1. Hukuk Dairesi 2009/10641 E. , 2009/13548 K. "" MAHKEMESİ : AYAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan Mustafa'nın 9 ayrı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğluna temlikini sağlamak amacıyla dava dışı ara malike devrettiğini onun da davalıya temlik ettiğini, tüm işlemlerin danışıklı olduğunu ileri sürerek, tapuların miras payı oranında iptal ve tescilini istemiştir. Davalı, mira…
**1. Hukuk Dairesi 2009/10641 E. , 2009/13548 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AYAŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan Mustafa'nın 9 ayrı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı oğluna temlikini sağlamak amacıyla dava dışı ara malike devrettiğini onun da davalıya temlik ettiğini, tüm işlemlerin danışıklı olduğunu ileri sürerek, tapuların miras payı oranında iptal ve tescilini istemiştir. Davalı, miras bırakanın 80 yaşından sonra 2 evlilik yaptığını, eşlerine ev almak için tarlalarını sattığını, mal kaçırma iradesi bulunmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı iddiası sabit görülmeyerek, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu taşınmazlar miras bırakan M.. tarafından 22.2.1990 tarihinde dava dışı S. K..'a satış suretiyle temlik edildiği, O'nun da anılan taşınmazları 27.11.1990 tarihinde murisin oğlu olan davalı S. Y..'na satış suretiyle devrettiği ara malik ile davalının akraba oldukları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.