8. Hukuk Dairesi 2018/11779 E. , 2019/4134 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu davalıya ait 1179 parsel taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, deniz…
**8. Hukuk Dairesi 2018/11779 E. , 2019/4134 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı Hazine vekili, dava konusu davalıya ait 1179 parsel taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, deniz uzantısı olan kumsal sahası içerisinde kaldığını, özel mülkiyete konu olmadığını bu nedenle davalıya kayıtlı olan tapunun iptalini talep etmiştir. Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; ilk kararda davacının davasının kabulüne davalı adına kayıtlı 1179 parsel taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.02.2010 tarihli ve 2010/468 Esas, 2010/1735 Karar sayılı ilamı ile davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi ve her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olacağı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre davacının dava tarihi itibariyle davasında haklı olduğu gözetilerek yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan nispi avukatlık ücreti ile harçtan sorumlu tutulmaması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma sonrasında davacı vekili bozma ilamını karar düzeltmeye getirmişse de karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. Bozma üzerine mahkemece bu defa davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; 3621 Sayılı Kıyı Kanunu'ndan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki, mahkemenin kararı 5841 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.03.2009 tarihinden sonra verilmiş olup; bu Kanun'un 2. ve 3.maddeleri ile getirilen yeni düzenlemelere dayanılarak oluşturulmuştur. 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25.02.2009 tarihli ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2.maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen cümlede: “Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın“ ve 3.maddesi ile aynı Kanun'a eklenen Geçici 10.maddesinde ise; “Bu Kanun'un 12.maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindedir. Bu değişiklik nedeniyle bu yasanın yürürlük tarihinden sonra Hazinenin açtığı davalarda da 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaya başlanmıştır.