8. Hukuk Dairesi 2012/5773 E. , 2012/6357 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Zaim Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Boyabat Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 26.04.2012 gün ve 1069/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın kadastro sırasında adına tespit ve tescil edil…
**8. Hukuk Dairesi 2012/5773 E. , 2012/6357 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ile Hazine ve Zaim Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Boyabat Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 26.04.2012 gün ve 1069/356 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın kadastro sırasında adına tespit ve tescil edilen dava dışı 163 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olduğu ve yol niteliğinde bulunmadığı halde, paftasında gösterilmek suretiyle yol olarak tespit harici bırakıldığını açıklayarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, uyuşmazlık konusu taşınmazın yol vasfında bulunduğunu ve hak düşürücü süre kaçırıldıktan sonra dava açıldığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi, yöntemine uygun biçimde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edildiği halde, yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açıldığını ve davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne; teknik bilirkişinin 20.12.2011 havale tarihli raporunda A harfi ile sarı renkli olarak gösterilen 62,74 m2 yola ilişkin paftanın bu kısmının iptaline ve davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak; kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmaması gerekir. Tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesi zorunludur. Yine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde açıklanan 10 yıllık hak düşürücü süre; kadastro tutanağı düzenlenen yerlerle ilgili olup, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağına ilişkindir.