12. Ceza Dairesi 2021/9049 E. , 2024/3781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1568 E., 2020/422 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine Temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma 5271 sayılı CMK'nın 286/1-a bendi uyarınca, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezalarının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların tem
**12. Ceza Dairesi 2021/9049 E. , 2024/3781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1568 E., 2020/422 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine Temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma 5271 sayılı CMK'nın 286/1-a bendi uyarınca, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmedilen hapis cezalarının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların temyize tabi olduğu gözetilmeden sanıklar ... ve ... yönünden verilen kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle sanık ... müdafinin temyiz isteminin reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/1568 Esas, 2020/422 Karar sayılı ek kararının kaldırılması suretiyle inceleme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63/1. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 yıl süre ile geri alınmasına; sanıklar ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 63/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerine ilişkin olarak hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri; İstinaf Mahkemesi tarafından delillerin eksik değerlendirildiğine, vinç kullanma ehliyetine sahip olmamasına rağmen vinç kullanmak suretiyle birden fazla küçük çocuğun feci bir şekilde can vermesi ve bir yetişkinin de yaralanması ve yine sanıkların olaydan dolayı herhangi bir pişmanlık duymamaları göz önünde bulundurulduğunda olayın bilinçli taksirle işlendiği somut bir şekilde ispatlanmış olduğuna, bu nedenle istinaf mahkemesinin kararının bozulması gerektiğine, cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğine, alt işveren ... Elektrik Metal Taşımacılık İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti firma yetkilisi sanık ...’un vinç operatörü olarak kiraladığı sanık ...’in yetki belgesi olmamasına rağmen (G sınıf ehliyeti) ve yine üst işveren ... İnşaat yetkilisinin de bunu görmezden gelerek sanık ...’i vinç operatörü olarak çalıştırdığı, asıl işveren ... İnşaat yetkilisi sanık ...’in olay günü çalışma alanını emniyet şeridiyle çevirmediği, gerekli uyarı levhalarını asmadığı, vinç kullanıcısına gerekli işaret ve işaretçiler belirleyip görevlendirmediğine, sanıklara cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğine, temel cezanın az verildiği ve yine bilinçli taksirden yapılan arttırımında yine takdiren az arttırıldığına, cezanın üst hadden belirlenmesi gerekirken eksik ceza tayin edildiğine, cezanın üst sınırdan verilmesi gerekirken alt sınıra yakın bir şekilde verilmesinin hatalı olduğuna, yeterli ehliyete sahip olmayan vinç operatörünün bu durumunun bilinmesine rağmen görmezden gelinmesi ve eğitim-öğretimin devam ettiği bir okul bahçesi içerisinde ağır iş makineleri ile yapılan çalışmalar sırasında meydana gelen ve birden fazla küçük çocuğun feci şekilde can vermesi ve bir yetişkinin de yaralanması şeklinde gerçekleşen olaydan dolayı sanıkların herhangi bir pişmanlık duymamaları da dikkate alındığında; yaşanan olayda TCK 22/3 maddesinde tanımlanan bilinçli taksir halinin oluştuğunun kabulü gerekirken İstinaf Mahkemesince somut olayda sanıkların neticeyi öngörerek hareket ettiklerine dair yeterli bulgu ve delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi açıkça hukuka aykırı olduğuna, yetersiz ehliyete sahip olduğu tüm sanıklarca bilinen Sanık ...’in sevk ve idaresindeki açık kasa kamyon vinciyle sola manevrayı gözcü kontrolünde ve ayna kontrolü ile yapması gerekirken kontrolsüz şekilde gözcü bulundurmadan sola manevra yaptığı, sağ tarafa aşırı şekilde yüklendiği anlaşılmakta olup, dikkatsizlik, tedbirsizlik ve nizamlara aykırı davrandığı, tek başına kimseden yardım almadan hareket ederek açıkça Karayolları Trafik Kanunu’nun 84/f ve yönetmeliğin 137/2-b maddesine aykırı davrandığı, özellikle çok fazla çocuğun olay yerinde bulunduğu sırada çocukların olay yerinden uzaklaştırılmadan çalışmasına devam ettiği anlaşıldığından sanık ...’in ağır asli kusurlu diğer iki sanığın ise asli kusurlu olduğu, bu haliyle birden fazla küçük çocuğun feci bir şekilde can vermesi ve bir yetişkinin de yaralanması, yine sanıkların olaydan dolayı herhangi bir pişmanlık duymamaları, katılan tarafların yaşadıkları mağduriyet ve ayrıca suç tarihi itibariyle uygulanacak infaz rejimi uyarınca verilen ceza miktarı itibariyle cezaevinde geçirilecek süre göz önünde bulundurulduğunda cezanın üst sınırdan verilmesi gerekirken alt sınıra yakın bir şekilde ceza tayini yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna, bilinçli taksir halinin bulunması nedeniyle verilen cezada yarı oranında arttırıma giderilmesi gerekirken İstinaf Mahkemesince TCK 22/3 maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olup hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; ölüm olayının 2016 Yılında Diyarbakır'da vuku bulan ve kamuoyunda Sur-Hendek olayları olarak bilinen terör olayları esnasında meydana gelmiş olduğuna, Diyarbakır Sur ilçesinin güvenlik nedeniyle giriş-çıkışlarının kapatılması amacıyla güvenlik duvarının yapılması, beton blok bariyerlerinin döşenmesi esnasında meydana gelmiş olduğuna, zira olayın meydana geldiği okul Sur ilçesinde ve Diyarbakır Surlarının hemen altında bulunan bir mevki olduğuna, beton blok bariyerlerinin döşenmesinin Diyarbakır Valiliğinin emri ile emniyet birimlerinin gözetiminde meydana gelmiş olduğuna, kaza olayının meydana gelmemesi için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmamasından sorumlu olan Diyarbakır Valiliği ve Valiliğin organları olan emniyet birimleri olduğuna, ölen mağdur okul çocuklarının emniyetli bir şekilde okulu terk etmelerini sağlayan ilgili okul müdür ve amirleri olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, kusur tespitine, iyi hal nedeniyle TCK.62. Maddesi uyarınca sanık lehine bir ceza indirimine gidilmesi gerekir iken gidilmemesinin doğru olmadığına, keza aynı sebep ve gerekçelerle de sanık aleyhine tertip olunan hapis cezasının TCK.50/4 maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesi mümkün iken, bunun da mahalli mahkemece yapılmamasının doğru olmadığına, Bölge Adliye mahkemesinin kabulü gibi haklı sebep ve gerekçeler olmaksızın mahalli mahkemece olayın basit taksirli suç olarak değilde TCK 22/3.Maddesi uyarınca "Bilinçli Taksir" olarak vasıflandırılıp buna göre ceza arttırımına gidilmesinin de doğru olmadığına ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; sanık hakkında kesinleşen kararın düzeltilmesi amacıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/A maddesi gereği Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 25.02.2020 Tarih 2019/1568 esas 2020/422 Karar sayılı kararının bozulması için itiraz yoluna gidilmesi gerektiğine, neticeten Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi’nin 25.02.2020 Tarih 2019/1568 esas 2020/422 Karar sayılı kararın bozulması talebine, sanık hakkında 6 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmiş olduğuna, Yerel Mahkeme tarafından dosya kapsamındaki mevcut delillere göre söz konusu vinci sanık ...’tan ... İnşaat adına kiralayan ve asıl işveren olan müvekkilin olay günü olay yerinde hiçbir önlem ve tedbir almadığı, alt işveren ... Elektrik Metal Taşımacılık İnş. Nak. San. ve Tic. Şti. firması yetkilisi sanık ...’un vinç operatörü olarak kiraladığı sanık ...’in yetki belgesi olmamasına rağmen ve yine üst işveren ... İnşaat yetkilisi olarak nitelendirilen müvekkilin bunu görmezden geldiği, müvekkilin olay günü çalışma alanını emniyet şeridi ile çevirmediği, gerekli uyarı levhaları asmadığı, vinç kullanıcısına gerekli işaret ve işaretçiler belirleyip görevlendirmediği gerekçesi ve 19.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek müvekkilin cezalandırılmasına karar verilmiş, istinaf kanun yoluna başvuru neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 2019/1568 esas 2020/422 karar sayılı dosyasında 25.02.2020 tarihinde verdiği kararında müvekkilin üzerine atılı suçtan dolayı cezasının 5 yıl hapis cezası olarak belirtilmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar vermiş ise de iş bu karar usul ve yasaya aykırı olduğuna, kusur tespitine, müvekkilinin olay tarihinde Ali ... İnşaat Müteahhitlik San. ve Tic. Ltd Şirketi’nde düz işçi olarak çalışmakta olduğuna, Ali ... İnşaat Müt. San. ve Tic. Ltd. Şti; Hatay Valiliği’nden duvar montaj işini ihale yoluyla almış olduğundan dolayı müvekkil olay tarihinde Diyarbakır’da şirketin işçisi olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, müvekkilinin asli kusurlu olmadığına, diğer sanık ile aynı cezaya mahkum edilmesinin adalet ve hakkaniyete aykırı olduğuna, katılanların zararlarının giderildiğine, tayin edilen cezaya, TCK 50/4 maddesinin uygulanmamasına, müvekkilinin duruşmaya yansıyan kişiliği, sabıkasız oluşu ve duruşma sürecinde gösterdiği saygılı tutum lehine takdiri indirim sebebi sayılarak hükmolunan cezasından TCK'nun 62/1 maddesi uyarınca indirim yapılmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna, infazın durdurulması talebine ilişkindir. D. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında esasında dava açılmaması gerektiğine ve bundan ötürü de açılan davada hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, her ne kadar bilirkişi raporunda meydana gelen kazanın iş kazası olduğu belirtilmişse de burada meydana gelen kaza kesinlikle iş kazası olmadığına, kazanın tamamen bir trafik kazası olduğuna, bu çerçevede bakıldığında burada iş kanunun uygulanma olanağının olmadığı ve olayın bir iş kazası olmadığına, olay bir iş kazası olmadığına göre müvekkile olay ile ilgili olarak atfedilebilecek hiçbir kusur da olamayacağına ve bundan ötürü müvekkile ceza verilmemesi gerektiğine, müvekkilin sadece ve sadece aracını kiraya veren olduğuna, işin yapımı ile ilgili hiçbir sorumluluğu ve görevi olmadığına, aracı kiralayan kişi kiralamış olduğu aracı kira sürecince kiraladığı aracı kiralama amacına uygun istediği şekilde kullanabileceğine, burada müvekkilin her hangi bir müdahalesi, yönlendirmesi olmadığı gibi müvekkilin burada bir yetki ve hukuku ve de sorumluluğu da olmadığına, aksi bir görüşün kabulü piyasada araç kiralama firmalarının tümünün kiraladıkları araçlardan kaynaklı tüm suçlardan ötürü suçlanması ve cezalandırılması sonucu ortaya çıkar ki bunun kabul edilmesi hukuken ve de vicdanen mümkün olmadığına, kaza yapan aracı kiralayan Ali ... İnşaat Müteahhitlik San. Ve Tic. Ltd. Şti ile aracı kiraya veren ... Elektrik Metal Taşımacılık İnşaat Nakliye Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti arasındaki kira sözleşmesi incelendiği zaman müvekkilin sadece aracı kiraya verdiği kiracının ise vinci kullanacak operatörü ayarlama yükümlülüğü olduğu anlaşıldığına, aracı kullanacak operatör kişiyi belirlemek tamamen işi yapan yetkiliye ait olduğuna, yani davaya konu olayda müvekkilin sorumluluğuna gitmenin mümkün olmadığına, Burada sorumluluğa gidilecekse sorumluluk tamamıyla iş sahibi olan Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ve işi yapan Ali ... İnşaat Müteahhitlik San. Ve Tic. Ltd. Şti ait olduğuna, kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için meydana gelen olayın bir iş kazası olduğunu düşünsek bile bizce burada müvekkilin ceza hukuku anlamında cezalandırılması sonucu doğuracak bir durumun olmadığına, burada şayet var ise iş hukuku anlamında müvekkile atfedilebilecek her hangi bir ihmal ya da kusurun karşılığı iş mevzuatları gereği idari yaptırım kararı olduğuna, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği noktasındaki tespit ve değerlendirmelerin doğru olmadığına, bu kararın Adil Yargılanma ilkesine aykırı olduğuna, öte yandan ilk derece mahkemesinde verilen karar 6 yıl 8 ay ceza verilmiş olduğuna, İstinaf mahkemesi bunu tam sınıra indirmek suretiyle 5 yıl ceza vererek temyiz yolunu kapatmış olmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, zira ilk derece mahkemesince verilen karar itibariyle temyiz sınırı içerisinde bir karar olduğuna, burada kesinlikle 5271 sayılı yasanın 286/2-a kapsamına gire bir durum söz konusu olmayıp bu manada temyiz yolunu kapatan istinaf kararı bu yönüyle de hukuka ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ölenler ... ve ...'in Diyarbakır Yenişehir İlçesinde bulunan Turgut Özal İlköğretim Okulunda öğrenci oldukları, sanık ... ...'ın 65 BA ... plakalı vincin sürücüsü olduğu; sanık ...'in vincin ruhsat sahibi olduğu, sanık ...'ın da ... İnşaat Müteahhitlik Sanayi Ltd. Şti'nin yetkilisi olarak vinci kullanmak için kiralayan kişi olduğu; olay günü sanık ...'ın Turgut Özal İlköğretim Okulunun bahçesinde okul giriş çıkış kapısını kullanarak sokağa çıkmak isterken aracının sağ yan arka kısımları ile bahçe duvarına çarptığı; çarpmanın etkisiyle sağ tarafta bulunan okul bahçesinin istinat duvarı ile duvara bağlı okulun demir kapısının yıkıldıkları, sokak üzerindeki bahçe duvarının yanında yaya kaldırımının üzerinde duvar dibinde bekleyen öğrenciler ..., ... ve kaldırımdan geçmekte olan sivil vatandaş ...'ın yıkılan duvarın altında kaldıkları; göçük altından çıkarılan ..., ...'in öldükleri, ...'ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı olayda; mahkemece hükme esas alınan 19.12.2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; söz konusu vinci sanık ...'tan ... İnşaat adına kiralayan ve asıl işveren olan ... İnşaat Müt. San. Tic. Ltd. Şti yetkilisi ...'ın olay günü olay yerinde hiçbir önlem ve tedbir almadığı, alt işveren ... Elektrik Metal Taşımacılık İnş. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti firması yetkilisi sanık ...'un vinç operatörü olarak kiraladığı sanık ...'in yetki belgesi olmamasına rağmen ( G sınıf ehliyeti) ve ... İnşaat yetkilisinin de bunu görmezden gelerek sanık ...'i vinç operatörü olarak çalıştırdığı, sanık ...'in sevk ve idaresindeki açık kasa kamyon vinciyle sola manevrayı gözcü kontrolünde ve ayna kontrolü ile yapması gerekirken kontrolsüz şekilde gözcü bulundurmadan sola manevra yaptığı, sağ tarafa aşırı şekilde yüklendiği anlaşılmış olup, dikkatsizlik tedbirsizlik ve nizamlara aykırı davrandığı, tek başına kimseden yardım almadan hareket ederek açıkça Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/f ve yönetmeliğin 137/2-b maddesine aykırı davrandığı, özellikle çok fazla çocuğun olay yerinde bulunduğu sırada çocukların olay yerinden uzaklaştırılmadan çalışmasına devam ettiği anlaşıldığından sanık ...'in ağır asli kusurlu olduğu, asıl işveren ... İnşaat yetkilisi sanık ... ile sanık ...'un da olay günü çalışma alanını emniyet şeridiyle çevirmediği, gerekli uyarı levhaları asmadığı, vinç kullanıcısına gerekli işaret ve işaretçiler belirleyip görevlendirmediğinden asli kusurlu olduklarının kabul edildiği, ayrıca sanıkların eylemlerinde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği, ancak İlk derece mahkemesinin sübuta, "sanık ...'in sevk ve idaresindeki açık kasa kamyon vinciyle sola manevrayı gözcü kontrolünde ve ayna kontrolü ile yapması gerekirken kontrolsüz şekilde gözcü bulundurmadan sola manevra yaptığı, sağ tarafa aşırı şekilde yüklendiği anlaşılmış olup, dikkatsizlik tedbirsizlik ve nizamlara aykırı davrandığı, tek başına kimseden yardım almadan hareket ederek açıkça Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/f ve yönetmeliğin 137/2-b maddesine aykırı davrandığı, özellikle çok fazla çocuğun olay yerinde bulunduğu sırada çocukların olay yerinden uzaklaştırılmadan çalışmasına devam ettiği anlaşıldığından sanık ...'in ağır asli kusurlu diğer iki sanığın ise asli kusurlu olduğu" şeklindeki kusur takdirinde ve de temel cezanın belirlenmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte; olayın oluş şekli ve sanıklara atfedilen kusurlu hareketler itibariyle, sanıkların neticeyi öngörerek hareket ettiklerine dair yeterli bulgu ve delil bulunmadığı gözetilmeyerek, haklarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3.maddesi uyarınca ceza artırımına gidilmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a, b. ve 303/1. maddelerine göre düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanunun 280/1-(a) bendinde, ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde "hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olduğu, somut olayda İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı suçlardan kurulan mahkumiyet hükümleriyle ilgili istinaf incelemesini gerçekleştiren Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut deliller ve suçun vasfına yönelik yapılan değerlendirmenin suçun işleniş şekli ile sübutuna ve delil takdirine ilişkin olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde vaki istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddedilmesi suretiyle hüküm kurularak 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h bendi kapsamında hukuka kesin aykırılığa neden olunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.