10. Hukuk Dairesi 2022/6946 E. , 2022/14180 K. "İçtihat Metni" Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi No : Dava iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ... AŞ vekillinin istinafa başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince daval
**10. Hukuk Dairesi 2022/6946 E. , 2022/14180 K.** **"İçtihat Metni"** Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi No : Dava iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı ... AŞ vekillinin istinafa başvurması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davalı ... AŞ istinaf istemlerinin esastan reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile maddi isteminin kısmen manevi isteminin tam kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince verilen karar davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I- İSTEM: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketlere ait inşaatta ekip başının talimatı ile D Blok 3. Katta havalandırma boşluklarının muhafaza demirlerini kesen kazalının yaklaşık 6 m yükseklikten aşağıya düştüğünü, davalı işverenlerin bu kazada asli sorumlu olduklarını, yüksekte düşme riski olan yerde gerekli önlemlerin alınmadığını, kaza nedeni ile müvekkilde maluliyet oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğradığı geçici iş gücü kaybı için 1.000,00 TL, sürekli iş gücü kaybı için de 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmektedir. II- CEVAP: Davalı ... .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle, müvekkilin, diğer davalı tarafından yapılan inşaat projesinin alt işvereni olduğunu, davacının ise müvekkilin çalışanı olup 20.10.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda yaralandığını, davacının usta olmadığı ve asgari ücretle çalıştığını, müvekkilin işyerinde her türlü önlemi aldığı, eğitimleri verdiği, kişisel koruyucu donanım kapsamında baret, ayakkabı, yelek, eldiven, koruyucu gözlük, emniyet kemeri ve yağmurluk teslim edildiği, kazalının kendine güveni ve çalışma alanında hareket kabiliyetini artırmak istemesi nedeniyle kazanın meydana geldiği, davacının diğer işçi ... ile toplu korunma önlemi olan demir korkulukları keserek alt katlara indikleri, paraşüt tipi kemerini takmadığı, rapor süresi sonunda kazalının hiç bir maluliyetinin kalmadığı, davacıya hastane masrafları için ödeme yapıldığı ve raporlu olduğu dönem boyunca maaşının ödendiği, hesap bilirkişisi raporunda bu ödemelerin mahsuplaşmasının yapılmasını belirterek davanın reddi talep edilmiştir. Davalı ... ve Tic. A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle, müvekkil tarafından gerekli her türlü güvenlik önleminin alındığı, taşeron işçileri dahil tüm çalışanlara gerekli kkd ekipmanlarının teslim edildiği, davacı çalışırken paraşüt tipi emniyet kemerini kullanmadığı için parapet yapımı sırasında dengesini kaybederek düştüğü, binadaki toplu koruma tedbirinin ilgililere haber verilmeden kaldırıldığı ve diğer çalışanların da güvenliğinin tehlikeye atıldığı, davaya konu kaza nedeni ile maluliyet olup olmadığının belirsiz olduğu, geçirmiş olduğu kaza sonucunda maddi zararının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III- MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesi kararında özetle: “Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, Davalılardan geçici ödeme nedeni ile 03/0/2020 tarihinde tahsil edilen 10.000,00 TLnin mahsubu ile 10.000,00 TL geçici ödemenin haksız fiil tarihi 20/10/2016 tarihinden, ödendiği tarih olan 03/03/2020 tarihine kadar işleyecek yasal faizinin ve mahsup sonrası 462.448,72 TL sürekli iş görmezlik zararı ve 7.972,31 TL geçici iş görmezlik zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebinin kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine”, karar verilmiştir. Davalı ... … Ltd Şti’nin istinaf dilekçesiyle beraber istinaf harç ve giderlerini yatırması için kendisine 17.02.2021 tarihinde muhtıra tebliğ edildiği, ilgili davalı vekilinin 24.02.2021 tarihli dilekçesiyle bu harç ve giderler için Bölge Adliye Mahkemesinde adli yardımdan yararlanmak istediğini beyan ettiği, Mahkemece bu dilekçe Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmeden, 01.03.2021 tarihli bir ara karar ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği, iş bu ara kararı davalı vekiline 07.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin anılan karara 15.03.2021 tarihinde itiraz ettiği, Mahkemece verilen 16.03.2021 tarihli ek kararla iş bu davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI: Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; “A-1-Davalı ... ve Tic. A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1. maddesi gereğince Esastan Reddine, B-Davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.2. maddesi gereğince kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının Kaldırılmasına, Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, Davalılardan geçici ödeme nedeni ile 03/0/2020 tarihinde tahsil edilen 10.000,00 TLnin mahsubu ile 10.000,00 TL geçici ödemenin haksız fiil tarihi 20/10/2016 tarihinden, ödendiği tarih olan 03/03/2020 tarihine kadar işleyecek yasal faizinin ve mahsup sonrası 462.448,72 TL sürekli iş görmezlik zararı ve 7.972,31 TL geçici iş görmezlik zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebinin kabulü ile, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı ... ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinde özetle: Davacının, diğer davalı ... .... San. ve Tic. Ltd. Şti.nin işçisi olduğunu, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının kesinleşmesi beklenmeksizin hesap raporu alınması yoluna gidilmiş olduğunu, davacının %54 oranında malul olduğunun da kabulünün mümkün olmadığını, sunulan ücret bordrolarında ve banka kayıtlarında açıkça görüleceği üzere, davacının asgari ücret ile çalışmış olduğunu, emsal ücret araştırması hatalı meslek kolu üzerinden yapılmış olup kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ... verilerinin oda ücretlerine üstün tutulması gerekmekte iken, salt oda ücretinin esas alınması hatalı olmakla, ... verileri üstün tutulması gerekmesi karşısında en kötü ihtimal ile her bir emsal ücretin ortalaması alınması gerekmekte iken salt oda ücreti ile hesap yapılmasının kabul edilemez olduğunu, Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere davacının ücreti yönünden ... verilerinde yer alan emsal ücretin o dönemdeki asgari ücrete oranı esas alınmasının gerekmekte olduğunu, davacının kazaya kendi kusuru ile sebep olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı şirkete %70 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, işçiye yalnızca %30 oranında kusur yüklenmesini kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda davalılara müşterek sorumluluk nedeniyle atfedilen kusurun gerekçelerinin somut olay ile bağdaşmadığını beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... .... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin temyiz dilekçesinde özetle: Kusur oranlarının, gerçeğe ve hukuka aykırı olup asli kusurlunun davacının kendisi olduğunu, Yerel Mahkemenin kabul ettiği kusur oranı ile işbu davanın ceza boyutunun konu olduğu ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/891 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, Bilirkişi raporunda ve Yerel Mahkeme kararında kabul edilen müvekkil ile diğer davalı asıl işveren arasındaki kusur oranının farkı tarafımızca anlaşılamamış olup, diğer davalı asıl işverenin kusur sorumluluğu gerekli şekilde incelenmemiş ve adeta üstü örtülerek kusuru olmadığının iddia edildiğini, Hesap bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar objektif verilere haiz olmayıp denetlenebilirlikten uzaktır. Bilirkişi işlemiş kazanç dönemi, iskontolu kazanç dönemi ve iskontolu emeklilik dönemine ilişkin hesaplamaları farazi olarak yapmıştır. Bu sebeple, denetlenebilir olmayan, objektif verilerden uzak hesaplamaya dayanan bilirkişi raporundaki hesaplamaların hükme esas alınması mümkün olmadığını, Davacının 3000TL maaşı olduğu iddiası, gerçeğe aykırı olup sadece davacının iddiasına dayanılarak tüm hesaplamaların bunun üzerinden yapılması hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin, işveren olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, Yargılama esnasında hukuki dinlenilme ve silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiştir. istinaf mahkemesi kararında hükmedilen manevi tazminatı kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili firmanın ekonomik durumu ve ibraz edilen delillere göre adli yardımdan yararlandırılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: 6100 sayılı HMK’nun İkinci Bölümünde Adli Yardım kurumu düzenleme altına alınmış olup bu bölümde yer alan “Adli yardım talebi” başlıklı 336.maddesine göre; “Adli yardım, asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir. Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” Hukuki düzenlemesi yer almaktadır. Aynı Kanunun “Adli yardım talebinin incelenmesi başlıklı” 337.maddesine göre; “Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir.(Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. (Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.” Hukuki düzenlemesi yer almaktadır Somut olayda, davalılardan .... .... San. ve Tic. Ltd Şti vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen 24.12.2020 tarihli kararına karşı iş bu kararın 30.01.2021 tarihinde tebliğ edilmiş sayılması üzerine süresi içerisinde 11.02.2021 tarihli istinaf dilekçesiyle istinaf talebinde bulunduğu, ancak istinafa ilişkin harç ve giderleri yatırmadığı, anılan harç ve giderlerin ikmali için ilk derece mahkemesince çıkartılan muhtıranın ise iş bu davalı vekiline 17.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ilgili davalı vekilinin 24.02.2021 tarihli dilekçesiyle iş bu harç ve giderler için Bölge Adliye Mahkemesinden adli yardım talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince bu dilekçe Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmeden, 01.03.2021 tarihli bir ara karar ile değerlendirilerek, adli yardım talebinin reddine karar verildiği, iş bu ara kararın davalı vekiline 07.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin anılan karara 15.03.2021 tarihinde itiraz ettiği, Mahkemece verilen 16.03.2021 tarihli bir ek kararla da iş bu davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda işaret olunan 6100 sayılı HMK’nun 336/3.maddesi kapsamında, davalı .... .... San. ve Tic. Ltd Şti’nin istinafa ilişkin harç ve giderler için kendisine tebliğ edilen muhtıra üzerine süresi içerisinde, 24.12.2020 tarihli dilekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinden adli yardım talebinde bulunmuş olması nedeniyle, bu talebi değerlendirerek karar verme (reddi halinde ise itirazı değerlendirme) yetkisinin aynı kanunun 337.maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğunun açıkça anlaşılabilir olmasına karşın, İlk Derece Mahkemesince bu hususta yetki aşımı yapılarak öncelikle Bölge Adliye Mahkemesinden istenen adli yardım talebinin değerlendirilerek 01.03.2021 tarihli ara karar ile reddine karar verilmesi, akabinde ise istinaf başvurusunun harç ve giderlerin muhtıraya rağmen süresinde yatırılmadığı gerekçe gösterilerek aynı mahkemenin 16.03.2021 tarihli ek kararıyla reddine karar verilmesi ve giderek, adli yardım isteminin reddine dair karara yönelik itirazın ise inceleme mercii olmayan diğer İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2021 tarihli değişik iş kararıyla değerlendirilerek reddine karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda davalı .... .... San. ve Tic. Ltd Şti’nin istinaf istemi nedeniyle talep ettiği adli yardım talebini inceleyip karar verme (bu hususta verilen karara itiraz halinde ise) değerlendirme yetki ve görevinin Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairelerine ait olması nedeniyle, bu kapsamda dosya içerisinde verilen İlk derece mahkemesi kararlarının yok hükmünde olduğu gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesince adli yardım talebi hakkında karar verilip kanunda açıklanan usullere göre prosedür işletildikten sonra, istinaf isteminin şimdiki gibi esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken anılan davalı .... .... San. ve Tic. Ltd Şti’nin önce adli yardım talebi, giderek istinaf istemi hakkında inceleme yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılardan .... .... San. Ve Tic. Ltd Şti vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK 369/1.maddesi gereğince kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re’sen gözetilerek ve bu aşamada anılan davalı .... .... San. ve Tic. Ltd Şti vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı ... ve Tic. A.Ş. vekillerinin tüm temyiz itirazları incelenmeksizin ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin davalı ... ve Tic. A.Ş.’nin istinaf başvurularının esasta reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/2. maddesi gereğince davalı .... .... San. ve Tic. Ltd Şti vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı ... Ve Tic. A.Ş. vekillerinin tüm temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 15.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.