Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paray
davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın Yalova Şubesi ile dava dışı... İnş.İth.İhr.San.ve Tic.Ltd.Şti. arasında akdedilen Kredi Genel Sözleşmesine istinaden adı geçen borçluya krediler açılmış ve kullandırıldığını, davalı ... ile ...'nın ise müvekkil Banka ile imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi’ne müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza koymak suretiyle sorumluluk altına girdiklerini, Kredi Genel Sözleşmesi’nden kaynaklanan kredilerin ticari nitelikli krediler olduğunu, borçlulara borcunu ödemesi hususunda Bursa 2.Noterliği’nin 17.01.2020 tarih ... yevmiye no’lu kat ihtarnamesi gönderilmiş, hesap kat ihtarnamesi davalılara 21.01.2020 tarihinde tebliğ edilmiş ancak borç ödenmediğini, borçlunun borçlarını ödememesi üzerine Bursa 12. İcra Müdürlüğü’nün 2020/...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından yer yönünden yetki ile takibe, ödeme emrine, borca, ferilerine, gecikme tazminatına, işlemiş ve işleyecek faize, uygulanan faiz oranına itiraz edildiğini, davalıların itiraz dilekçesi tarafımıza tebliğ edildiği ve zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, müvekkil Banka ile imzalanan Kredi Genel Sözleşme’sinde, ihtilaf olması halinde salt mahkemelerin değil aynı zamanda icra dairelerinin de yetkisi kararlaştırılmış olmasına rağmen işbu itirazın yapılmış olması tamamen mesnetsiz, hukuk dışı ve Müvekkil Bankanın alacağını tahsile yönelik takibini uzatma amaçlı olduğunu, davalı-borçlunun imzaladığı Kredi Genel Sözleşmesi’nin 19.maddesinde, işbu sözleşmeden doğacak anlaşmazlıkların çözümünde Yalova ve Bursa Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu kabul ettiğinden , Bursa Mahkeme ve İcra Daireleri de özel yetkili olup, muterizin yetkiye ilişkin itirazı hukuken dayanaksız kaldığını, Yargıtay 13.H.D.’nin 17.04.2008 tarih 2008/4533 E. – 5478 K. sayılı kararında da ifade edildiği üzere Kredi Genel Sözleşmeleri ile kullandırılan krediler ticari nitelikli olduğu, ticari nitelikteki Kredi Genel Sözleşmelerindeki yetki şartının 6102 sayılı TTK’nda hükme bağlanan ticari teselsül karinesi ve kefaletin fer’iliği ilkesi gereği kefilleri bağlayacağı yönündeki Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2015 tarih , 2015/4766 E. 2015/15190 K. sayılı kararı da mevcut olduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 1992/11437 E. – 1993/8920 E.sayılı dosyasında da açıkça belirtildiği üzere kredi sözleşmesinde kredi koşulları için kararlaştırılan koşullar tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, taraflar ile müvekkil Banka arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi’nin Temerrüt Faizi ve Oranı başlıklı 19.maddesinde “Bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizinin uygulanacağı ve bu şekilde hesaplanan faizi , bu faizin vergisini ve diğer eklentilerini ve Bankanın yapacağı her türlü masraflar ile ödemeyi kabul ve taahhüt edildiği “ kararlaştırıldığı, takibe geçildiği dönemde müvekkil Bankaca kredilere uygulanan faiz oranının %19 , temerrüt faiz oranının da %28,6 olduğu faiz genelgesinden görüleceği, banka kayıtları incelendiğinde , istenen faiz oranının sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranı olduğu görüleceği, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 93/4696 E.-94/5268 K. , Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 92/317 E.-92/287 K. , Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 93/2068 E.-94/1917 K. sayılı kararları incelendiğinde, sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği yönünde kararlar verildiği, ayrıca, gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde takibe konu her bir kredinin temerrüt faiz oranları belirtildiği, bilindiği üzere 22 Kasım 2006 tarih ve 26354 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararı gereği Bankalar kredi faiz oranlarını serbestçe belirleyerek uygulamakta olduğunu, yine Ticaret Kanununun 8. madde hükümleri gereği yasanın tayin ettiği miktardan fazlaya ilişkin faiz ödenmesine dair sözleşmeler geçerli olduğu, Bakanlar kurulu kararı, Ticaret Kanununda yer alan düzenlemeler ve şikayetçi borçlu ile müvekkil Banka arasında imzalanan kredi sözleşmeleri ve ekleri ile Kredi Genel Sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler gereği müvekkil bankadan kullanılan kredilerde hesabın katı anında dava konusu kredilere cari faiz ve temerrüt tarihinden itibaren %28,6 faiz oranı üzerinden faiz talep edildiği, Kredi sözleşmeleri hükümleri, Bakanlar Kurulu kararı yasal düzenlemeler ve yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği borçluların faiz oranına yönelik itirazlarının iptali gerektiği, davalılara hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilmiş olması sebebiyle, hesap kat’ında belirtilen kalemler yönünden alacak kesinleşmiş olduğundan davalının itirazının iptali ile davanın kabulü gerektiği, davalı Kredi Genel Sözleşmesinin 29-30-31.34-37sayfasında borçlular tarafından müteselsil kefil olarak 1.500.000 TL azami miktar üzerinden kefil olunduğu kendi el yazısıyla belirtilmiş olduğu, yine 29-30-31.sayfada "sözleşmeyi müzakere etmek suretiyle, menfaatime aykırı olabilecek düzenlemeleri ve sonuçlarını bilerek ve anlayarak kabul ettiğimi, bu suretle müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğimi,ticari kararımın bu yönde olduğunu ve Kredi Genel Sözleşmesinin tamamını okuduğumu ve her sayfayı imza veya paraf etmeye gerek olmadığını,sadece imza hanesinin bulunduğu sayfayı imzalamış olmakla tüm sözleşme hükümlerinin hakkımda geçerli olacağını kabul,beyan ve taahhüt ederim" şeklinde beyanın yer aldığı görüleceği, Yargıtay 19.H.D.’nin 1997/8390-1998/1501 E.K. sayılı ilamında “kredi sözleşmesi kefilinin süresiz kefaletindeki feragatinin borçlu ile birlikte sözleşmenin devam ettiği sürece yükümlülük altına sokacağı , kredi borcunun sıfırlanmasının sözleşmeyi sona erdirmeyeceği” belirtildiği, hatta yine Yargıtay 19.H.D.’nin 2004/6918 E.-2005/3261 K. sayılı ilamında mevcut olan kredi borcunun kapatılması için sonradan alınan krediden de kefilin sorumlu olduğu yönünde karar verildiği görüleceği, ayrıca ; müşterek ve borçlu müteselsil kefil olan davalı Yargıtay 19.H.D.’nin 1992/4458-1993/447 E.K. ,2005/3527-12777 E.K. sayılı ilamlarında da görüleceği üzere temerrüdünün sonuçlarından da yani temerrüt faizi ve vergisinden de sorumlu olduğu, Yargıtay 19.H.D.’nin 1992/11228-1993/8772 E.K. bu doğrultuda olduğu, kredi borcunun tahsili için asıl borçlu lehine ipotek verilmesi, kredinin kefilleri hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip yapmaya engel olmadığı, kefillerin sorumluluğu eski Borçlar Kanunu’nun 487/1.maddesi yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 586.maddesinde hükme bağlandığı, anılan düzenlemeye göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhinde takip yapabileceği, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2014/5245 E. – 8731 K. , Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 2005/10226 E.-8339 K.,Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 1993/7502 E.-1994/7547 K. , 1999/1148 E.-1624 K. sayılı ilamlarında bu yönde kararlar verildiği, yine , davalı-borçluların haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemek zorunluluğu doğduğu belirtilerek Bursa 12.İcra Müd.’nün 2020/...E. sayılı dosyasındaki alacağa yaptığı itirazının iptaline , takibin devamına ; davalınn takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.