Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/1714 E. , 2024/3769 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1714 Karar No : 2024/3769 DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Isparta İli, Merkez ... Ortaokulunda hizmetli olarak çalışan davacının
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/1714 E. , 2024/3769 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1714 Karar No : 2024/3769 DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Isparta İli, Merkez ... Ortaokulunda hizmetli olarak çalışan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; disiplin cezasına da konu iddialar nedeniyle hakkında yürütülen ceza kovuşturmasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla davacının beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının ise, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E: ... sayılı kararıyla reddedildiği; dolayısıyla, davacının üzerine atılı fiili işlediğinin her türlü şüpheden uzak, hukuken kabul edilebilir, kesin ve somut delillerle ortaya konulamadığından Devlet memurluğundan çıkarılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından iptali ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk (hakediş) tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem hukuka ve usule uygun şekilde tesis edildiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz başvurusunun herhangi bir gerekçesinin bulunmadığı belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir. Bir idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak; idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği hususu, Danıştay içtihatlarıyla istikrar kazanmıştır. Bu durumda, İdare Mahkemesince, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak dava tarihi esas alınması gerekirken, "davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk (hakediş) tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında, hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan; söz konusu kararın, "davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. Öte yandan, UYAP sistemi üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dava konusu disiplin cezasına esas alınan eylem nedeniyle davacı hakkında verilen beraat kararının, temyiz aşamasında Yargıtay ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tahakkuk (hakediş) tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 25/09/2024 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Dava, Isparta Merkez Ülkü Ortaokulunda hizmetli olarak çalışan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili devlet memurluğundan çıkarma nedenleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin 12/11/2014 tarih ve 2013/1728 başvuru numaralı kararında da; ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğu, buna göre kamu görevlisinin davranışının, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebileceği, böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturmasının ayrı ayrı yürütüleceği ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmünün disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı olmayacağı açıkça ifade edilmiştir. 657 sayılı Kanunun anılan hükmü kapsamında ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır. Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden suç, disiplin hukuku yönünden ise aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışlarının bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, Disiplin Hukuku yönünden başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eyleminin de Disiplin Hukuku yönünden değerlendirilerek aynı veya farklı cezayla cezalandırılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bakılan davada, disiplin cezasına konu iddialar nedeniyle hakkında yürütülen ceza kovuşturmasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla davacının beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının ise, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ...sayılı kararıyla reddedildiği, temyiz aşamasında Yargıtay ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda; yapılan ceza yargılaması sonucunda, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden davacının, eylem, tutum ve davranışlarının disiplin suçu kapsamına girmesi sebebiyle, disiplin hukuku yönünden aynı veya başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına hukuki bir engel bulunmadığı açık olup, disiplin hukuku yönünden yapılan değerlendirmede; soruşturma raporu içeriğindeki bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekli, mağdur ve tanık ifadeleri dikkate alındığında; davacının üzerine atılı eylemlerin niteliği itibarıyla yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olduğu, isnat edilen disiplin suçunun gerçekleştiği kanaatine varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine ilişkin idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.