10. Hukuk Dairesi 2022/6365 E. , 2022/13693 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1980 tarihi olduğunun, 01.01.1980-31.03.1980 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin sigortalı çalışma olduğunun ve bu tarihe göre 01.08.2012 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş…
**10. Hukuk Dairesi 2022/6365 E. , 2022/13693 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1980 tarihi olduğunun, 01.01.1980-31.03.1980 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin sigortalı çalışma olduğunun ve bu tarihe göre 01.08.2012 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Eldeki davada, mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizin 21.05.2019 gün ve 2018/3771 E., 2019/4581 K. sayılı ilamı ile; davacı adına işe giriş bildirgesi verilen “... ve Ortakları” ünvanlı ... olduğu anlaşılan işyeri ile Mahkemece belirlenen ... ... San. ve Tic. AŞ. arasındaki bağlantının varlığı (devir-intikal, veya yeniden düzelterek tescil gibi) somut olgularla desteklenmediği gibi, davacının inşaat işyerinde çalıştığına ilişkin işe giriş bildirgesi verilmiş olması karşısında, belediyedeki inşaat ve yapı ruhsatlarının da araştırılması ile inşaat başlangıç ve bitiş tarihleri de gözetilerek, işe giriş bildirgesinde adı geçen işveren ile bu şirket arasında organik bağlantının varlığı ve araştırılmalı, mahkemece öncelikle davacının hizmet tespiti iddiasına konu olan dönemdeki işverenin tespit edilerek davaya dâhil edilmesi gerektiği yönünden bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. ..., Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. ..., ... Üniversitesi Hukuk ... Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)