DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2858 E. , 2024/3081 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2858 Karar No : 2024/3081 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Reklam ve İletişim Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konu
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2858 E. , 2024/3081 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2858 Karar No : 2024/3081 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Reklam ve İletişim Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülkiyeti davacıya ait İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmazın 1/5000 ölçekli imar planında park ve dinlenme alanları lejantında kalan fonksiyonunun önceki imar durumu doğrultusunda konut alanı olarak değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Altıncı Dairesinin 23/01/2015 tarih ve E:2012/3451, K:2015/137 sayılı bozma kararına uyularak, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı tarafından davalı idareye yapılan başvuruda, taşınmazının 18/08/2004 tarihinde park ve dinlenme alanı olarak planlandığı ve 6 yılı aşan bir süre geçmesine rağmen imar planında ayrıldığı amaç doğrultusunda bir işlem yapılmadığı; bu sebeple eski imar durumunun tanınarak taşınmazı üzerindeki kısıtlılığın kaldırılmasının talep edildiği, davacının esas itibarıyla imar planının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açmadığı, davacının ileri sürdüğü iddiaların imar planına ait olmayıp imar planının taşınmaz üzerinde doğurduğu sonuçlarla ilgili olduğu, bu kapsamda, imar planı sonucunda taşınmaz üzerinde meydana gelen kısıtlılık halinin kamulaştırma ya da parselasyon yapılarak kaldırılmaması sonucu mülkiyet hakkının ihlal edildiği, davacının taşınmaz üzerindeki kısıtlama nedeniyle, imar planının taşınmazda doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması yönündeki isteminin cevap verilmemek suretiyle reddine dair işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/01/2023 tarih ve E:2021/2775, K:2023/25 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 18/01/2021 tarih ve E:2019/797, K:2021/14 sayılı kararının düzeltilmesi istemiyle davalı idare tarafından yapılan başvuru üzerine, karar düzeltilme istemi yerinde görülerek Danıştay Altıncı Dairesinin 18/01/2021 tarih ve E:2019/797, K:2021/14 sayılı kararının kaldırılarak; Anayasayla Devlete; sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama yapmak, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak görevlerinin yanı sıra çevreyi (yapılı çevreyi de içeren) geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek konusunda ödevler verildiği; bu gereklilikler doğrultusunda yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlemeler öngören 3194 sayılı İmar Kanunu'nun yürürlüğe konulduğu, 3194 sayılı Kanun'un, umumi hizmetlerin görülmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazların elde edilebilmesi için idareye çeşitli alternatifler sunduğu, idarelerin şartların gereklerine göre bu alternatifler arasından seçim yapabileceği, bu alternatiflerin taşınmazın bulunduğu alanda, imar planı değişikliği, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılması ve kamulaştırma şeklinde sıralanabileceği, İmar planlarının, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan, hizmet ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantılar göz önüne alınarak hazırlandığı, Toplum yaşamını yakından etkileyen fiziksel çevrenin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması ve toprağın koruma ve kullanma dengesinin en rasyonel biçimde belirlenmesi için hazırlanan imar planlarının yargısal denetiminde, bu hususlara uyulup uyulmadığının, planlanan yörede taşınmazların imar planında tahsis edildikleri amaç yönünden şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygunluk açısından incelenmesi gerektiği, Dosyanın incelenmesinden, davacının maliki olduğu taşınmazın 2004 tarihli nazım imar planında kamu alanı olarak belirlendiği tarihten beri mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın devam ettiği ve davacının da bu kısıtlılığın giderilmesi amacıyla görülmekte olan davayı açtığının anlaşıldığı, Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın güncel 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hangi kullanımda kaldığı araştırılarak elde edilen sonuca göre yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği, Yapılacak tespit sonucu uyuşmazlık konusu taşınmazın güncel 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısıtlılık halinin devam ettiğinin tespit edilmesi halinde dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında taşınmazdaki kısıtlığı kaldıracak şekilde yapılacak plan değişikliğinin şehircilik ve planlama ilkeleri, kamu yararı, planda öngörülen nüfus, yoğunluk ve donatı dengesi yönlerinden incelenmek suretiyle, imar planında öngörülen kullanımın şehircilik ve planlama ilkelerine uygun olup olmadığının alanında uzman bilirkişilerle yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle tespit edilerek elde edilen sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği, bu itibarla dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında isabet görülmediği, Öte yandan, planlar arasındaki hiyerarşi kapsamında nazım imar planından sonra yapılacak olan uygulama imar planının hem nazım imar planına hem de daha üst ölçekli planlara uygun yapılması gerektiği, 1/1000 ölçekli planların uygulamaya esas planlar olması nedeniyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planına dayanılarak parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi uygulama işlemlerinin yapılması zorunluluğu bulunduğunun açık olduğu, bu kapsamda davalı olarak taşınmazın bulunduğu alandaki ilçe belediyesinin de davalı olarak hasım mevkiine alınması gerektiği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, işlem tesisi talebiyle her zaman başvurulabileceği açık olup, imar planı değişikliği talebiyle 19/04/2010 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, 03/08/2010 tarihinde açılan bu davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 02/09/1988 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında "az yoğunlukta konut gelişme alanı" lejantında kalan ve 18/08/2004 yılında yapılan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle park ve dinlenme alanı (yeşil alan) olarak düzenlenen davacıya ait parselde 5 yılı aşkın süre geçtiği halde parselasyon veya kamulaştırma işlemi yapılmadığından, davacının anılan taşınmazın eski imar durumunda olduğu gibi az yoğunluklu konut alanına dönüştürülmesi istemli 19/04/2010 tarihli başvurusunun zımnen reddi üzerine, anılan zımnen ret işleminin iptali istemiyle 03/08/2010 tarihinde temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği; aynı maddenin altıncı fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı; 15. maddesinde ise süre aşımı bulunduğu tespit edilen davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ise; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmünü içermektedir. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan mülga Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 20. maddesinde ise onaylanmış planların; onay tarihinden itibaren ilgili idarece herkesin görebileceği şekilde ilan yerlerinde asılmak ve nerede nasıl görülebileceği mahalli haberleşme araçları ile duyurulmak suretiyle 30 gün süre ile ilan edileceği, 30 günlük ilan süresi içinde planlara itirazın, ilgili idare nezdinde yapılacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İmar planları; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen “ilanı gereken düzenleyici işlemlerden” olup, aynı madde gereğince dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 33. maddesi gereği, imar planları otuz gün süreyle askıda ilan edilerek duyurulmakta ve bu süre içerisinde imar planlarına yapılan itiraz başvuruları hakkında bir karar verilmek üzere, askı süresinin bitiminden sonra ilgili karar merciine gönderilmektedir. Bu nedenle, imar planlarına karşı askı süresi içerisinde yapılan itirazların, askı süresi dolduktan sonra, bu itirazlara yönelik idari işlem tesis edilmesi için yetkili mercie gönderildiği hususu ile 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi birlikte ele alındığında, dava açma süresinin başlangıcında, askıda yapılan itiraz tarihi yerine, itirazlar hakkında değerlendirme yapılacak sürecin başladığı askıdan inmeyi takip eden tarihin esas alınması gerekmektedir. Sonuç olarak, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içerisinde 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün (2577 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile bu süre 30 güne indirilmiştir) içerisinde bu başvuruya cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, zımni reddin oluştuğu bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içerisinde veya ilan-askı süresinin son gününü izleyen 60 gün içerisinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde, bu cevabın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, imar planının ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan, bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların ise, dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 18/08/2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının, 27/09/2004-27/10/2004 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde anılan planlara itiraz edilmediği ve askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava açılmadığı, 19/04/2010 tarihinde yapılan imar planı değişikliği talebinin zımnen reddi üzerine 03/08/2010 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İmar planına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacının, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava açması gerekirken, taşınmazının az yoğunluklu konut alanına alınması yönünde imar planında değişiklik yapılması talebiyle yapılan ve yeni bir dava açma süresi başlatmasına hukuken olanak bulunmayan, 19/04/2010 tarihli başvurunun reddi üzerine, 03/08/2010 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idareye iadesine, 5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan halleriyle "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma sürelerinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; aynı maddenin dördüncü fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne, "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem ve eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 19/04/2010 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçe ile 18/08/2004 onay tarihli ve 27/09/2004-27/10/2004 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılarak taşınmazının az yoğunluklu konut alanına alanına alınmasının istenildiği anlaşılmaktadır. Olayda, imar planları kapsamında uğranıldığı ileri sürülen mağduriyetin giderilmesi amacıyla, 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılmasına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan başvuru üzerine, dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, işlem tesisi talebiyle her zaman başvurulabileceği açık olup, imar planı değişikliği talebiyle 19/04/2010 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, 03/08/2010 tarihinde açılan bu davada süre aşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.