3. Hukuk Dairesi 2015/16140 E. , 2016/8515 K. "İçtihat Metni" T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : 29/05/2014 NUMARASI : DAVACI : DAVALILAR : Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davalı Ö.. G.. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi
**3. Hukuk Dairesi 2015/16140 E. , 2016/8515 K.** **"İçtihat Metni"** T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : 29/05/2014 NUMARASI : DAVACI : DAVALILAR : Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davalı Ö.. G.. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı Ö.. G.. vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 31.05.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı Ö.. G.. vekili Av. ile karşı taraf davacı vekili Av. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; Bursa İli Osmangazi İlçesi Ada parselde bulunan taşınmazın toplam hissesinin 12.11.1997 tarihinde dava dışı paydaşları tarafından davalı Ö.. G..'e satıldığını, ancak işlemi yapan davalı tapu memurlarının bilgisayar kayıtlarında satışı zuhulen tam hisse olarak göstermeleri nedeniyle davacının kayyım olarak atandığı kızı 104/216 hissesinin de davalı adına tescil edildiğini, bu nedenle davalı Ömer'in sebepsiz zenginleştiğini, kısa süre sonra da (16.01.1998 tarihinde) taşınmazın davalı Ö. tarafından dava dışı Taner İncekara'ya satıldığını, bu yanlışlığın düzeltilmesi için açılan davanın reddedildiğini, tapuda hisse fazlalığının belirtildiği şerhin de açılan dava sonucu kaldırıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, 104/216 hisse bedeli olan 35.500 TL'nin davalı Ö. ve tapu çalışanları olan diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 12.10.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 134.815 TL ye yükselterek, bu tutarın faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı Ö.. G.. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise tapu sicilinin tutulmasından doğan zarardan devletin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; dava konusu taşınmazın tamamının halen T. İncekara adına kayıtlı olduğu, davacının temsilci olarak yönettiği maldaki azalmaya dava dışı T. İncekara'nın malvarlığındaki çoğalmanın sebep olduğu, bu nedenle davanın Taner'e yöneltilmesi gerektiği, tapu memurları olan diğer davalılar hakkındaki davanın ise idare aleyhine açılması gerektiğinden bahisle davanın husumet yönünden reddine dair verilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 12.09.2013 günlü ve 2013/ E. 2013/ K.sayılı ilamı ile; (...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; davada davalı Ö..'in sebepsiz zenginleştiği ileri sürülerek, talepte bulunulmuştur. Sebepsiz zenginleşme BK.nun 61-66.maddeleri (TBK.nun 72-82.maddeleri) gereğince, bir kimsenin malvarlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun malvarlığından bir başkasının aleyhine olarak zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun en temel özelliği şahsilik prensibi gereğince kime karşı zenginleşme olduysa ona karşı talepte bulunulması gerekir. Somut olayda; davalı Ö.. G.., Mehmet kızı Huriye'nin hissesine bedel ödemeden sahip olmak suretiyle sebepsiz zenginleşmiştir. Sebepsiz zenginleştiği hisse aynen mülkiyetinde bulunmadığından nakten tazmini istendiğine göre, mahkemece, sebepsiz zenginleşenin taşınmazı Ömer'den satınalan ve halen adına kayıtlı bulunan dava dışı Taner İncekara değil davalı Ömer olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, Ö... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...) Gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece; davalı Ö.. G.. hakkındaki davanın kabulüne, 134.815 TL alacağın 99.315 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bozma ilamı kapsamı dışında kalan diğer hususlar kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı Ö.. G.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamından; eldeki dava açılırken davacı tarafça ödenmesi gereken maktu başvuru harcı ile peşin nispi karar ve ilam harcının (ve ıslah yolu ile artırılan tutara ilişkin noksan harcın) mahkeme veznesine yatırılmadığı anlaşılmıştır. Dosyada delil olarak yer alan Bursa 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2008 gün ve 2007/ E. 2008/ K. sayılı kararı ile, eldeki davaya konu ada parsel (yeni ada parsel) sayılı taşınmazın 104/216 hissesi oranında maliki olan gaip “.......” adındaki kişinin hak ve menfaatlerini korumak üzere, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun uyarınca, Bursa Defterdarı kayyım olarak atanmış; yazılı olarak verdiği yetki ile de hazine avukatı sıfatını taşıyan vekili aracılığıyla, kayyım sıfatıyla temsil ettiği gaip kişinin hak ve menfaatini korumak için, eldeki davayı açmıştır. Önemle vurgulamakta yarar vardır ki, mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan ve gaip kişi adına yaptığı bu iş ve işlemler nedeniyle, 3561 Sayılı Kanun kapsamında bir yönetim kayyımı olan Defterdar; burada hazineyi temsilen hareket etmemekte; aksine kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumak için işlem yapmaktadır. Hazine avukatını vekil tayin etmiş olması da, hazine adına hareket ettiğini kabul için yeterli değildir. Öte yandan, Defterdarın taşıdığı kayyımlık sıfatı ile açtığı eldeki dava yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muafiyeti olmadığı gibi, işlemi de harçtan müstesna kılınmamıştır. Diğer taraftan, Bursa Defterdarının kayyım olarak atanmasına dayanak teşkil eden 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/son maddesinde de “Kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır.” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır(HGK. nun 12.10.2011 gün ve 2011/3–629 E. 2011/613 K. sayılı ilamıda aynı yöndedir). 492 sayılı Harçlar Kanunun “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü yer almaktadır. Yukarıda belirtilen madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı (ve ıslah yolu ile artırılan tutara ilişkin noksan harç) ile maktu başvuru harcı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek, yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı kayyım’a anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Bozma nedenine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.