1. Hukuk Dairesi 2012/2214 E. , 2012/6541 K. "" MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma istemi değer yönünden reddedilerek, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava ve birleşen dava, …
**1. Hukuk Dairesi 2012/2214 E. , 2012/6541 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, duruşma istemi değer yönünden reddedilerek, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava ve birleşen dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de; 256 parsel sayılı taşınmazın davacının kocası davalı A.'ın da babası olan İ.'den intikal ettiği ve davacı ile birlikte bir kısım mirasçıların da paylarını aynı akitle davalıya satış suretiyle temlik ettiği ve anılan payın satışı yönünden payını satan mirasçılar ile birlikte davalının da iradesinin satış olduğu buna yönelik iddianın sübut bulmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Davacının 215, 223, 224 ve 232 nolu parsellerdeki pay devrine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı oğlu olan davalının, miras bırakan İbrahim'den gelen taşınmazların intikalini yaptıracağı yönünde kendisini ikna ederek tapuya götürüldüğünü, intikali yaptırmış olmakla beraber kendisine ait taşınmazlarda bu konuda iradesi olmadığı halde hileye düşürülerek satış suretiyle devrin sağlandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. Borçlar Kanunu'nun 28/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Anılan husus resmi belgeler yönünden de Türk Medeni Kanunu'nun 7/2. maddesinde dile getirilmiştir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Somut olaya gelince; davacıya ait 215,224, parsel sayılı tam mülkiyete sahip olunan taşınmazlarla, 223 nolu parseldeki 640/800 ve 232 nolu parseldeki 640/800 oranındaki paydaş olduğu taşınmazların aynı tarihte (14.04.2008) satış yoluyla davalıya intikal ettiği kayden sabittir.