Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nin 2022/4-3 sayılı kararı gereğince İstanbul genelinde on yıl süreli turistlik taşıma yapmak üzere hat kiralanması için İETT işletmeleri genel müdürlüğü ile yüklenici ... A.Ş yeni unvanı müvekkili şirket ... A.Ş arasında 14.02.20211 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme süresi içerisinde mücbir sebep niteliğine haiz krizler meydana geldiğini, son olarak 2020 yılının ilk çeyreğinde Covid 19 salgını ile karşı karşıya kalındığını, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/539 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/22 esas sayılı dosyalarında sözleşmenin süre bakımından uyarlanmasının talep edildiğini, davalının 07.01.2022 tarihli ihtarname ile sözleşmenin sonuna aslında altı aylık bir süre uzatımı verdiğini, 31.12.2021 tarihinde sözleşmenin son bulduğunu, müvekkili şirkete bildirdiğini, faaliyetine devam etmek isteyen ve sözleşmenin süre bakımından uyarlanmasını isteyen müvekkili şirketin 2022 yılı ruhsat başvurusuna da davalının halen cevap vermediğini, davalı şirketin kendisine ait halk otobüslerinin müvekkillinin otobüslerinin bulunduğu davalıdan kiralanmış duraklara fiilen sözleşmeye aykırı şekilde yerleştirildiğini, müvekkili şirkete ihale edilmesine rağmen müvekkili şirketin logosundan ve araç tasarımlarından türetilen logo ve tasarımlarla ortaya çıktığını, müvekkili ile aynı anda aynı işi yapmaya başladığını, davalının kendi eliyle müvekkili şirkete verdiği sözleşme süresine dahi uymayarak ve müvekkilini iş yerinden tahliye etmeden aynı anda ve çok çok benzer bir tasarımla aynı faaliyeti yürütmeye başladığını, müvekkilinin UKOME kararı ile ve mevzuata uygun olarak üzerine aldığı işi yürütmekte iken kamu gücünü elinde bulunduran davalıların müvekkiline 2022 yılı için ruhsat vermediğini, aynı işi kendisinin yapmaya çalıştığını, benzer isim ve tasarımlarla müvekkilinin duraklarını işgal ettiğini, müvekkilinin kamu gücünü kullanan davalılar karşısında zayıf konumda olduğunu ve tedbir kararı verilmediği sürece müdahale edemeyeceğinin açık olduğunu iddia ederek, davalıların mevzuata uygun olarak müvekkiline ihale edilmiş işi 15.04.2020, 27.07.2020 ve 14.12.2020 tarihli yazıları ile süresini pandemi bitene deyin uzattıklarını, sözleşmeye uymayarak müvekkili isim ve tasarımından benzer bir iş türeterek aynı işi yapmaya çalıştıklarını ve haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu iddia ederek, öncelikle TTK 61.maddesine uygun olarak davalıların faaliyetlerinin tedbiren ve yargılama süresinde önlenmesine, haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin TTK 56.maddesi uyarınca tesbitine ve önlenmesine, maddi - manevi tazminat ve diğer haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili savunmasında özetle, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava her ne kadar haksız rekabetin tespiti amacıyla açılmış ise de; asıl talebin ayrıca iddia edilen haksız rekabetin kaldırılması ve bundan kaynaklanan ve saklı tutulan tazminata ilişkin olduğunu, davacının 31 Aralık 2021 tarihinden sonra Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından belirlenen güzergâhta veya İstanbul'da başka bir güzergâhta turistik toplu taşımacılık yapma hakkı ve izni bulunmadığını, faaliyetinin dayanağı olan sözleşmenin süresi sona erdiği için turistik toplu taşıma hak ve yetkisi bulunmayan davacının, haksız rekabet iddiasmda bulunamayacağını, davanın husumet yönünden de reddedilmesi gerektiğini, düzenlenen ihale sonucunda ihaleyi kazanan ... Şirketi ile sözleşme imzalanmış olduğunu, ancak daha sonra hisse devri sebebi ile sözleşme ve sözleşmeye bağlı iş ve işlemlerin davacı ile yapıldığını, müvekkiline karşı açılan davadaki iddiaların çözüm yerinin , idari yargının yetki ve görevinde olduğunu, zira davacının aynı taleple İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nin 2022/122 esas sayılı dosyasında da iptal davası açtığını, haksız davanın ve tedbir isteminin reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, savunmasında özetle; davada taraf gösterilen idarelerin kamu kurumu olduklarını, söz konusu davada görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava her ne kadar haksız rekabetin tespiti amacıyla açılmış ise de; bundan kaynaklanan ve saklı tutulan tazminatlarında talep edildiği dava dilekçesinde anlaşıldığını, arabuluculuk yolu tüketilmeden açılan tazminat davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davalı İETT'nin kendine ait tüzel kişiliği bulunduğundan, davanın müvekkili İBB'ye yöneltilmesinin hatalı olduğunu, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin itirazları bulunduğunu, davanın esas yönünde de reddi gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, esasen davacının ,müvekkiline karşı dava açmasında hukuki yararının da bulunmadığını usulden reddine, mahkemenin aksi düşünmesi ihtimaline binaen davanın tümden reddine karar verilmesin talep etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili, savunmasında özetle; söz konusu davada görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, zira somut olayda müvekkili şirketin, davacının şirketine ait tescilli marka ve tasarımlarına çok benzer bir araçla faaliyet yürüttüğünün iddia edildiğini, davacının diğer davalı İETT ile akdettiği sözleşme uyarınca edinmiş olduğu haklarının 31/12/2021 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin bir belediye iştiraki olan UKOME 2021/6-17 kararı kapsamında ilgili hat için yetkilendirildiğini, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen ve sona ermiş olan sözleşme ile bir bağlantısı bulunmadığını, davanın öncelikle görev yönünden incelenerek usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine, davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.