Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında maruz kalınan kötü muamele sonucunda akıl sağlığının bozulduğundan bahisle açılan tazminat davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin işkence ve kötü muamele yasağı ile adil yargılama hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında maruz kalınan kötü muamele sonucunda akıl sağlığının bozulduğundan bahisle açılan tazminat davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin işkence ve kötü muamele yasağı ile adil yargılama hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 21/11/1999 tarihinde askerlik hizmetine başlamış, 31/5/2001 tarihinde terhis edilmiştir. Başvuru formu kapsamında başvurucu; askerlik hizmeti sürecinde üstleri tarafından şiddete maruz bırakıldığını, birçok kez sopalarla dövüldüğünü ileri sürmüştür. Bu tür onur kırıcı davranışlar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu iddia eden başvurucu, anılan iddialara ilişkin olarak ailesi vasıtasıyla Askerî Savcılıklara şikâyetçi olduğunu belirtmiş; bu şikâyetlerle ilgili olarak Savcılıklarca yeterince araştırma yapılmadığından sonuca ulaşamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, iddialarının ceza soruşturması kısmına ilişkin olarak herhangi bir belge sunmamıştır. Başvurucu, babasının 15/8/2002 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Sarıkamış Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/12/2002 tarihli kararıyla baba Süleyman Alkan'ın velayeti altına alınmıştır. Ayrıca başvurucuya Sosyal Güvenlik Kurumunca 1/1/2003 tarihinden itibaren malul aylığı bağlanmıştır. Başvurucunun babası Süleyman Alkan, tarihi belirsiz müracaatıyla oğlunun askerlik görevini yaparken psikolojik rahatsızlık geçirdiğini belirterek tedavisinin yaptırılması ve oğluna maaş bağlanması için Millî Savunma Bakanlığına başvurmuştur. Söz konusu başvuru, ilgisi nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığına (JGK) gönderilmiştir. JGK'nın 27/1/2003 tarihli yazısı ile başvurucu, muayene için Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Komutanlığına sevk edilmiştir. GATA Komutanlığında yapılan muayenesi sonucunda hakkında ''Davacıda bulunan psikotik bozukluk biyolojik, psikolojik, sosyal zemini olan, kalıtsal, doğumsal, gelişimsel, çevresel ve ailevi tutumlarla ilişkili birçok etkenin birarada rol oynaması ile ortaya çıkan bir hastalık sürecidir. Bu hastalığın ortaya çıkmasında veya alevlenmesinde askerlik hizmetinin tek başına belirleyici bir rol oynadığını söylemek mümkün değildir.'' şeklinde 28/3/2003 tarihli rapor tanzim edilmiştir. Bu rapor üzerine JGK'nın 10/4/2003 tarihli yazısıyla ''Davacının rahatsızlığının ortaya çıkmasında askerlik görevinin doğrudan etkisinin bulunmaması nedeniyle, kendisine vazife malullüğü maaşı bağlanması veya başka bir yardım yapılması yönünden işlem başlatılması mümkün değildir.'' şeklinde cevap verilmiştir. Başvurucunun babası 19/4/2006 tarihinde, maddi ve manevi tazminat istemiyle İçişleri Bakanlığına başvurmuş; başvuru 26/6/2006 tarihli yazıyla reddedilmiştir. Başvurucunun babası, vesayeten 7/7/2006tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine (AYİM) dava açmıştır. Açılan davada AYİM İkinci Dairesinin 10/1/2007 tarihli kararıyla, başvurucunun babasının adli yardım taleplerinin reddedilmesi üzerine harç ve posta giderlerinin yatırılması için yazılan yazılara rağmen harç ve posta giderlerinin yasal süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bu karar üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş; AİHM İkinci Bölümü tarafından 7/2/2012 tarihli kararla, adli yardım talebinin reddedilmesi neticesinde davanın açılmamış sayılması nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine orantısız bir kısıtlama getirildiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin birinci fıkrası kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve 000 avro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucunun Sözleşme'nin maddesi kapsamında etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının anılan ihlal değerlendirmesi üzerine incelenmesi gerekli görülmemiştir. Başvurucunun babası Süleyman Alkan'ın 8/9/2010 tarihinde vefat etmesi üzerine annesi Latife Alkan tarafından, başvurucuya vesayeten 10/5/2012 tarihinde Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dilekçeyle AİHM kararına dayanılarak AYİM'e yeniden yargılama talebinde bulunulmuştur. AYİM İkinci Dairesinin 3/4/2013 tarihli kararıyla, yeniden yargılama talebi kabul edilerek davaya kalınan yerden devam edilmesi kabul edilmiştir. Ancak davacının iddia ettiği zarar doğurucu eylemin normal terhis tarihi olan 31/5/2001 tarihinde yahut lehe yorumla en geç davacının vesayet altına alındığı 13/12/2002 tarihindeöğrenildiği, bu tarihten itibaren bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat istemiyle idareye başvurulması gerekirken başvuru yapılmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun Millî Savunma Bakanlığına başvurusunun idareye müracaat olarak kabul edilmesi hâlinde dahi JGK'nın ret cevabını verdiği 10/4/2003 tarihinden sonra altmış gün içinde davanın açılması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu vekilinin maruz kalınan durumun suç teşkil eden bir haksız fiil olduğundan ve etkileri devam ettiğinden süre aşımının söz konusu olmayacağına yönelik iddiasını değerlendiren AYİM, tazminat talebine esas teşkil eden eylemlere ilişkin olarak başlatılan bir soruşturma veya yürütülen derdest bir dava olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Anılan gerekçelerle başvurucunun yasal süreleri geçirdikten sonra 19/4/2006 tarihinde idareye başvurması nedeniyle davada süre aşımı bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 4/12/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 30/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”B. Uluslararası Hukuk AİHM içtihatları kapsamında tam yargı davalarında, dava açma süresinin yalnızca işlem ve eylem tarihinden itibaren başlatılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği, bu nedenle işlem veya eylemin bütün sonuçlarıyla birlikte öğrenildiği tarihten itibaren sürenin hesaplanması gerektiği genel kabul görmektedir. Bu konuda AİHM, şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine hükmetmiş; AYİM ise kuralı katı biçimde yorumlayarak -dava açma süresini başvurucunun kafasından mermiyle yaralandığı tarih yerine merminin varlığını öğrendiği tarihten başlatması gerekirken- eylem tarihinden itibaren dava açma süresini başlatmasını davanın esasının tam olarak incelenmesine engel görmüştür (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, §§ 25, 26)