Başvuru, milletvekili adayı olmak için istifa eden hâkimin mesleğe tekrar kabul edilmemesi nedeniyle seçilme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, milletvekili adayı olmak için istifa eden hâkimin mesleğe tekrar kabul edilmemesi nedeniyle seçilme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu olay tarihinde Çankırı'da hâkim olarak görev yapmakta ve Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği ve başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Başvurucu, Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nde aday adayı olabilmek için Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) 5/1/2015 tarihli ve 6 sayılı kararı uyarınca 7/2/2015 tarihinde Yargıçlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği ve başkanlığından çekilmiştir. Başvurucu ayrıca 10/2/2015 tarihinde ise aday adaylığında bulunma gerekçesi ile hâkimlik görevinden çekilme isteğinde bulunmuş ve bu isteği Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 10/2/2015 tarihinden geçerli olmak üzere kabul edilmiştir. Anılan YSK kararının ilgili kısımları şu şekildedir:"...1- Aday olmak isteyen;a) Hâkimler ve savcılar,...l) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlarınen geç 10 Şubat 2015 Salı günü saat 00'ye kadar 2839 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmaları gerektiğine ve ayrıca bunlar için aynı Kanun'un maddesinde yer alan görevden ayrılmaya ilişkin hükümlerin uygulanmasına,...05/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi." Başvurucu 20/2/2015 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisine milletvekili aday adaylığı için başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 7/4/2015 tarihinde YSK’ya verilen aday listelerinde ve 24/4/2015 tarihinde ilan edilen kesin aday listelerinde adının yer almadığını öğrenmiştir. Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 3/3/2015 tarihli yazısıyla 2015 Ocak ayı için beş günlük maaşın ve 2015 Şubat ayı maaşının geri ödenerek dekontun Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi hususu 16/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un ek maddesinde yer alan "... hâkimler, savcılar.. hariç olmak üzere; ... kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, ... göreve dönebilirler." şeklindeki düzenlemeye dayanarak göreve dönüş için herhangi bir başvuru yapmamıştır. Başvurucu, bu konuda başvurulacak herhangi bir başvuru yolu olmadığı gerekçesiyle 4/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, bireysel başvuru sonrasında 20/7/2015 tarihinde mesleğine geri dönmek istemiyle HSYK'ya başvurmuştur. HSYK, başvurucunun siyasi parti üyelik kaydı hususunu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından (Savcılık) sormuştur. Savcılık 16/9/2015 tarihli yazısı ile başvurucunun siyasi parti üyeliğinin devam ettiğini bildirmiştir. HSYK 24/3/2016 tarihli kararında 298 sayılı Kanun'un ek maddesini ve hâkimlik ve savcılık mesleğine kabul esaslarına ilişkin 7 sayılı ilke kararının maddesindeki "Siyasi partilere girmeleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 51 inci maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çekilmiş sayılanlar ile 'mesleğe yeniden kabul için başvuru tarihinde Siyasi Parti üyesi olanlar,...Kabul edilmezler.'" şeklinde olan düzenlemeyi gerekçe göstererek başvurucunun yeniden atanma talebini reddetmiştir. Başvurucu, HSYK kararına karşı yeniden inceleme talebinde bulunmuştur. HSYK 7/6/2016 tarihli kararı ile önceki kararının değişmesini gerektirir yeni bir durumun olmadığı gerekçesiyle yeniden inceleme talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan karara karşı da itiraz etmiştir. HSYK 8/2/2017 tarihli kararı ile inceleme talebinin reddi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. A. Ulusal Hukuk 298 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir: “Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.” 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çekilme" kenar başlıklı maddesinin son fıkrası şöyledir:"Hakimler ve savcılar siyasi partilere giremezler, girenler meslekten çekilmiş sayılırlar." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi şöyledir: “Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest şeçimler yapmayı taahhüt ederler.'" Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) serbest seçim hakkını Avrupa kamu düzeninin temel unsuru olan demokrasinin en önemli ilkelerinden biri olarak kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün maddesinin koruduğu hakların hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerinin kurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirtmiştir. Sözleşme ve demokrasi arasındaki ilişkinin açıkça ortaya konduğu Sözleşme’nin ön sözünde insan haklarının ve temel özgürlüklerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilmesinin bir yandan etkili bir siyasal demokrasi, diğer yandan insan haklarına ortak bir yaklaşım ve uyum ile sağlanabileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu bağlamda demokrasi, Sözleşme’nin öngördüğü tek ve Sözleşme’ye uygun, tamamlayıcı bir siyasal sistemdir (Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No: 19392/92, 30/1/1998, § 45; Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika [BD], B. No: 9267/81, 2/3/1987, § 47; Ždanoka/Letonya, B. No: 58278/00, 16/3/2006, §§ 98, 103; Yumak ve Sadak/Türkiye [BD], B. No: 10226/03, 8/7/2008, § 105). Çoğulcu demokrasilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilmesi için seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının mevcudiyeti ve bu hakkın çağdaş demokrasilerde sağlanan güvenceler ile seçimlerde hayata geçirilmesi elzemdir. Bu nedenle seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının sadece teorik olarak ve görünüşte bir varlığa sahip olması yeterli olmayıp etkili bir şekilde uygulanması da gereklidir (Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve diğerleri/Türkiye, § 33). AİHM'e göre ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi seçme ve seçilme haklarını içermektedir. Ancak bu haklar ne denli önemli olurlarsa olsun mutlak hak değildir. Ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi bu haklarla ilgili kesin ifadeler kullanmadığından ve bu hakları tanımlamadığından bu haklara yönelik sınırlamalar öngörülmesi mümkündür. Sözleşme'ye taraf olan devletler, maddenin ilke olarak engel koymadığı durumlarda kendi iç hukuklarındaki düzenlemeleriyle seçme ve seçilme hakkının sınırlarını belirlerler. Devletler bu açıdan geniş bir takdir yetkisine sahiptirler ancak ek 1 No.luProtokol'de öngörülen gereklilikleri son olarak değerlendirme yetkisi AİHM’e aittir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, § 52; Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 18747/91, 19376/92; 19379/92, 1/7/1997, § 39, Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, § 75). AİHM'e göre seçme ve seçilme haklarına yönelik sınırlamaların hakkın özünü zedeleyecek ve etkisini ortadan kaldıracak ölçüde olmaması, meşru bir amaç taşıması ve öngörülen amaçla orantılı olması gerekir (Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, § 39, Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 201). AİHM, taraf devletlerin kendi anayasal düzenleri çerçevesinde seçilme hakkıyla bağdaşmayan koşulları belirleme konusunda dikkate değer bir serbestlik alanlarının bulunduğuna dikkat çekmiştir. Bu kriterler her devlete özel, tarihî ve politik faktörlere göre değişir. Bu konuda Avrupa Konseyi üyesi birçok devletin anayasasında ve seçime ilişkin düzenlemelerinde öngörülen durumların fazlalığı, bu alandaki olası tercihlerin çeşitliliğini göstermektedir (Briķe/Letonya (k.k.), B. No: 47135/99, 29/6/2000, § 1; Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, § 39). AİHM'e göre kamu görevlilerinin ya da kamu kesiminde belli görevleri üstlenmiş kişilerin seçimlerde aday olmadan önce istifa etmelerinin zorunlu tutulması kamu görevlilerinin bağımsızlığı şeklindeki meşru amaç çerçevesinde orantısız bir tedbir olarak görülemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, §§ 29, 44; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 73, 75). Başvuru konusu olaya benzer bir olay AİHM'in Briķe/Letonya kararına konu olmuştur. Bu karara ilişkin başvuruda hâkim olan başvurucu, milletvekili adayı olmak için hâkimlik mesleğinden geçici olarak ayrılma talebinde bulunmuş ancak ilgili mevzuata göre milletvekili adayı olmak isteyen hâkimlerin görevi kesin olarak bırakması gerektiği gerekçesiyle talebi reddedilmiştir. Merkezi Seçim Komisyonu da istifa etmediği için aday olma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle başvurucuyu aday listesinden çıkarmıştır. Başvurucunun bu karara karşı açtığı davalar da reddedilmiştir. Başvurucu, AİHM'e yaptığı başvuruda seçimlerde aday olmak için hâkimlik kariyerini daimî olarak sonlandırması yönündeki koşulun parlamento seçimleri kapsamındaki seçilme hakkı bakımından ölçüsüz olduğunu ileri sürmüştür. AİHM, bu başvuruya ilişkin değerlendirmelerinde kamu görevlilerinin ya da kamu kesiminde belli görevleri üstlenmiş kişilerin seçimlerde aday olmadan önce istifa etmelerinin zorunlu tutulmasının kamu görevlilerinin bağımsızlığı şeklindeki meşru amaç çerçevesinde orantısız bir tedbir olarak görülemeyeceği yönündeki genel ilkenin tarafsızlıkları, bağımsızlıkları ve nötr olmaları taraf devletler arasında ortak değer olan yargı mesleği mensupları bakımından da geçerli olduğu kanaatini belirtmiştir. AİHM, hâkimlere yönelik bu bağlamdaki bir sınırlamanın hakkın özüne zarar vermediği görüşündedir. Çünkü milletvekili adayı olmak isteyen bir hâkimin istifa etmek suretiyle bu hakkı kullanması mümkündür (Briķe/Letonya, § 1).AİHM bu nedenlerle başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.