13. Hukuk Dairesi 2016/28448 E. , 2019/8367 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının kendisinden 1 ay sonra ödemek üzere 13.400,00 TL borç aldığını, fakat günü geldiğinde ödeme yapmadığını, bunun üzerine …
**13. Hukuk Dairesi 2016/28448 E. , 2019/8367 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının kendisinden 1 ay sonra ödemek üzere 13.400,00 TL borç aldığını, fakat günü geldiğinde ödeme yapmadığını, bunun üzerine icra takibi başlattığını, davalının haksız olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davacıdan borç para almadığını, takibe dayanak kılınan belgeyi imzalamadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kullanım ödüncü (karz) sözleşmesinden kaynaklanan alacakla ilgili olarak başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı borcun dayanağı olarak "13.400,00 TL (onüçbindörtyüzTL) borcum var. 1 ay içinde ödeyeceğim." yazılı, borçlu olarak davalı ...'in, alacaklı olarak davacı ...'ün, şahit olarak dava dışı ...'ın imzasının bulunduğu 26/03/2013 tarihli, soyut borç ikrarı niteliğindeki adi yazılı senedi göstermiştir. Davalı, takibe itirazında ve cevap dilekçesinde söz konusu belgeyi imzalamadığını söylemişse de daha sonra verdiği dilekçe ile kendisine boş kağıt imzalatıldığını davacıdan işçilik alacaklarını talep edince davacının imzalı kağıdın üstünü doldurup takibe koyduğunu beyan etmiştir. Mahkemece iki ayrı bilirkişi raporu alınmış, adli tıp ve grafoloji uzmanı bilirkişi, ... isim ve imzasının yazıldığı kalem ile metnin yazıldığı kalemlerin farklı olduğunu, yazının başlangıç yerinin kağıdın üst kenarına çok yakın olmasına rağmen metnin altındaki imzanın çok aşağıda kaldığını, aradaki boşluğun borçlu yazılarak kapatılmaya çalışıldığını, dolayısıyla davalının imzasının üst metnin tasdiki mahiyetinde olmayıp, imzanın üstünün sonradan doldurulduğunun anlaşıldığını bildirmiş, adli tıp kurumundan alınan raporda ise metin ile ... isim ve imzasının aynı kalemle yazıldığı, fakat fulaj izlerinin farklı olduğu, belgeye iddia olunduğu şekilde ilave yapıldığını gösterir nitelik ve yeterlilikte bulgu saptanamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, 13.400,00 TL gibi azımsanmayacak miktarda bir paranın borç olarak verildiğinin belgesi olarak dava ve talep konusu yapılan belgenin bir bütünlük arz etmemesi, başka bir kağıttan gayrimuntazam şekilde kesildiği konusunda şüphe bulunmaması, farklı kalemlerin kullanılarak düzenlenmiş olması ile bilirkişi tespitleri birlikte değerlendirildiğinde davalı yanın belgeye yönelik itirazlarına itibar edilmesi gerektiği, dolayısıyla takibe dayanak senedin alacağın ispatına yarayacak bir belge olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.