10. Hukuk Dairesi 2012/18546 E. , 2012/23759 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :540-309 Dava, hak sahibi konumundaki davacının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilen ölüm gelir ve aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile biriken gelir ve aylıkların yasal faiziyle birlikte alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik H…
**10. Hukuk Dairesi 2012/18546 E. , 2012/23759 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :540-309 Dava, hak sahibi konumundaki davacının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre kesilen ölüm gelir ve aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile biriken gelir ve aylıkların yasal faiziyle birlikte alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)Hakkında verilen boşanma kararı 05.07.2007 günü kesinleşen davacıya, 1986 yılında yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm gelir ve aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca 2010 yılının Eylül ayında gerçekleştirilen işlemle 01.10.2008 tarihi itibarıyla kesildiği, boşanılan eşin 07.04.2011 günü başka bayanla evlendiği anlaşılmaktadır. 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir. Fıkra, oldukça sade biçimde kaleme alınmış, madde başlığında “bağlanmayacak” sözcüğüne yer verildikten sonra fıkra metninde “bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir” ibareleri kullanılmış, böylelikle, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Buna göre, boşanma tarihi itibarıyla gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmakta olup, kuşkusuz, hak sahibine, eylemli birlikteliğin sona erdiği tarihten itibaren, diğer koşulların da varlığı durumunda gelir/aylık bağlanabileceği kabul edilmelidir. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerini, nakil hareket ve tarihleriyle birlikte gösterir belgeler, İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yapılan araştırma sonunda düzenlenen 26.03.2012 tarihli tutanak içeriği, İlçe Jandarma Komutanlığı yetkilileri tarafından 19.04.2012 günü hazırlanan tutanaktaki saptamalar, boşanılan eşin başka bayanla gerçekleştirdiği evlilik olgusu, yargılama aşamasında mahkemece dinlenen tanıkların anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında, ilgililerin 07.04.2011 günü fiili birlikteliklerini sona erdirdikleri kanıtlanmış olmakla, anılan tarih ve diğer tahsis şartları dikkate alınmak suretiyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.