1. Hukuk Dairesi 2022/4639 E. , 2023/681 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Direnme, Kabul Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Edremit 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2009 tarihli ve 2007/648 E., 2009/295 K. sayılı kararı ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kar…
**1. Hukuk Dairesi 2022/4639 E. , 2023/681 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Direnme, Kabul Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Edremit 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2009 tarihli ve 2007/648 E., 2009/295 K. sayılı kararı ile hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın, Dairemizin 15.10.2009 tarihli ve 2009/9228 Esas, 2009/10211 Karar sayılı kararı ile Mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli taşınmazların bir bölümü ve tamamının belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde davacı Hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken aksine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin 15.10.2009 tarihli bozma kararına Mahkemece direnilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 13.10.2010 tarihli ve 2010/1-506 Esas, 2010/514 Karar sayılı kararı ile Daire bozmasının hükmün masraf kalemine ilişkin olduğu, Mahkemece bu yönde direnilmesine karşın kısa kararda bu konuda hüküm fıkrası oluşturulmadığı, yalnızca önceki kararda direnilmesine denilinmekle yetinildiği, bu nedenle HUMK'un 388. maddesinenin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca bozulmasından sonra Mahkemece 30.12.2010 tarihli ve 2010/688 Esas, 2010/797 Karar sayılı karar ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.10.2011 tarihli ve 2011/8307 Esas, 2011/10299 Karar sayılı kararı ile işin esasının 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa hükümleri de gözetilerek taraf iddiaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından kararın bozulmasına karar verilmiştir.