Başvuru, yargı kararı gerekçe gösterilerek komiser yardımcılığından polis memurluğuna tenzilen atanma işleminin iptali istemiyle açılan davanın benzer maddi olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen kararların aksi bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yargı kararı gerekçe gösterilerek komiser yardımcılığından polis memurluğuna tenzilen atanma işleminin iptali istemiyle açılan davanın benzer maddi olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen kararların aksi bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Başvuru Konusu Uyuşmazlıktan Önceki Süreç Başvurucu, polis memuru olarak görev yapmaktayken 2/5/2009 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açılan Komiser Yardımcılığı Kursu Yazılı Sınavı'na (sınav) katılmıştır. Sınavdan 100 puan üzerinden 76 puan almış ve 125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek erkek yedek sırasında yer edinmiştir. Başka bir kişi tarafından sınavın bazı sorularının iptali istemiyle açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden sınavın 88 soru üzerinden yeniden değerlendirilmesine karar verilmiş ve yeni duruma göre hazırlanan listede de belirlenen sıralamaya giremeyen başvurucu 865 puan ile erkek yedek sırasında yer almıştır. Başvurucu tarafından, yeniden yapılan değerlendirme sonucu komiser yardımcılığı kursuna (kurs) katılamayacağına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmış, Ankara İdare Mahkemesince 27/1/2011 tarihinde yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 23/3/2011 tarihli kararıyla; yeniden yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun sınav sorularının iptal edilmeden önceki hâli ile değerlendirmede başarılı sayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve 2009-2010 eğitim öğretim yılındaki kursa giden birçok adaydan yüksek puan aldığı ve bu nedenle başvurucunun talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu yürütmenin durdurulması kararı gereği başvurucu 3/10/2011 tarihinde kursa kabul edilmiş ve 12/7/2012 tarihinde kurstan mezun olarak komiser yardımcısı unvanıyla göreve başlamıştır. Bu süre zarfında uyuşmazlık hakkında Ankara İdare Mahkemesince 29/2/2012 tarihli iptal kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408 sayılı dosyasında verilen karar uyarınca, iptal edilen on iki soru değerlendirme dışı bırakılarak tüm adayların puanlarının 100 puan üzerinden hesaplanarak üçüncü bir başarı sıralaması oluşturulacağı ve buna göre başvurucunun başarılı olup olmadığının belirleneceği ifade edilmiştir. Bu durum karşısında, mahkeme kararı üzerine yapılan ikinci değerlendirme sonucunda sıralamaya girememesi nedeniyle başvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin anılan 29/2/2012 tarihli kararı, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/4/2013 tarihli kararı ile onanmıştır. İdare tarafından Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408 sayılı dosyasında verilen karar uyarınca yeniden bir değerlendirme yapılmış ve üçüncü bir başarı listesi oluşturulmuştur. Başvurucu bu listede 81 puan ile yine 125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek erkek yedek sırasında yer almış, bunun üzerine kursa katılmak için yapılan sınavda başarılı olamadığından bahisle başvurucunun rütbesinin polis memurluğuna tenziline ilişkin 18/9/2012 tarihli işlem tesis edilmiştir.B. Başvuru Konusu Uyuşmazlığa Yönelik Dava Süreci Başvurucu tarafından rütbesinin komiser yardımcılığından polis memurluğuna tenziline ilişkin işlemin iptali istemiyle Kocaeli İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmış, Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; idari yargı merciince verilen kararın uygulanması bağlamında sınavla ilgili yeniden yapılan sıralamaya giremediğinden bahisle başvurucu hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği ancak olayda idarenin açık bir hatasının söz konusu olmadığı ve başvurucunun da herhangi bir hilesi ya da kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun katıldığı kursta başarılı olarak komiser yardımcılığına atandığı da dikkate alındığında komiser yardımcılığının başvurucu bakımından kazanılmış hak olarak kabulünün gerektiği ifade edilmiş ve işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı değerlendirilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin 9/4/2014 tarihli hükmüyle temyiz isteminin kabulüne ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz mercii kararının gerekçesinde, Ankara İdare Mahkemesinin 29/2/2012 tarihli kararında düzenlenecek üçüncü başarı listesi sonucuna göre başvurucunun kursa katılıp katılmayacağı hususunun belli olacağının ifade edildiği ve bu listede başarısız olan başvurucu hakkında yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kazanılmış hakların korunması ilkesinin mevcut hukuk kurallarına göre elde edilmiş kazanımların daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleriyle ortadan kaldırılamayacağını ifade ettiği, başvurucunun iddiasının aksine bu ilkenin olayda uygulama alanının bulunmadığı ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlığı etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bozma kararına uyan Mahkeme 30/9/2014 tarihli kararı ile oyçokluğuyla davanın reddine hükmetmiştir. Karşıoy gerekçesinde, dava konusu işlemin iptaline dair Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararında ısrar edilmesi gerektiği ve bu nedenle davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı olunduğu belirtilmiştir. Temyiz edilen karar Danıştay Onaltıncı Dairesinin 14/3/2016 tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 28/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 16/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun "Terfi ve atama" kenar başlıklı maddesinin fıkrasının olay tarihindeki şekli şöyledir: “İhtiyaç halinde meslekte fiilen altı yılını dolduran, 37 yaşından gün almamış olan ve yönetmelikte belirtilen diğer nitelikleri taşıyan polis memurlarından, yönetmelik hükümlerine göre açılacak komiser yardımcılığı sınavını kazanıp dokuz aydan az olmamak üzere eğitim kursunu başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanır.'' 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " İdari Dava Daireleri Kurulu;a) İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,b) İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları, temyizen inceler. ..." 2575 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir." 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." Danıştay İçtihatları Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 3/6/2015 tarihli ve E.2013/623, K.2015/2412 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava; polis memuru olarak görev yapan ve 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavındaki bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi sonrasında yapılan yeniden değerlendirmede 84 puanla yedek olarak belirlenen davacı tarafından, kendisinden daha düşük puan alan adayların kursa devamının sağlanması üzerine, başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile kendisinin de açılacak komiser yardımcılığı kursuna çağrılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.Ankara İdare Mahkemesinin 16/12/2011 günlü, E:2011/1239, K:2011/2155 sayılı kararıyla; 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınav soruları hakkında açılan dava neticesinde bazı soruların iptal edilerek yeniden bir değerlendirme yapıldığı, bu değerlendirme sonucunda sınava katılan bütün adayların sınav puanlarının ve sıralamadaki yerlerinin değiştiği, bir kısım adayın puanının azalarak sıralamada geriye düştükleri, davacının da dahil olduğu bir kısım adayın ise puanının yükselerek sıralamada daha ön sıralara geldiği görülmekle birlikte, yeni değerlendirme sonucunda davacının 78 puandan 84 puana yükselerek yedek aday olduğu, davalı idare tarafından yeni yapılan değerlendirme sonucunda hak kaybı olmaması içinpuan sırasına göre asıl kontenjan içerisine giren adaylar ile yedekten kazanan aday sayısı kadar adayın 2011-2012 yılında açılacak kursa iştiraklerinin sağlanacağının belirtildiği görülmekte ise de; polislik mesleği gibi hiyerarşinin asıl olduğu bir meslekte sınav soruları iptal edilerek yeniden yapılan değerlendirmede davacı ile aynı veya davacıdan daha düşük puan alan kişilerin komiser yardımcılığı kursuna giderek bu kurs sonucunda başarılı oldukları takdirde davacının amiri olacakları hususu düşünüldüğünde, davacının birçok adaydan daha yüksek puan almasına rağmen kursa gidemeyerek komiserlik rütbesine terfi etme şansını kaybetmesinin hukuka uygun olmadığı, bu durumda; 28/03/2010 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan Komiser Yardımcılığı Kursu Yazılı Sınavı sonucunda 13 sorunun iptal edilmesi üzerine yapılan yeni değerlendirmede 84 puan almak suretiyle, sınav sorularının iptal edilmeden önceki hali ile yapılan değerlendirmede başarılı sayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve 2010-2011 eğitim öğretim yılındaki kursa giden birçok aday ile aynı veya daha yüksek puan alan davacının, mahkeme kararı üzerine yapılan yeni değerlendirme sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemde ve açılacak ilk komiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi talebi ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Anılan karar Danıştay Onikinci Dairesinin 15/10/2012 günlü, E:2012/1335, K:2012/6492 sayılı kararıyla; 2010-2011 eğitim öğretim yılında davalı idare tarafından 1000 polis memuru için komiser yardımcılığı kursu açılmasının uygun görülerek Emniyet Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokol hükümleri doğrultusunda 28/03/2010 tarihinde komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavının yapıldığı, anılan sınavda davacının 78 puan alarak yedek olmak suretiyle başarısız olduğu, sınavın bazı sorularının hatalı olduğu öne sürülerek açılan iptal davasında Ankara İdare Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 13 sorunun hatalı olduğu gerekçesiyle verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine idarece yazılı sınavın protokol hükümleri kapsamında yeniden değerlendirildiği, yapılan bu değerlendirme sonucunda hazırlanan yeni listeye göre ise davacının 84 puan ile yedek aday olduğu, yürütmenin durdurulması kararı üzerine ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alınarak protokol hükümlerine uygun bir şekilde puanlamanın 100 tam puan üzerinden yeniden yapıldığı, davacının yeni sıralamada da başarılı olamadığı ve 1000 kişilik kontenjan içerisinde yer alamadığının anlaşılması karşısında; hukuka uygun şekilde yapılan yeni sıralamada başarılı olamayan davacının, başarısız sayılarak kursa alınmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından, kendisinden daha düşük puan aldıkları halde idare tarafından kazanılmış hakları bulunduğu öne sürülerek kursa devam ettirilen adayların bulunduğu öne sürülmekte ise de; bu durumun davacının sınavda başarısız olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, bu durumda, davanın reddine hükmedilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.Davalı İdare, Ankara İdare Mahkemesinin 25/01/2013 günlü, E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının, açılacak komiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi istemi ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulması yolunda Ankara İdare Mahkemesince verilen 16/09/2011 günlü, E:2011/1239 sayılı kararın uygulanması amacıyla, 14/10/2011 tarihinde komiser yardımcılığı kursuna kabul edildiği, anılan kursu tamamlayarak 11/07/2012 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü emrine komiser yardımcısı olarak atandığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacıdan düşük puan aldıkları halde önceki başarı listesinde yer aldıkları için kursa başlatılan bazı adayların kazanılmış haklarının korunması amacıyla kursa devamlarının sağlanması durumu davacı lehine bir hak doğurmasa da, yargı kararının uygulanması amacıyla davacının komiser yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasının yapılması, bu suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının korunması bakımından önem taşımaktadır.Bu durumda, davacının, yargı kararının uygulanması sonucunda bir hak elde ederek komiser yardımcısı kadrosuna atanmış olması karşısında, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Ankara İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Ankara İdare Mahkemesinin 25/01/2013 günlü, E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle ONANMASINA..." İDDK'nın 3/6/2015 tarihli ve E.2013/1361, K.2015/2414 sayılı, 5/6/2017 tarihli ve E.2016/584, K.2017/2438 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar (bkz. § 24) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir. Danıştay Onikinci Dairesinin 24/1/2011 tarihli ve E.2008/6223, K.2011/257 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Komiser yardımcısı olan davacının yargı kararı uyarınca polis memurluğuna atanmasına ilişkin 2007 günlü işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş farkının ve özlük haklarının verilmesi istemiyle açılan davada, yargı kararının uygulanması sonucu komiser yardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı ile tamamlayıp komiser yardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumun kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, rütbesinin tenzil edildiği tarihten itibaren hak ettiği maaş ve özlük haklarının tazmini yolunda Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 2008 günlü, E:2008/88, K:2008/693 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....Davacının komiser yardımcılığı kursuna çağrılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 2006 günlü işlemin iptali yolunda Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 2006 günlü,E:2006/1810, K:2006/3116 sayılı kararın Danıştay Onikinci Dairesince, mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının ilgilinin doğrudan komiser yardımcılığı kursuna çağrılmasını gerektirmediği, davacının isteminin yazılı sınav sonucuna göre yapılan değerlendirme sonucunda reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu, davacının karar düzeltme isteminin de Dairemizin 2008 günlü, E.2008/3, K.2008/1453 sayılı kararıyla, yargı kararının uygulanması sonucu komiser yardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı ile tamamlayıp komiser yardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumun kazanılmış hak oluşturduğu belirtilerek reddedildiği anlaşılmakta olup, İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir....[kararın] ONANMASINA..." Danıştay Beşinci Dairesinin 28/12/2017 tarihli ve E.2016/29024, K.2017/25352 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava, 2009 tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarılı olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayan ve bu kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanan davacının, söz konusu sınavda yer alan bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmede başarısız duruma düştüğünden bahisle tekrar polis memurluğuna atanmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 2014 tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır....Uyuşmazlık konusu olayda, 2009 tarihinde gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında 70 puan almak suretiyle asil sırada yer alan ve kursa başlatılan davacının, anılan sınavın bazı sorularının, açılan davalar neticesinde iptal edilmesi üzerine davalı idarece yapılan yeni sıralama sonucunda, kadın polis memurları için belirlenen 75 kişilik kontenjana girememesine rağmen Hukuk Müşavirliğinin görüşü üzerine kursa devam ettirilen diğer kursiyerlerin aksine; ikinci değerlendirme neticesinde hazırlanan yeni listeye göre 791 puanla asil sırada yer alarak tekrardan başarılı sayıldığı, akabinde kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle, bu statüsü gereği kişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.Bu durumda, davacının komiser yardımcısı olarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle, subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığından polis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..." Danıştay Beşinci Dairesinin 21/2/2018 tarihli ve E.2016/21571, K.2018/10152 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dava, polis memuru iken 2009 tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarısız olan, sınavda yer alan bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yapılan yeni değerlendirmede başarılı olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayan ve bu kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanan davacının, mahkeme kararı uyarınca puanlama sistemine ilişkin yapılan yeni değerlendirmede başarısız duruma düştüğünden bahisle yeniden polis memurluğuna atanmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 2014 tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır....Yukarıda yer verilen Anayasa ve Yasa hükümleri uyarınca uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde, 2009 tarihinde gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında76 puan almak suretiyle yedek sırada yer alan davacının komiser yardımcılığı kursuna başlamaya hak kazanamadığı ancak anılan sınavın bazı sorularının, açılan davalar neticesinde iptal edilmesi üzerine davalı idarece yapılan yeni sıralama sonucunda, erkek polis memurları için belirlenen 1125 kişilik kontenjana girememesine rağmen Hukuk Müşavirliğinin görüşü üzerine kursa devam ettirilen diğer kursiyerlerin aksine; davacının ikinci değerlendirme neticesinde hazırlanan yeni listeye göre 505 puanla asil sırada yer alarak başarılı sayıldığı, akabinde yargı kararı sonucu katılmaya hak kazandığı komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle, bu statüsü gereği kişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.Bu durumda, davacının komiser yardımcısı olarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle, subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığından polis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: “Herkes, medeni hak ve yükümlülükleri hakkında karar verilmesi için ... bir yargı merciinde ... adil ... bir şekilde yargılanma hakkına sahiptir. " Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukuki belirliliğin Sözleşme'nin bütün maddelerine içkin olduğunu belirtmektedir. (Iordan Iordanov/Bulgaristan, B. No: 23530/02, 2/7/2009, § 47). AİHM'e göre hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik ilkesi, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kişilerin mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine itimadı azaltarak yargısal bir belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57). Ancak bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58). AİHM, içtihat farklılıklarının farklı coğrafi bölgelerde yetkili birden fazla yargısal otoritenin var olduğu yargısal sistemlerde doğal olduğunu vurgulamaktadır (Iordan Iordanov/Bulgaristan, § 47; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51). Hatta içtihat farklılığı aynı mahkeme içinde de söz konusu olabilir. Bu durum kendi başına Sözleşme'ye aykırılık teşkil etmez (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51). Fakat AİHM yüksek mahkemelerin bu yargısal otoriteler arasındaki içtihat farklılıklarını giderme rolünün bulunduğunu ifade etmektedir (Iordan Iordanov/Bulgaristan, § 47). AİHM -açık keyfîliğin bulunması hâli hariç- ulusal mahkemelerin iç hukuk kurallarına ilişkin yorumlarını sorgulama rolünün bulunmadığını belirtmektedir. AİHM, aynı şekilde ulusal mahkemelerce açıkça verilen farklı kararları -açıkça benzer olan davalara ilişkin olsa bile- kıyaslama gibi bir işlevinin bulunmadığını, ulusal mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama hususundaki bağımsızlığına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 50). AİHM, dinamik ve evrimsel bir yaklaşımın sürdürülememesinin hukukun gelişimini ve hukukta reformu engelleyeceğini, bu nedenle içtihat değişikliğinin tek başına etkin adalet yönetimine aykırı olmadığının altını çizmektedir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). AİHM'e göre mahkeme içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05 ... 17293/05, 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat değişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49). AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek mahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlam gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklı karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, § 38). AİHM, birçok kararında esaslı ve uzun süreli içtihat farklılıklarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. AİHM, esaslı ve uzun süreli içtihat farklılığının varlığının tespitinde yargısal pratikteki istikrarsızlığı giderecek mekanizmaların bulunup bulunmadığının ve gerekmesi durumunda bu mekanizmaların etkili bir şekilde işletilip işletilmediğinin önem taşıdığına işaret etmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 53). AİHM, yargısal uygulamalardaki istikrarsızlığın yol açtığı hukuki belirsizliklerin ve kararlar arasındaki farklılığı giderecek mekanizmaların bulunmamasının adil yargılama hakkını zedeleyeceğinin altını çizmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 54). AİHM'e göre devletin hukuk sistemini uyumsuz yargısal kararlar verilmesini önleyecek şekilde biçimlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 55). AİHM; 2575 sayılı Kanun uyarınca, Danıştayın bir dairesi ile İDDK'nın bir karar konusunda tutarsızlığa düştüğü durumlarda İçtihatları Birleştirme Kurulunun içtihattaki çelişkiyi gideren ve hukuki bağlayıcılığı olan bir karar verdiğini belirtmektedir. AİHM, benzer davalarda bile olsa ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırma yükümlülüğü olmadığını gözönünde bulundurarak Daire ve İDDK arasındaki yorum farklılığının kendi içinde Sözleşme'nin maddesini ihlal etmediği görüşündedir (Emel Boyraz/Türkiye, B. No: 61960/08, 2/12/2014, § 73).