerinin altında kaldığı göz önüne alındığında; maden üretim faaliyetinde gerçekleştirilen patlatmaların heyelana sebebiyet vermeyeceği, çatlakların ve farklı oturmaların modifıye imalatların uygulama hatalarına (taze beton, oturma, plastik rötre, kısıtlanmış rötre vb.) ve taşıma gücü düşük iyileştirilmemiş zemin üzerinde oluşturulmalarına ayrıca kötü detaylandırma- malzeme-işçilik hatalarına dayalı olduğu, bu modifıye yapı elemanlarının üzerine oturtulduğu zeminlerin taşıma gücünün azalmasında ve zemin hareketliliğinde ise meteorolojik şartlara (aşırı yağış) ve topografyaya (eğimli arazi) bağlı olarak zeminin suya doygunluğu ile dayanımının azalmasının etkili olduğu, dava konusu alanda gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri kapsamında çevre güvenliği açısından alınması gereken ve tavsiye edilen tüm önlemlerin alındığı, heyelan alanlarında ve galeri yollarında alman inşa önlemlerinin de (istinat duvarları, gabion duvarlar, jeomembran serimi vb.) teknik ve yeterli bir yaklaşım olduğu, çevre güvenliği açısından eksik bir yön bulunmadığı,..." yönünde görüş ve kanaate yer verildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili tarafından itiraz edilmiş ise de, itirazlar bilirkişi raporunu sakatlayıcı ve kusurlandırıcı nitelikte görülmeyerek rapor Mahkemece hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dava konusu alanın yoğun yağış nedeniyle zemininin suya doygun olması ve eğimli arazi yapısı nedeniyle aktif heyelan bölgesinde bulunmasından kaynaklı olarak söz konusu heyelanların meydana geldiği, uyuşmazlığa konu maden sahasında ... Bakır İşletmeleri A.Ş. tarafından kapalı (yeraltı) maden işletme yöntemi ile yürütülen maden üretim çalışmalarının jeolojik deformasyonlara ve heyelana sebebiyet vermediği gibi patlatma faaliyetlerinin yönetmelikte izin verilen sınır değerlere uygun olarak gerçekleştirildiği, ayrıca tüm üretim aşamalarında çevre ve can güvenliği bakımından gerekli tedbirlerin alındığı anlaşılmış olup; söz konusu maden üretim faaliyetlerinin durdurulması talebiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; maden üretiminin yapıldığı galeri üzerinde ve çevresinde bulunmak suretiyle patlatma faaliyetinden etkilendiklerini iddia eden davacılara ait yerleşim yerlerinin bedellerinin ödendiği ve binaların tahliyesi ile yıkımı konusunda müdahil ... Bakır İşletmeleri A.Ş. ile davacılar arasında sözleşme ve noter taahhüt senetleri düzenlendiği, söz konusu noter taahhüt senetleriyle bu araziler üzerinde ikamet edilmeyeceğine yönelik davacılardan taahhütler alındığı, sonrasında yalnız çay toplama zamanlarında kullanılmak ve ihtiyaçlarını gidermek üzere ... Bakır İşletmeleri A.Ş. tarafından inşaa ettirilen Geçici Geçimlik Yapıların (GGY) davacılara teslim edildiği, söz konusu Geçimlik Geçici Yapıların temel ve yapı etkileşiminin tip projeler şeklinde duraylılık ve deformasyon başta yapı statiği-geoteknik standartlarına uygun olarak inşa edildiği, buna karşın davacılar tarafından bu geçici yapıların çok büyük bir kısmının inşaat tekniklerine uygun olmayan imalatlarla ilave kat ve bölümler eklenmek suretiyle daha geniş yapı tiplerine dönüştürülerek taahhüte aykırı bir biçimde ikametgah olarak kullanıldığı, modefiye edilmeyen tip yapılarda çatlama, oturma, sehim, çökme vb. olumsuzluklarının bulunmadığı, bununla birlikte modifıye edilen tüm yapılarda deformasyonların oluştuğu, bu bağlamda söz konusu yapılarda meydana gelen deformasyonların bizzat davacıların kendi kusurlu davranışlarından kaynaklandığı görüldüğünden davanın reddine, davacılardan ... ve ... açısından feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve ...'ın ise 22/11/2018 tarihinde vefat ettiği görülmüş olup, ...'ın 31/05/2017 tarihinde, ... ve ...'ın mirasçıları tarafından herhangi bir başvuruda bulunulmadığı anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26.maddesinin 1.fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçenlerin başvurmasına kadar dava dosyasının bu kişiler yönünden (... ve ...) işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. 3213 Sayılı Maden Kanununun 'Madencilik faaliyetlerinde izinler' başlıklı 7. maddesinde; “Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür” hükmü yer almaktadır. 21/06/2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin 2. maddesinde; “Bu Yönetmelik, orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askerî yasak bölgeler, imar alanları ve mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi, gayrisıhhi müesseseler ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre yürütüleceğini kapsar.” hükmüne, 5. maddesinde; “Madenlerin aranması ve üretilmesi ile ilgili faaliyetlerde alınması gereken izinlerde uygulanacak usul ve esaslar, bu Yönetmelik hükümlerine göre yürütülür. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, madencilik faaliyetleri için bu Yönetmelik kapsamında izin verme ve süre uzatılmasına ilişkin görev ve yetkilerini kullanırken, kanunlarında, uluslararası sözleşmelerde ve bu Yönetmelikte öngörülmemiş ise başka kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlara dayalı olarak işlem yapamaz. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, izin taleplerini, kanunlarındaki ve bu Yönetmelikteki hükümlere göre sonuçlandırır. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca, bu Yönetmelik hükümlerinde belirtilen haller ve diğer kanunların ilgili hükümleri dışında, madencilik faaliyetleri engellenemez ve çıkarılacak yönetmeliklerde bu Yönetmelikte belirtilen kısıtlamaların dışında bir kısıtlama getirilemez” hükmüne, "Yeraltı madencilik faaliyetleri" başlıklı 17. maddesinde; "Uygulanan yöntem, teknoloji ve derinliğe bağlı olarak projesi Genel Müdürlükçe uygun bulunan yeraltı madencilik faaliyetlerinin tekabül ettiği yüzey alanı için herhangi bir izin alınmaz. Yeraltı madencilik faaliyetlerine bağlı olarak gerekli olan yerüstü tesisleri veya galeri ağzının isabet ettiği alan için bu Yönetmelik kapsamında gerekli izinlerin alınması zorunludur." hükmüne, "Faaliyetlerin denetimi" başlıklı 90. maddesinde; "Bu Yönetmelik kapsamında izin verilmiş alanlardaki madencilik faaliyetlerini ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları kendi mevzuatı kapsamında denetleyebilir. Yapılan denetimlerde maden ruhsat alanlarında bu Yönetmelik esaslarına uygun çalışılmadığının tespiti halinde, ilgili bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu tarafından bu Yönetmelik çerçevesinde yapılacak işlemler Genel Müdürlüğe bildirilir. Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespit edilmesi halinde önlemler alınıncaya kadar Genel Müdürlük tarafından bu alanda madencilik faaliyetleri durdurulur. Bu Yönetmelik kapsamında Genel Müdürlükçe verilen işletme iznine dayalı olarak sürdürülen madencilik faaliyetleri, kanunlarda yer alan hükümler haricinde durdurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından, Rize İli Çayeli İlçesi ... Mahallesinde Sicil:... (İR ... ) numaralı maden işletme ruhsatına istinaden faaliyet gösteren ... Bakır İşletmeleri A.Ş. tarafından maden üretim faaliyetinde gerçekleştirilen patlatmalar nedeniyle heyelan meydana geldiğinden ve çevre ile davacıların taşınmazlarına zarar verildiğinden bahisle zaman içerisinde ilgili idarelere münferit şikayetlerde bulundukları, dava konusu maden üretiminin yapıldığı galeri üzerinde ve çevresinde bulunan taşınmazlarına ilişkin olarak Maliye Hazinesine, ... Bakır İşletmeleri A.Ş'ne, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne ve davalı idareye karşı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:... ; E:... sayılı dava dosyalarında kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalarının açıldığı, son olarak 07.08.2014 tarihli 180 kişinin imzasını taşıyan dilekçe ile madencilik faaliyetlerinin güvenlik önlemleri alınıncaya kadar durdurulması talebiyle davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine davacılar tarafından, bu zımni ret işleminin iptali talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmüştür. Uyuşmazlıkta; ruhsat sahibi Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü olan ve kira karşılığı ... Bakır İşletmeleri A.Ş tarafından 1994 yılında söz konusu sahada bakır ve çinko üretimine başlandığı, çevredeki taşınmazlara zarar verdiği yönündeki şikayetler üzerine Bakanlık tarafından ruhsat sahasında yapılan incelemeler üzerine düzenlenen raporda yer altındaki patlatmaların kurallara uygun olarak yapıldığı ancak patlatmalar nedeniyle oluşan titreşimlerin bölgeye ve kaymaya yakın toprak yapısı, bitki örtüsü ve iklim koşulları da göz önüne alınarak kayma ve göçme hareketlerini tetiklemesi noktasında uzman kuruluşlarca ayrıntılı bir rapor hazırlanması gerektiğinin belirtildiği, bunun üzerine Bakanlık tarafından ruhsat sahibi Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne inceleme raporundaki belirtilen hususlara dair bilimsel bir rapor hazırlanarak raporda yer alacak önlemlerin alınması gerektiği aksi halde teminatının irat kaydedilerek faaliyetin durdurulacağının bildirilmesi üzerine ruhsat sahibi adına Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi tarafından maden sahasında 6 ay boyunca yapılan araştırma sonucu maden sahasının toprak yapısı, bitki örtüsü, yapılan maden faaliyeti, alınan önlemler ile alınması gereken önlemlere dair rapor hazırlandığı, anılan bu raporun 28/01/2013 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunulduğu, Başbakanlık Affet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın 30/05/2014 tarihinde maden sahasında yapılan incelemeler sonucu düzenlenen 09/10/2014 tarihli raporunda; ''Çalışma alanının litolojisinin yer yer bazalt, tüf, lav, yamaç molozu ve bitkisel topraktan oluştuğu ve ortalama eğiminin 30 derece olduğu, çalışma alanı içerisinde bazı konutlarda yapısal hasarlar görülse de aktif bir heyelan kütlesine rastlanılmadığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olan patlatmalara dair patlatma değerleri üzerinde herhangi bir ifadeye rastlanılmadığı'' tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan bilirkişi heyeti ile mahallinde 12/07/2019 günü keşif icra edilmiş ve keşif neticesinde sunulan 18/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 1- Maden üretim faaliyetinde gerçekleştirilen patlatmaların heyelana sebebiyet verip vermeyeceği ile davacıların ikametgâh çevresinde bir zararın bulunup bulunmadığı: Dava konusu alan ve yakın çevresinin heyelan durumu, dava dosyasında yer alan bilgi-belge-rapor vb. dokümanlara bağlı olarak geçmişe yönelik değerlendirildiğinde Madenli Çamlıca Mahallesinin 20.08.1997 tarihinde afete maruz bölge olarak ilan edildiği, 10-11.11.2001 tarihinde meydana gelen aşırı yağış sonucunda kilce zengin olan alterasyon zonunun suya doygun hale gelmesi sonucu kayma ve akma şeklinde heyelanların gözlendiği ve Madenli-Çamlıca yöresinin 18.06.2003 tarihinde Bakanlar Kurulu ile afete maruz bölge ilan edildiği, 1-21.08.2005 ve 03.10.2005 tarihlerinde meydana gelen aşırı yağışlar sonucu benzer mekanizmaya sahip heyelanların meydana geldiği tespit edilmiştir. Davacılara ait yerleşim yerlerinin ve çay bahçelerinin bulunduğu alanın çevresinde aktif heyelan bölgesinin bulunduğu Şekil 8’de açıkça görülmektedir. Sahada belirlenen heyelanların 30° ve 35° eğime sahip (dik-çok dik) yamaçlarda ve dar vadi morfolojisi gösteren alanlarda gelişme eğilimi, gösterdiği, heyelanların yamaç eğimleri ile olan ilişkisine göre heyelanların yaklaşık 40° ile 65° arasında değişen eğimlere sahip yamaç ve vadilerde geliştiği, heyelanların güney ve güneydoğuya bakan yamaçlarda geliştiği, yoğun yağış olan yamaçlardaki özellikle volkanik birimlerin bozunma ürünü olan killi malzemenin doygun hale gelmesi ve yüksek eğime bağlı olarak gelişen gravite etkisi ile heyelanların oluştuğu sonucuna varılmıştır. Kütle hareketleri kapsamında elde edilen bu tespitlere göre dava konusu alanın heyelana duyarlı bir bölge olduğu görüş ve kanaatini oluşturmaktadır. 04.06.2010 Tarih ve 27601 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘‘Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği ”nm Ek VU’deki Tablo 6’da verilen patlatma nedeniyle oluşacak titreşimlerin izin verilen sınır değerleri Tablo 2’de verilmiştir. İlgili yönetmelikte, hasar sınırları patlatma frekansına göre değişmektedir. Frekans arttıkça sınır değer de yükselmektedir. Örneğin, 1 Hz frekans değerinde sınır değer 5 mm/s olurken 4-10 Hz arasında 19 mm/s ve 30-100 Hz arasında sınır değer 50 mm/s olarak verilmektedir. Tablo 2. Patlama nedeniyle oluşacak titreşimlerin en yakın yapının dışında yaratacağı zemin titreşimlerinin izin verilen en yüksek değerleri: Titreşim frekansı (Hz) İzin Verilen En Yüksek Titreşim Hızı, mm/s 1 5 4-10 19 30-100 50 Çayeli Bakır İşletmesi yeraltı üretiminde 2015 yılından 2019 yılına kadar gerçekleştirilen patlatmalar sonrası ortaya çıkan titreşim değerleri için İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinin yapmış oldukları ‘‘ÇBİ Patlatmalı Kazı Çalışmaları Sırasında Patlatma Kaynaklı Titreşimlerin Maden Yakın Evler Projesi Sınırı Dışından Kalan Yerleşim Birimleri ve Yapılar Üzerindeki Etkilerinin İzlenmesi, İncelenmesi, Değerlendirilmesi ve Patlatma Operasyonlarının Optimizasyonu ” isimli dava dosyası ekinde yer alan tüm raporlar incelendiğinde patlatmalar sonrası oluşan titreşim değerlerinin (PPV mm/sn) 5 mm/s’nin altında kaldığı, bu değerlerin en muhafazakâr limitleri öngören DİN 4150 Alman Normu ve bununla birlikte Ülkemizde yürürlükte olan “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde verilen hasar sınır değerleri ile karşılaştırıldığında yapılan patlatmalar sonrasında dava konusu alana yakın yerleşim yerlerinde titreşim kaynaklı bir hasar olma olasılığı bulunmamaktadır. Keşif günü davacılara ait taşınmazların bulunduğu alanda yapılan gözlemler neticesinde; Geçimlik Geçici Yapı (GGY) olarak adlandırılan konutlarda, çay bahçelerinde, istinat duvarlarında çatlama, oturma vb. yapısal değişimler tespit edilmiştir. Dava konusu alanın yukarıda verilen bilgilere göre aktif heyelan bölgesi olduğu, yoğun yağış nedeniyle zeminin suya doygun olması gibi çeşitli nedenlerle oluşan zemin hareketlerinde heyelanların asli etkisi olduğu ve madencilik faaliyetleri sonucunda ÇBİ tarafından yeraltında yapılan kontrollü patlatma faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan titreşim değerlerinin Yönetmelikte izin verilen ve aşılmaması gereken hasar sınır değerlerinin altında kaldığı (Tablo 2; <5mm/sn) göz önüne alındığında; maden üretim faaliyetinde gerçekleştirilen patlatmaların heyelana sebebiyet veremeyeceği, davacıların ikametgâh çevresinde tesvit edilen (Sekil 10-Ek-l) zararların gelişmesinde yosun vasısa başlı olarak zeminin doygun hale gelmesi neticesinde ortaya çıkan kütle hareketlerinin etkili olduğu görüş ve kanaatindeyiz. Yapılan incelemelerde Geçimlik Geçici Yapıların (GGY) temel ve yapı etkileşiminin tip projeler şeklinde duraylılık ve deformasyon başta yapı statiği-geoteknik standartlarına uygun olarak inşa edildiği (Şekil 11), ancak bu geçici yapıların çok büyük bir kısmının düşey ve yatay doğrultuda beton, metal (çelik ve demir), ahşap ve cam malzemeler kullanılarak değişik tip ve büyüklükte imalatlarla farklı kat, yükseklik ve genişlikte yapı tiplerine modiflye edildiği (dönüştürüldüğü) (Şekil 12), dönüştürülmeyen Şekil ll’de görülen tip yapının çatlama, oturma, sehim, çökme vb. olumsuzluklarının bulunmadığı, bununla birlikte Şekil 12’de görülen ve modifıye edilen tüm yapılarda deformasyonların oluştuğu görülmektedir. Dava konusu alanda meydan gelen bu deformasyonların ÇBİ bünyesindeki patlatmalara dayalı titreşim etkileri ile oluşmadığı, modifıye imalatların uygulama hatalarına (taze beton, oturma, plastik rötre, kısıtlanmış rötre vb.), taşıma gücü düşük iyileştirilmemiş zemin üzerinde oluşturulmalarına ve kötü detaylandırma-malzeme- işçilik hatalarına dayalı olduğu, bu modifıye yapı elemanlarının üzerine oturtulduğu zeminlerin taşıma gücünün azalmasında ve zemin hareketliliğinde ise meteorolojik şartlara (aşırı yağış) ve topografyaya (eğimli arazi) bağlı olarak zeminin suya doygunluğu ile dayanımının azalmasının etkili olduğu, cihazlar tarafından kaydedilen ÇBİ bünyesindeki patlatmalara dayalı titreşim etkilerini en aza indirmek için heyelan alanlarında ve galeri yollarında alınan inşa önlemlerinin de (istinat duvarları, gabion duvarlar, jeomembran serimi vb.) teknik ve yeterli bir yaklaşım olduğu değerlendirilmektedir. 2- Yapılan madencilik faaliyetini çevre güvenliği açısından eksik bir yönün bulunup bulunmadığı ile varsa bu eksikliklerin hangi tedbirler alınarak giderilebileceği: Davalı şirket tarafından isletme tesis ve civarında yerüstü tesisler ve yeraltı girişlerinin bulunduğu kısımlarda, heyelanları azaltmaya yönelik olarak 2009 yılından beri yamacın gabion duvar ile kaplanması, zemine enjeksiyon yapılması, heyelanların topuk kısmında yer alan ana kuyunun bulunduğu yamaç tarafında kablolu cıvatalar ile zemin tahkimatının yapılması şaft bölgesinde drenaj kanallarının açılması şeklinde mühendislik önlemlerinin alındığı, dava konusu alanda gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri kapsamında çevre güvenliği acısından alınması gereken ve tavsiye edilen tüm önlemlerin alındığı, çevre güvenliği açısından eksik bir yön bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." yönünde görüş ve kanaate yer verildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili tarafından itiraz edilmiş ise de, itirazlar bilirkişi raporunu sakatlayıcı ve kusurlandırıcı nitelikte görülmeyerek rapor Mahkememizce hükme esas alınabilecek nitelikte bulunulmadığı görülmüştür. İlaveten, dosyaya sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü tarafından dört kişiden oluşan öğretim elemanlarınca 'Rize ili Çayeli ilçesi Madenli Belediyesi Sınırlarında Bulunan Maden Ve Çamlıca Mahalleleri İçinde Kaldığı Alandaki Heyelan Mekanizmasının İncelenmesi ve Çayeli Bakır İşletmesi Yer Altı Madeni İle İlişkisinin Araştırılması' adlı Kasım 2018 tarihli raporunun sonuç kısmında; ''Bu proje kapsamında Maden ve Çamlıca Mahallelerindeki arazilerde ortaya çıkan tasman, heyelan aynası ve gerilme çatlaklarının ana sebeplerinin aşağıda sıralanmış teknik hususlardan kaynaklandığı anlaşılmıştır: 1- 2002 yılında yer altında madencilik faaliyetleri sonucunda oluşan ve düşük düzeyde yaklaşık 60-80 metrelik bölgeyi etkileyen göçük 2-Yer altında yapılan patlatmalı kazılardan açığa çıkan bazı ivmelerin yeryüzündeki bir kısım gerilme çatlaklarına yansıması 3- Sülfürce zengin ve nemli ortamların tahkimata olumsuz etkisi 4- Maden yatağının jeolojik yapısından kaynaklı tavan taşı problemi 5- Macun dolgunun dayanımının düşük olması nedeniyle tahkimat görevini üstlenememesi ve dolguda zamanda konsolidasyon (%0.5-5) ve patlatmalı kazılarda kaynaklı duyarsızlığının oluşması 6- Bölgedeki aşırı yağışlar, yer altı suyu ve bazı bölgelerde heyelana müsait dik topoğrafya 2002 yılında meydana gelen göçüğün öncelikle yeryüzünde tasmana sebep olarak şev yamaçlarında zamanla gerilme çatlaklarının gelişmesi ve patlatmalı kazıların, yer altı suyunun ve bölgedeki aşırı yağışların söz konusu gerilme çatlaklarını tetikleyerek heyelan aynalarını açığa çıkardığı anlaşılmıştır. Maden ve Çamlıca mahallelerinde, özellikle göçük bölgesi ve çevresinde 7 metreye ulaşan deplasmanların olması, Ç.B.İ. Beton tesisi ile yemekhane bölgesinde ve kuyu bölgesindeki deplasmanların son 3-4 yıllık zaman zarfında düşeyde 33 cm ye ulaşması yatayda ise 3-10 cm olması, tasman konusundaki düşüncemizi doğrular niteliktedir. Ç.Bİ.' nin çalıştığı yer altı maden sahasının tavan taşı ve üzerindeki birimlerini (kaya ve zemin) kapsayan bölgeye ait yeryüzündeki arazi hareketleri ile ilgili iki temel görüş bulunmaktadır. Bir kısım araştırmacılara göre; yerüstünde heyelana müsait bölgelerin olduğu, yer altı madencilik faaliyetleri kaynaklı olmadığı ve yoğun yağışlar sonucu gerilme çatlakları şeklinde açılmaların başladığı ve heyelanların oluştuğu; Bizim araştırmamıza göre, yer altı madeninde yukarıda sıralanmış altı teknik husustan kaynaklı kaya kütlesindeki zayıf yapıların tetiklenerek yer altı kaya yapısının etkilenmesi sonucu yeryüzünde tasmanlara ve gerilme çatlaklarına yol açtığı ve bunun sonucunda farklı bölgelerde heyelanlara yol açabileceği görüşü ileri sürülmektedir. Birinci görüş değerlendirildiğinde; daha önceden veya sonradan ortaya çıkan ve heyelanlı olduğu bilinen bir bölgede yer altı madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesi ile bu bölgelerin etkilenmeyeceğini garanti edebilmek mümkün değildir. Yer altında yapılan patlatmalı kazılardan açığa çıkan sarsıntılara ait parametreler, yeryüzüne yansıyarak parçacık hızı, frekans, deplasman ve ivme değerleri olarak cihaz tarafından kaydedilmektedir. Yeryüzüne yansıyan bu sarsıntı kayıt sonuçlarının; ülkemizdeki geçerli mevcut standart (04.06.2010 tarihli Resmi Gazete'deki 27601 no'lu Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği) heyelanlı arazilere yönelik olmadığından Maden ve Çamlıca Mahallesinde ölçülen sarsıntı parametrelerinin (parçacık hızı ve frekans) bu standarda göre değerlendirilmesi yapılamaz. Söz konusu standart, parçacık hızı ve frekans dikkate alınarak daha önce de belirtildiği üzere heyelan vb. içermeyen/olmayan arazilerdeki mühendislik hizmeti almış sağlam yapılarda (bina/ev) hasar oluşum riskini değerlendirmek için kullanılmaktadır (Aydın. Vd. 2007). Bu bakımdan Ç.Bİ.' nin yaptırmış olduğu sarsıntı ölçümlerine ait parçacık hızı ve frekans değerlerini dikkate alarak hiç bir araştırmacı bu değerlerin heyelanlı arazileri tetiklemeyeceği konusunda geçerli/kanıtlayıcı yorum yapamaz. Ancak cihaz tarafından ölçülen ivme değerleri araştırmacılar tarafından heyelan mekanizmasında dikkate alınan limit denge formüllerinde kullanılmaktadır. Bu proje çalışmasında belirlenen yüksek ivme değerlerinin (≥ 0.1 g) Düzgün vd. 2015 tarafından yapılan şev stabilite analizlerinde kullanılmış olması durumunda dikkate alınaran tüm kesitlerde (E2-E2' hariç) düşük şev emniyet katsayısı değerlerinin (F<1) açığa çıkacağı ve kayma riskinin oluşacağı anlaşılacaktır. Ancak Bölge-III içerisinde kalan E2-E2 kesitinin de Bölge I ve II de gerçekleşecek heyelanlarından tetiklenme riski olduğu belirtilmiştir. Arazide yapılan incelemelerden önceki yıllara göre gerilme çatlaklarının daha da geliştiği, yıkılıp yeniden yapılan prefabrik evlerin bazılarının hasar gördüğü, yeni yapılan bazı beton zeminlerde çatlakların oluştuğu, yeryüzünde ölçülen deplasmanların daha da artması bu sonuçları (heyelan aynasını ve gerilme çatlaklarını tetiklediğini) göstermektedir. Özet olarak, arazinin heyelana müsait olduğu iddia ediliyorsa, Ç.Bİ.' nin yer altı patlatmalarından açığa çıkan ivme değerlerinin de bu heyelanların tetiklenmesinde rolü vardır. ..... Sonuçta Maden ve Çamlıca mahallelerini kapsayan arazide ileriye yönelik gerekli önlemlerin alınmaması durumunda farklı bölgelerde düzlemsel gb. kaymalar sonucu büyük çapta heyelanları meydana getirebilecek bir durumla karşılaşılmaması için bugüne kadar alınan mühendislik önlemlerine ilaveten aşağıda belirtilen önlemlerin de alınmasında yarar vardır:...'' kanaatlerine yer verilmiştir. Dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden; yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda davacılara ait yerleşim yerlerinin ve çay bahçelerinin bulunduğu alanın çevresinde aktif heyelan bölgesinin bulunduğunun bilimsel verilerle açıkça ifade edildiği, gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri kapsamında çevre güvenliği açısından alınması gereken ve tavsiye edilen tüm önlemlerin alındığı ve çevre güvenliği açısından eksik bir yön bulunmadığı ve patlatma değerlerin en muhafazakâr limitleri öngören DİN 4150 Alman Normu ve bununla birlikte Ülkemizde yürürlükte olan “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde verilen hasar sınır değerleri ile karşılaştırıldığında yapılan patlatmalar sonrasında dava konusu alana yakın yerleşim yerlerinde titreşim kaynaklı bir hasar olma olasılığı bulunmadığı görüşlerine yer verilmiş ise de, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim elemanlarınca yapılan araştırmalar sonucu düzenlenen raporda da Yeryüzüne yansıyan bu sarsıntı kayıt sonuçlarının; ülkemizdeki geçerli mevcut standart (04.06.2010 tarihli Resmi Gazete'deki 27601 no'lu Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği) heyelanlı arazilere yönelik olmadığından Maden ve Çamlıca Mahallesinde ölçülen sarsıntı parametrelerinin (parçacık hızı ve frekans) bu standarda göre değerlendirilmesinin yapılamayacağı, söz konusu standart, parçacık hızı ve frekans dikkate alınarak daha önce de belirtildiği üzere heyelan vb. içermeyen/olmayan arazilerdeki mühendislik hizmeti almış sağlam yapılarda (bina/ev) hasar oluşum riskini değerlendirmek için kullanıldığı, Bu bakımdan Ç.Bİ.' nin yaptırmış olduğu sarsıntı ölçümlerine ait parçacık hızı ve frekans değerlerini dikkate alarak hiç bir araştırmacı bu değerlerin heyelanlı arazileri tetiklemeyeceği konusunda geçerli/kanıtlayıcı yorum yapamacağının belirtildiği görülmüştür. Yukarıda özetlenen raporlar değerlendirildiğinde; yıllar içerisinde afete maruz bölge ilan edilen ve aktif heyelan bölgesi olan bir alanda patlatmalı yer altı madencilik faaliyetinin yapılması durumunda ortaya çıkan sarsıntının, bölgedeki arazi ve yapıları etkilemesinin veya etkilemeyeceğinin söz konusu olamayacağı anlaşılmıştır. Zira yukarıda açıklanan patlatma sonucu ortaya çıkan sarsıntı parametrelerinin, heyelanlı bir bölgeye ait olmayan eşik değerler olduğu, oysa heyelanlı bölgelerdeki mevcut hassasiyet nedeniyle en düşük sınır değerin dahi arazi veya yapılardaki hasarı tetikleyebileceği veya hasara sebep olabileceği izahtan varestedir. Bu durumda; Mahkemece inşaat yüksek mühendisi, jeoloji yüksek mühendisi ve çevre yüksek mühendisinden oluşan üç kişilik heyetçe keşif bilirkişi incelemesi yapılmış ise de, dosyadaki bilgi belgeler ve tarafların itirazları göz önüne alındığında patlatmalı yer altı maden faaliyetinin bölgeye etkisi hususundaki incelemenin yukarıda açıklanan hususlar ışığında inşaat, jeoloji, çevre, maden ve jeofizik mühendisi olmak üzere beş kişiden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak incelenmesi gerektiği, her ne kadar Geçimlik Geçici Yapıların (GGY) çok büyük bir kısmının düşey ve yatay doğrultuda beton, metal (çelik ve demir), ahşap ve cam malzemeler kullanılarak değişik tip ve büyüklükte imalatlarla farklı kat, yükseklik ve genişlikte yapı tiplerine modifıye edildiği (dönüştürüldüğü) ve bu nedenle zemine uygun olmayan yapılarda yağış ve zemin hareketlerinden kaynaklı hasarlar oluştuğu öne sürülmekte ise de; maden sahasında yapılan patlatmalar nedeniyle bölgedeki araziye, yerleşim yerlerine ve modifiye edilen/edilmeyen dahil olmak üzere tüm konutlara olan/olması muhtemel etkilerinin hiç bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya konularak bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : X- Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunmasına bağlıdır. Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.