T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : ... Esas- ...Karar DAVACI : ... -...- ... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI :...-... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVANIN KONUSU : Ticari Sat…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : ... Esas- ...Karar DAVACI : ... -...- ... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI :...-... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... İli ... İlçesinde kendi nam ve hesabına olacak şekilde toptan balık ve gıda satış ticarinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili tarafından ticari faaliyetinde kullanabilmek için yeni bir kamyonet alma niyetiyle davalı ... ile görüştüğünü, taraflarca gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde müvekkili ile davalı ..., Ford Marka Transit Courier Kamyonet/BB Van Model ... Şasi numaralı ticari kullanıma özgülenen aracın 777.400,00 - TL bedel ile müvekkili ...'ya satılması hususunda anlaştıklarını, satış bedeli olan 777.400,00 - TL'nin 420.000,00-TL'si karşılığında, anlaşma şartlarına uygun olarak müvekkiline ait 2019 Model Ford Kamyonet / BB Van Tipli ... Şasi numaralı...plaka sayılı aracın müvekkili tarafından davalı ...'ne devredildiğini, bakiye kalan 357.400,00-TL'nin ise müvekkili ... tarafından davalı ...'ne nakit olarak ödendiğini, davalı ...Ş. tarafından 13/05/2024 tarihinde davaya konu ...plaka sayılı Ford Marka Transit Courier Kamyonet/BB Van Model ... Şasi numaralı aracın mülkiyeti müvekkili ...'ya devredildiğini, müvekkili ...'nın davaya konu ...plaka sayılı ticari aracı teslim aldıktan hemen sonra araçta bir tuhaflık olduğunu fark ettiğini ve aracın kontrollerinin yapılması amacıyla, sıfır kilometre olarak almış olduğu aracı 18/05/2024 tarihinde oto ekspertize götürdüğünü, oto ekspertiz raporundaki durumun defalarca müvekkili ... tarafından davalı ... yetkililerine bildirildiğini, zararının giderilmesinin talep edildiğini ancak kendisine olumlu bir dönüş yapılmadığını, müvekkili ...'nın sıfır kilometre olarak almış olduğunu düşündüğü araçta birden fazla sökme, takma ve ayar işleminin gerçekleşmiş olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin uyuşmazlık konusu aracı ayıplı olmasına rağmen ticari faaliyetlerinde kullanmaya devam ediyor ve devam etmek zorunda olduğunu, bu sebeple müvekkilinin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramaması adına ilgili araçta ayıp oranı tespit edilerek, bu bedelin müvekkiline ödenmesini gerektiğini beyanla 50.000,00-TL'nin satış tarihi olan 13/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili ...'ya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23/04/2025 tarihli (ıslah) dilekçesi ile özetle; dava değerini 10.000,00TL artırarak toplamda 60.000,00-TL'lik değer kaybının satış tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak müvekili ...'ya ödenmesini talep etmiş ve aynı tarihte 200,00TL tamamlama harcı yatırdığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araçta ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik söz konusu olmadığını, ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen TBK m.219 uyarınca ayıptan söz edilebilmesi için, ayıp sonucunda şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerektiğini, bu açıdan malın değeri düşmediği ve kullanılmaya elverişliliği etkilenmediği sürece, bir özürden bahsetmenin mümkün olmayacağını, somut olayda, Ford mühendislerinden aldıkları teknik görüşe göre; montaj vida somunları üzerinde görülen anahtar izi ve boya yine üretim fabrikasının bir standartı olmak ile birlikte herhangi fonksiyonel bir sorun teşkil etmediğini, üretim tesislerinde üretilen araçların aynı standartlarda müşterileriye teslim edilmesi için bir dizi kontrolden geçtiğini, her parçanın birbiri ile bir tolerans ile bağlanması sonucu parçaların birbirine olan mesafesi/aralıkları ve parçaların birbirine olan hizalanmaları farklılık gösterebileceğini, bu nedenle montaj vida somunları üzerinde oynama yapılarak bu mesafe ve hizaların aynı hat üzerinde üretilen bütün araçlar için standart içerisinde olması sağlandığını, bu ayarlar sırasında somunlarda iz kalmak ile birlikte yine üretim fabrikasının standartları doğrultusunda boyandığını, bu durumun gizli ayıp olmamak ile birlikte Otomotiv Endüstrisi üretim teknikleri uygulamalarından olacağı ve bütün Otomotiv piyasası için geçerli olduğunu, iddia edilen hususun araç üretim standartlarında normal olan ve ayıp olarak nitelendirilemeyecek bir işlem olduğunu, eğer araçta böyle bir vida somun anahtar izi varsa da bu bir ayıp olarak da değerlendirilemeyeceğini, ayıbın ihbar süresine riayet edilmediğini, davacının müvekkili şirkete teslim tarihinden itibaren başlayan 2 ve 8 günlük süreler içinde herhangi bir bildirimde bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; Mahkemece dava konusu edilen araç üzerinde mahallinde keşif yapıldığı, aracın ruhsat bilgileriyle uyumlu Beyaz renk, Ford marka, Transit Courier Kamyonet(BB Van) Cinsi, ... plaka sayılı, ... Şasi numaralı, .... motor numaralı, dizel, aktif trafikte hali hazırda kullananın, ... adına tescil kayıtlı olduğu, aracın hasar geçmişinin bulunamadığı ve herhangi bir hasar kaydının olmadığının anlaşıldığı, dosya içerisinde yer alan dava konusu kusurların (işlemlerin) oluşumunda, davacının kusurunun olmadığı, yapılan incelemelerde araçta herhangi bir tamir, onarım vb. bir işlem yapılmadığı ancak, aracın sol ön çamurluğunda sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi, ön kaputunda sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi, arka bagaj sağ ve sol kanat kapaklarında sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi olduğunun gözlendiği, satış esnasında gizli ayıp olduğu, aracın piyasa değerinin 785.000,00TL olarak belirlendiği ve dava tarihindeki aracın mevcut haliyle 725.000,00TL bedelle satılabileceği, bu durumda dava tarihinde dava konusu araçta 60.000,00TL (= 785.000,00 TL - 725.000,00 TL) gizli ayıp bedeli olduğu, dava açılırken davanın belirsiz dava olarak açılmadığı, davacı tarafça ıslah hakkı saklı tutulduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu aracın ayıplı olduğu hususunu kabul etmediklerini, ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen TBK m.219 uyarınca ayıptan söz edilebilmesi için, ayıp sonucunda şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkmasının gerektiğini, davacının iddiasının aksine ayıbı kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia edilen hususun araç üretim standartlarında normal olan ve ayıp olarak nitelendirilemeyecek bir işlem olduğunu, bu hususta isnat edilen hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte, eğer araçta böyle bir vida somun anahtar izi varsa da bu bir ayıp olarak da değerlendirilemeyecek dolayısı ile iddia edilen hususta hiçbir dahili olmayan müvekkiline dava konusu talep yöneltilemeyeceğini, dava konusu satım işlemi TTK madde 23 anlamında "ticari satış" olduğunu, buna bağlı olarak satımdan kaynaklanan ve hak düşürücü süre niteliğinde olan ayıp ihbar süreleri de TTK m. 23/1-c ye tabi bulunduğunu, ilgili hükme göre, alıcının ayıp ihbar sürelerinin açık ayıplarda 2, açıkça belli olmayan ayıplarda ise 8 gün olup, bu süreler teslimden itibaren başladığını, ayrıca, açıkça belli olmayan ayıplarda, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak amacıyla durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğunu, ayıp ihbar süreleri hak düşürücü süreler olduğundan Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aracın 2019 model olduğunu, ayıp nedeniyle açılacak davalarda zamanaşımı 2 yıllık süre ile sınırlı olduğunu, dosyada mevcut zamanaşımı itirazları dikkate alınmaksızın verilen kabul kararına itiraz ettiklerini beyanla ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, ayıplı araç satışı nedeniyle ayıp oranında satış bedelinden indirim istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava konusu satıma konu araç, ... plaka sayılı, Ford marka, Transit Courier Kamyonet(BB Van) Cinsi olduğu ve kullanım şekli /amacının Yük Nakli /Ticari olduğu ve aracın model yılının da 2024 olduğu ve de tescil ve ilk tescil tarihinin 13/05/2024 olduğu anlaşılmaktadır. Aracın sıfır olarak davalı tarafça davacıya satıldığı da uyuşmazlık konusu değildir. Aracın ayıplı olmadığına ilişkin itirazın değerlendirilmesinde; ekspertiz raporu da değerlendirilerek hazırlanan ve de ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 07/01/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda, araçta tespit edilen sökme-takma ve/veya ayar işlemlerinin gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği, ayıp unsurlarının ortadan kaldırılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, reel değer kaybının 60.000,00TL olduğu belirtilmiştir.Ayrıca bilirkişi raporunun denetime açık ve gerekçeli olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda aracın sol ön çamurluğunda sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi, ön kaputunda sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi, arka bagaj sağ ve sol kanat kapaklarında sökme-takma işlemi ve/veya ayarlama işlemi olduğunun belirlenmesi karşısında araçta gizli ayıp olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Keza Yargıtay 3. Hukuk Dairesi benzer bir dosyada; sıfır kilometre ile satın alınan aracın tüm kapılarının ve aksamlarının orijinal olduğu, herhangi bir boya farklılığının olmadığı, ancak sağ ve sol ön ve arka kapı menteşe civata ve somunlarda sağ ve sol kapıların sökülüp takılmış olduğuna dair izler ve somun ve civata üzerinde serpme boya izlerin olduğu ve bu kapıların sökülüp takılmanın neden ve niçin yapılmış olduğuna dair herhangi bir bulgu, belge ve kaynak bulunamadığı olayda, davacının davalıdan sıfır olarak satın aldığı aracın dört kapısının da sökülüp takılmasının aracın ekonomik değerini düşüren gizli ayıp niteliğinde olduğuna karar vermiştir.(Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/5724 Esas, 2022/7775 Karar sayılı ve 13/10/2022 tarihli kararı) İhbar süresi ve zamanaşımı itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre ise; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayrıca satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Dava konusu satıma konu aracın ilk tescil tarihinin 13/05/2024 olduğu, davacının 18/05/2024 tarihinde ekspertiz raporu aldığı ve de 30/05/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunmuş ve de ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ileri sürmüş ise de; iki yıllık garanti süresi içerisinde davanın açıldığı, söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ayıp ihbarı yapılmadığı itirazı da TBK 223, 225 maddeleri uyarınca yerinde görülmediğinden davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına, mahkeme gerekçesinin yerinde bulunmasına göre istinaf yoluna başvuran davalı tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2025 tarih,....Esas... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 3.415,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.024,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.391,50 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.29/01/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.