Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1073 E. , 2024/5414 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/1073 Karar No : 2024/5414 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması ist…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/1073 E. , 2024/5414 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/1073 Karar No : 2024/5414 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının değer artış kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle adına 2013 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının ...'e ait 12/05/2011 tarihinde tapuda 320.000,00-TL bedelle satın aldığı gayrımenkulü 04/09/2013 tarihinde tapuda 400.000,00-TL bedelle ...'a sattığı, aynı gayrimenkule ilişkin alıcı ... ile satıcı ...'in eşi ... arasında 13/07/2013 tarihinde imzalanan ön satış sözleşmesinde ise satış bedelinin 775.000-Amerikan Doları olarak kararlaştırıldığı, davalı idarece, davacı tarafından 320.000,00-TL'ye satın alınan ve iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde ön satış sözleşmesine istinaden belirlenen 775.000-Amerikan Doları bedelle elden çıkarılan gayrimenkule ilişkin değer artış kazancının beyan dışı bırakıldığından bahisle takdir komisyonu kararına istinaden dava konusu tarhiyatın yapıldığı olayda, davacının ifadesinde, gerçekte söz konusu taşınmaz alımının ...'in eşi ...'in ortağı olduğu şirketin borcunun banka kredisi kullanılmak suretiyle ödenmesinin sağlaması amacıyla yapıldığı, davacı tarafından bankadan çekilen krediye ilişkin olarak, kredi taksiti kadar tutarın her ay düzenli olarak davacının hesabına aktarıldığı, gayrimenkul satıldığında da davacının hesabına kredinin kapatılması amacıyla para yatırıldığı ve davacı tarafından kredinin kapatıldığının belirtildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerin davacının iddialarını doğrular nitelikte olduğu, ortada gerçek anlamda kâr sağlamak maksadıyla yapılan bir alış-satış ve dolayısıyla da gelir vergisine tâbi bir değer artış kazancı olmadığından dava konusu tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle cezalı vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıya ait olduğu tespit edilen gayrımenkulün sözleşmedeki satış bedelinin 1.582.162,00-TL, tapuda gösterilen alış bedelinin ise 400.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, davacının 04/09/2013 tarihinde aldığı gayrimenkulü 20/02/2014 tarihinde sattığı, takdir komisyonu kararına istinaden gerekli tarhiyatın yapılarak davacıya tebliğ edildiği, bilahare davacı tarafından, adına yapılan gelir vergisi tarhiyatına karşı açılan davada verilen ... Vergi Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararı ile "değer artış kazancında safî kazancın tespit edilmediği" gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılması üzerine, bu karara istinaden, yapılan tarhiyatın düzeltme fişi ile terkini sonrasında Mahkeme kararına uygun şekilde değer artış kazancının yeniden hesaplanması sonucu yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Tarafınca söz konusu taşınmazın satın alınmış gibi gösterilerek bankadan kredi kullanıldığı, kredi borçlarının taşınmazın sahibi tarafından ödendiği, ortada gerçek anlamda kâr sağlamak maksadıyla yapılan bir alış-satış ve dolayısıyla da gelir vergisine tâbi bir değer artış kazancı olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının değer artış kazancını beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu dayanılarak adına 2013 yılı için re'sen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi salınmıştır. Davacı tarafından, ... adresinde bulunan taşınmaz 12/05/2011 tarihinde toplam 320.000,00TL bedelle satın alınmış, söz konusu taşınmaz 04/09/2013 tarihinde toplam 400.000,00 TL bedelle satılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının ...'e ait 12/05/2011 tarihinde tapuda 320.000,00-TL bedelle satın aldığı taşınmaz için davacıya banka tarafından 1.000.000,00-TL tutarında tüketici kredisi verildiğinden bahisle takdir komisyonunca bu bedel alış bedeli olarak yine 04/09/2013 tarihinde tapuda 400.000,00-TL bedelle ... adlı şahsa sattığı söz konusu taşınmazın satışından önce 13/07/2013 tarihinde ... ile satıcı ... arasında imzalanan ön satış sözleşmesinde ise satış bedelinin 775.000-Amerikan Doları (1.582.162,00-TL) olarak kabul kabul edilerek, satış bedelinden alış bedelinin çıkartılmasıyla bulunan değerden, istisna tutarının düşülmesi sonucu bulunan matrah üzerinden 163.996,58-TL tutarlı dava konusu gelir vergisi tarhiyatı yapıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlenmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Gelirin unsurları" başlıklı 2. maddesinde, gelire giren kazanç ve iratlar; ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar olarak sayılmıştır. 193 sayılı Kanun'un mükerrer 80. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde ise, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı sayılacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında, maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, maddede yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade edeceği hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Kanun'un 70. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (4) numaralı bentlerinde belirtilen mal ve hakların içinde arazi ve bina ile gayrimenkul olarak tescil edilen haklara yer verilmiştir. Aynı Kanunun mükerrer 81. maddesinde, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edileceği, şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olmasının şart olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılmakta olan davada, 12/05/2011 tarihinde alınan taşınmazın 04/09/2013 tarihinde elden çıkarıldığı ve bu anlamda değer artış kazancı için yasada aranılan süre koşulu olayda gerçekleşmiş olmakla birlikte takdir komisyonunca taşınmazın satış bedelinin, davacının imzası bulunmayan ... ile satıcı ... arasında imzalanan ön satış sözleşmesinde yer alan döviz cinsinden bedelin Türk Lirasına çevrilerek belirlendiğinin anlaşıldığı olayda, davacının taraf olmadığı değinilen özel sözleşmenin davacıyı hukuken bağlaması mümkün olmadığı gibi alıcı ... nezdinde bir karşıt inceleme yapılmaksızın ve ifadesine başvurulmaksızın eksik inceleme sonucu bulunan matrah üzerinden yapılan tarhiyatın hukuka uygun düştüğünden söz edilemeyeceğinden tarhiyatın yazılı gerekçeyle kaldırılmasına ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,, 17/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.