Başvurucu, yargılandığı ceza davasında savunmasını ana dilinde yapamaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Başvurucu, yargılandığı ceza davasında savunmasını ana dilinde yapamaması nedeniyle Anayasa’nın maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvuru, 27/6/2013 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21/3/2012 tarih ve E.2012/150 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında "PKK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek, PKK terör örgütü üyesi olmak" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. UYAP sistemi üzerinden edinilen bilgiye göre başvurucu, davanın 8/5/2012 tarihli celsesinde Kürtçe savunma yapmak istediğini mahkemeye bildirmiş, ancak talebi reddedilmiştir. Söz konusu celse tutanaklarının ilgili bölümleri şöyledir:"...SANIK AYCAN ÖZDOĞAN SAVUNMASINDA: Ben ana dilim olan Kürtçe savunma yapmak istiyorum dedi. Sanık Aycan Özdoğan müdafi: Müvekkilimin ana dilinde savunma yapması talebi Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmelere uygundur. Bu nedenle talebin kabul edilmesini talep ederiz dedi.İddia Makamından soruldu: Sanığın Türkçe bilmesi nedeniyle talebin reddine karar verilmesi talep olunur dedi.Gereği Düşünüldü:Sanığın Türkçe bildiği, sanık müdafiincede, sanığın Türkçe bilmesine karşın ulusal ve uluslararası hakların kullanılması anlamında Kürtçe ifade verilmesi isteminde bulunulduğunun açıklandığı, 5271 sayılı CMK.nun ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/e maddesi kapsamında tercüman bulundurulacak hallerin düzenlendiği, bu kapsamda sanık ve sanık müdafiinin Kürtçe savunma ve tercüman bulundurma istemlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, bu yöndeki taleplerin reddine,Sanığın Türkçe olarak savunma yapmadığı takdirde susma hakkını kullanmış sayılacağının ihtarına oy birliği ile karar verilip tefhimle açık duruşmaya devam olundu.SANIK AYCAN ÖZDOĞAN SAVUNMASINDA: Kürtçe olduğu düşünülen bir şeyler söyledi. Mahkemece anlaşılamadı.Sanığın hazırlıktaki ifadeleri okundu.Soruldu: Kürtçe olduğu düşünülen bir şeyler söyledi. Mahkemece anlaşılamadı.Sanığa dosyada bulunan nüfus ve adli sicil kaydı, ev arama, yakalama el koyma tutanağı, fotoğraf teşhis tutanakları, üst arama tutanakları, doküman çözüm tutanağı, internet çıktıları, pasaport kayıtları, polis tutanakları, gazete kupürü ve diğer tüm bilgi, belge ve beyanlar okundu. Soruldu: Kürtçe olduğu düşünülen bir şeyler söyledi. Mahkemece anlaşılamadı.Sanık müdafiinden soruldu: Bu aşamada bir diyeceğimiz yoktur dedi...." Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 31/5/2012 tarih ve E.2012/53, K.2012/76 sayılı kararı ile başvurucunun dokuz yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 31/5/2012 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/1/2013 tarih ve E.2012/10659, K.2013/802 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama kararı başvurucuya 11/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bireysel başvuru 27/6/2013 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2014 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Tercüman bulundurulacak hâller” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır. (3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.(4) (Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad) Ayrıca sanık;a) İddianamenin okunması,b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz.(5) (Ek fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./ mad) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”