T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/4 - Karar No:2026/56 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2026/4 KARAR NO : 2026/56 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2025/14 E-2025/596 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kay…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/4 - Karar No:2026/56 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md) ESAS NO : 2026/4 KARAR NO : 2026/56 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2025/14 E-2025/596 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 03/05/2019 tarihli sözleşme kapsamında, davacının davalı aleyhine borcun ifa edilmediği iddiasına dayalı olarak açtığı şimdilik 5.000,00 TL kar kaybı, 55.300,00 TL’lik ödeme tutarı 6.726,53 TL ‘lik ödeme tutarı, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce hükmedilen fiyat farkı alacağı olarak 1.000,00 TL ve 500,00 TL munzam zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının işbu davaya konu taleplerinin daha önce Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/450Esas-2024/122 Karar sayılı kararı ile hükme bağlandığını, aynı taleplerle ilgili dava açılmasını kabul etmediklerini ve kesin hüküm itirazında bulunduklarını, işin geç teslim edildiği iddiasının yerinde olmadığını, imalat bedellerinin Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/450 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile daha önce hüküm altına alındığını, davacının muaccel olmayan alacakları ile ilgili zarar ziyan talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olup bu taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının kar kaybı isteminin yersiz olduğunu, işin yarım bırakılması nedeni ile zarara uğrayan tarafın müvekkili kooperatif olduğunu, munzam zararın söz konusu olmadığını, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/450 Esas sayılı dosyasında davacının imalata dayalı işlerle ilgili alacak davası kapsamında, 531.000,00 TL 'nin temerrüt tarihi olan 16/01/2022 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini ve bu kararın 15/02/2024 tarihinde verildiğini bir başka deyişle davacının alacağının 15/02/2024 tarihinden itibaren muaccel hale geldiğini, dolayısıyla ortada bir munzam zararın söz konusu olmadığını, yüklenicinin ödediği bedel talebinin yersiz olduğunu, bu taleplerin Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yerinde görülmeyerek reddedildiğini, davacının alacağının TBK-147/6.madde uyarınca zaman aşımınına uğradığını belirterek, davanın dava şartı yokluğundan reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın işin esasına girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Dava; "Taraflar arasında yapılan 03/05/2019 tarihli sözleşme kapsamında, davacının davalı aleyhine borcun ifa edilmediği iddiasına dayalı olarak açtığı şimdilik 5.000,00 TL kar kaybı, 55.300,00 TL’lik ödeme tutarı 6.726,53 TL ‘lik ödeme tutarı, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce hükmedilen fiyat farkı alacağı olarak 1.000,00 TL ve 500,00 TL munzam zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıdan tahsili " istemine ilişkindir. Talep, cevap, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/450 Esas sayılı dosyası, dosyaya sunulan sözleşmelerin onaylı suretleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının kesin hüküm itirazına ilişkin olarak davacının işbu dava dosyasına konu taleplerinin Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/450 Esas sayılı dosyasından verilen 15/02/2024 tarihli gerekçeli karar ile değerlendirildiği, her iki dosyanın taraflarının ve aradaki uyuşmazlığın aynı nedenden kaynaklandığı, davacının bahsi geçen dava dosyasında ileri sürdüğü hususların söz konusu mahkemece yapılan yargılama neticesinde irdelenerek 15/02/2024 tarihinde karara bağlandığı her ne kadar söz konusu kararın kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi mahkememize gönderilen UYAP sisteminde görünmese de 01/10/2024 tarihli yazımıza verilen cevapta kararın 07/05/2024 tarihinde kesinleştiği gönderilen kesinleşme şerhi içeriği ile anlaşılmakla; davanın kesin hüküm dava şartı yokluğundan sair hususlar incelenmeksizin, HMK-114-/1-i ve 115.maddeleri gereğince usulden reddine karar mahkememizce 04/10/2024 tarihinde karar verilmiştir. Verilen bu karara karşı gidilen yasa yolu incelemesi neticesinde mahkememiz kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. HD'nin 19/12/2024 tarih, 2024/1115 Esas-2025/1109 Karar sayılı ilamı ile " Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelince; eldeki davada toplam 5 kalem alacak talep edilmiş olup; bunlardan kar kaybı, munzam zarar, yapı denetim, hizmet bedeli ve davalı adına belediyeye yapılan ödemelerin tahsili talep edilmiş olup, sayılan bu kalem alacaklar kesin hüküm için dayanak gösterilen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/450 esas ve 2024/122 karar sayılı dosyada talep edilmediği gibi bu kalemler hakkında olumlu olumsuz bir hüküm de kurulmamıştır. Kesin hüküm şartları oluşmayan bu alacak kalemleri için işin esasına girilerek, gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, tüm alacak kalemleri yönünden kesin hüküm şartlarının oluştuğunun kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. " gerekçesi ile kesin olarak kaldırılmıştır. İstinaf incelemesi sonrası yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılan işbu dosyanın yürütülen yargılaması kapsamında; işin esasına girilerek yapılan incelemede; taraf vekillerince müvekkillerine ait ticari defterlerin bildirilmesi üzerine yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 21/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; " Kar Kaybı Alacağı: Davacı anılan işi tamamlamış olsaydı ne kadar kar elde edeceği konusunda Yargıtay içtihatlarının göstermiş olduğu hesaplama yöntemi de belirtilmek suretiyle Sözleşmenin 16.maddesinde yazılı olan Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 41.maddesine göre Davacının kar kaybının; 12 tabliyelik projeyi tamamlasaydı, net sözleşme bedeli (2.700.000,00 TL) üzerinden 9010 kâr elde edecekti: 2.700.000,00 x 0,10- 270.000,00 TL (net) veya 270.000,00 x 1,18 * 318.600,00 TL (KDV dahil) Tamamlanan 2 tabliye (9616,66) için kâr: 270.000,00 x 0,16667 * 45.000,00 TL (net) veya 45.000,00 x 1,18- 53.100,00 TL (KDV dahil) tamamlanmayan 10 tabliye için kâr kaybı: 270.000,00 -45.000,00 * 225.000,00 TL (KDV hariç) veya 318.600,00 - 53.100,00 £ 265.500,00 TL(KDV dahil) dava tarihi 04.06.2024 itibariyle hesap edildiği, Yapı Denetim Hizmet Bedeli: Yüklenici, 55.300,00 TL yapı denetim hizmet bedelini, sözleşmenin 12. maddesi nedeniyle doğrudan talep edemeyeceği ancak bu bedel kooperatifin kusuruyla (örneğin, hak ediş ödememesi veya yapı denetim firmasına ödeme yapmaması) ödendiyse TBK Madde 112 ve 114 kapsamında rücuen talep edilebileceği, bu konuya İlişkin hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, denetime elverişlilik açısından, 55.300,00 TL'nin ödendiği tarih olan 06.09.2019 tarihinden itibaren dava tarihi04.06.2024" e kadar değişen oranlarda avans faiz tutarının 49.573,34 TL olarak hesap edildi; Sincan Belediyesine Ödendiği İddia Edilen Ödeme Rücu Alacağı: Davacı dava dilekçesi ile “Sincan Belediyesi'ne davalı kooperatifin borcundan mütevellit ödedi6.726,53 TL'nin ödendiği tarih olan 11.09.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline,” talebinde bulunmuş ve bu kalem alacağına ilişkin bir belgeyi ibraz ettiği ancak ibraz edilen belge okunaklı olmadığından değerlendirme ve hesap yapılamadığı, Fiyat Farkı Alacağı: Davacı fiyat farkına ilişkin taleplerinin önceki ve sonraki davada aynı olduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı, bu talebin önceki davada “hükme bağlanmadığını” ve kesin hüküm oluşturmadığını ima ederek kesin hüküm engelinireddettiği, Bölge Adliye Mahkemesi nin kararı, Du talebin esastan incelenmesi gerektiğini gösterdiği, fiyat farkı talebi bu çerçevede Mahkemece değerlendirilebileceği ve fakat denetime elverişlilik açısından fiyat farkı oluşup oluşmadığı hususunda yukarıda ayrıntılı olarak tespitler yapılmış olduğu, özet olarak dosyaya sunulan belgelerin (sözleşme, ek tutanak, bilirkişi raporu, hak edişler, mahkeme kararı) incelenmesi sonucunda, Demir: 2tabliye için 48 ton (2 x 24 ton). 2019 fiyatı (2.457,63 TL/ton) sözleşme fiyatı (3.200,00TL/ton). Beton: 2 tabliye için 460 m” (2 x 230 m”). 2019 fiyatı (140,00 TL/m”) sözleşme fiyatı(190,00 TL/m*) görülmekle, 2019 fiyatları, sözleşme fiyatlarından düşük olduğundan, fiyat farkı oluşmadığı, Munzam Zarar: BAM ve Yargıtay içtihatlarında doğrultusunda "Temerrüt tarihleri ile tahsil tarihlerindeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, bankalardan mevduat faiz oranları, döviz kurları devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra (bu bilgiler açık kaynaklarda yer almaktadır) tahsiline karar verilen alacakların temerrüt tarihleri itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihlerinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davalarda kabul edilen alacakların temerrüt faizi ile birlikte tahsil edildiği miktar hesaplattırılıp, faizle karşılanmayan zarar ve miktar, konusunda bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır." Şeklinde verilen formül çerçevesinde Davacının munzam zararının dava tarihi 04.06.2024 itibariyle 153.056,01 TL olarak hesap edildiği," şeklinde görüş ve kanaatte bulunulmuştur. 12/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; " Bilirkişi heyeti olarak, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/14 Esas sayılı dosyası kapsamında titizlikle hazırladığımız denetime elverişli 21/04/2025 tarihli rapora ilişkin, davacı ... Teknik Yapı Tarım Hayvancılık Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Av. ... ile davalı Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi vekili Av. ... tarafından sunulan itirazları Mahkeme ara karar gereğince yukarıda ayrıntıları ile değerlendirildiği, Dosyaya yeni bir delil sunulmadığından kök raporumuzu değiştirecek bir hususa rastlanmadığı, Davacı vekilinin Sincan Belediyesine ödendiği iddia edilen ödeme belgesinin okunaklı halinin sunulduğu, buna göre davacının, 6.726,53 TL alacağının olabileceği," şeklinde görüş ve kanaatte bulunulmuştur. Davacı vekili talep artırım dilekçesi sunarak, harcını ikmal etmiş, talep artırım dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Davalı vekili talep artırım dilekçesine karşı yazılı beyanlarını dosyaya sunmuştur. Yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli oluğu sonucuna varılan kök ve ek rapor içerikleri dikkate alındığında; davacının hizmet bedeli ve davalı adına belediyeye yapıldığı belirtilen ödeme bedeline yönelik alacak kalemleri bakımından reddine, davacının diğer alacak kalemleri bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar 12/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda davacının belediyeye ödediği tutara ilişkin okunaklı ödeme belgesi suretini dosyaya sunması nedeni ile bu alacak kalemi bakımından 6.7726,53 TL tutarında alacaklı olabileceği değerlendirilmiş ise de bu alacak kalemi bakımından da sehven davanın reddine karar verildiği tespit edilmiş ancak hüküm fıkrası değiştirilemeyeceğinden mahkememiz kısa kararındaki şekilde aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı adına belediyeye ödenen 6.726,53 TL bedelin de kabul edilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinde bu kalemin hataen reddedildiğinin kabul edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle davacının daha önce açtığı davadaki taleplerle, eldeki davadaki taleplerin aynı olduğunu, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun haksız ve dosya kapsamına uygun olmadığını, davacının alacağının bulunmadığını, alacağı bulunsa dahi zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin davacının taahaüt ettiği işleri zamanında yapmaması nedeniyle durduğunu, müvekkilinin temerrüdünün bulunmadığını, kar kaybı hesaplanmasının hatalı olduğunu, yapı denetim hizmet bedeli adı altında talep edilen alacağı ödediğini kanıtlayamadığını, bu alacağın 06/09/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin de hatalı olduğunu, yapı denetim hizmet bedeli önceki dosyada açıkça talep edildiğini ve reddedildiğini, davacının imalatları zamanında yapmadığını, sözleşmede ödeme tarihlerinin bulunmadığını ve iş bedelinin ancak işin tesliminde istenebileceği dikkate alındığında munzam zarar talep edilemeyeceğini, davacının alacağının 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/450 Esas ve 2024/122 Karar sayılı dosyanın karar tarihi olan 15/02/2024 itibariyle muaccel olduğunu, işi yarım bırakması nedeniyle ödeme yapılmamasın da müvekkilinin kusurlu olmadığını, lehe hükmedilen vekalet ücretinin maktu ücretten az olduğunu ve davacı lehine daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-HMK'nın 297/2 maddesinde, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla mahkemece, davacı tarafından davalı adına belediyeye ödendiği belirtilen 6.726,53 TL alacak kalemine ilişkin ödeme belgesinin dosyaya sunulması sağlanarak olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, bu alacak talebi hakkında hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2-Davacı vekilince 03/07/2025 tarihli dilekçe ile dava konusu olan kar kaybı, yapı denetim hizmet bedeli ve munzam zarar kalemleri için ıslah işlemi yapılarak miktarları artırılmıştır. Davalı tarafça ıslah işlemine karşı süresinde verilen cevap dilekçesinde ise, tüm taleplerin zamanaşımına uğradığı iddia edilmiştir. Mahkemece bu hususta inceleme değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 5 yıl olup, bu süre eserin tesliminden veya sözleşme feshedilmiş ise fesih tarihinden, rücuen alacaklarda ise üçüncü kişiye yapılan ödeme tarihinden başlar. Buna göre; a)Kar kaybı yönünden; Davacı yüklenici taraf, davalının ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle işe devam edemediğini ve davalının işin ifasını imkansız hale getirdiğini, davalı taraf ise davacının işi yarım bıraktığını, dosya kapsamındaki beyanlarında ileri sürmüşlerdir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/1734 Esas-2017/1669 Karar, 2019/1171 Esas-2020/1105 Karar, 2019/1216 Esas-2020/2189 Karar, yine 6. Hukuk Dairesinin 2023/98 Esas-2315 Karar, vb. İlamlarda vurgulandığı üzere yüklenici tarafından işin durdurulması, iş yerinin terk edilmesi veya iş sahibince yüklenicinin iş yerine girmesine engel olunması gibi durumlar, sözleşmenin eylemli feshi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda mahkemece; işin durdurulduğu, iş yerinin terk edildiği veya iş sahibi tarafından yüklenicinin şantiyeye girmesine engel olunduğunun böylece sözleşmenin eylemli olarak feshedilip feshedilmediğinin taraflardan beyanları da alınmak suretiyle tespit edilerek, sözleşmenin feshedildiğinin anlaşılması halinde fesih tarihinin belirlenerek bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolup dolmadığının incelenip değerlendirilerek, ıslahla artırılan miktar yönünden sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir. b)Munzam zarar yönünden, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/2550 Esas ve 2023/3467 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, munzam zarar talebinde zamanaşımı, munzam zarar alacağının muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır. Davacı tarafından davalı aleyhinde açılan Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/450 Esas ve 2024/122 Karar sayılı dosyasında 531.000,00 TL nin 16/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Bu kararın kesinleşmesiyle munzam zarar ortaya çıkacağından zamanaşımının da bu kararı kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekir. Bu durumda, önceki davanın kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolup dolmadığının tespit edilerek, ıslah işlemiyle artırılan miktar yönünden sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. c)Yapı denetim hizmet bedeli yönünden, Bu bedelin davacı tarafça üçüncü kişiye ödendiği tarihin tespit edilerek, bu tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihinde dolup dolmadığı incelenerek, ıslah işlemi ile artırılan miktar yönünden sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir. Bu hususlarda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Müspet zarar kapsamında olduğu kabul edilen kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. (Yargıtay 6. H. D. 2023/98 Esas-2315 Karar.) Bu itibarla, kar kaybı talep edilebilmesi için, sözleşmenin karşı tarafça haksız olarak feshedilmiş olması gereklidir. Bu durumda, yukarıda (2/a) bendinde açıklanan şekilde yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda sözleşmenin eylemli olarak feshedilip edilmediği, feshedilmiş ise kim tarafından feshedildiği, fesheden tarafın fesihte haklı olup olmadığı belirlenerek kar kaybı talebi hakkında sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken bu hususlarda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması hatalı olmuştur. Kabule göre de ; kâr kaybı, kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi kıyasen diğer sözleşmelerde de uygulanmaktadır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir. Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup öğreti ve uygulamada bu hesaplama kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen diğer sözleşmelerin haksız ve haklı nedenle feshi halinde de kıyasen uygulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarihli, 2010/14-244 Esas, 2010/260 Karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunundaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Kesinti yöntemine göre; yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır. (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 11.4.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 9.5.2013 gün ve 7521-3029 sayılı, 27.03.2017 gün ve 2016/1750 – 1330 sayılı kararları.). 6098 sayılı TBK'nın 408 ve 438. maddelerinde belirtilen kesinti yöntemine göre davacı yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenerek, bulunacak bu miktarların çıkartılması gerekmektedir. (Yargıtay 6 H. D 2023/4301 Esas-2025/317 K. vb.) Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu ilkelere uygun hesaplama yapılmadığı anlaşıldığından açıklanan hususlara göre konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2025 gün ve 2025/14 Esas 2025/596 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 15/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır