Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ------ %50 hissesini devralarak şirket ortağı olduğunu, davalının ----aynı zamanda münferit imza yetkilisi müdürü olduğunu, söz konusu hisseleri devralmadan önce yapılan incelemelerde şirketin iyi durumda, gelişmeye açık bir şirket izlenimi verdiğini, şirket cirosunun davalı tarafından manipüle edilerek şişirildiğini, müvekkilinin satın aldıktan sonraki hızlı düşüş ile farkettiğini ve yanıldığını anladığını, müvekkilinin şirket hakkında gerçe
davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1996 yılında davalı şirkete ortak olduğunu, davalı şirketin 23.09.1997 tarihinde yapılan 1996 yılı genel kuruluna katıldığını, genel kurul hazirun cetvelinde müvekkilinin 30.000 payla şirketin ortağı olduğunun anlaşılacağını, 29.10.1998 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan karara göre müvekkilinin pay miktarını 1.500.000 TL'ye yükseltildiğini, bu şekliyle müvekkilinin şirketin % 30 payına sahip olduğunu, şirkete ait taşınmazın müvekkilinden habersiz yapılan genel kurulda satışına karar verildiğini, anılan genel kurula müvekkilinin hissedar olarak yer almadığını, pay devir sözleşmesi bulunmadığı halde müvekkiline ait payın davalı ...'a aktarıldığını, şirketçe yapılan bu işlemin usulsüz olduğunu, şirketin 1999 yılından itibaren yapılan genel kurullara davalının katıldığını, müvekkilince imzalanmış hisse devir sözleşmesi bulunmadığı gibi bir devir bedeli de ödenmediğini, yazılı sözleşme bulunmadıkça çıplak payın devir edilemeyeceğini, belgede sahtecilik yapılarak payların davalıya devir edildiğini ileri sürerek, öncelikle şirkete ait Beykoz ilçesi ..., ... ve ... parsellerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesini, müvekkilinin şirketteki payının üçüncü kişilere devrinin tedbiren önlenmesini, şirketin 1997 yılından 2017 yılına kadar yapılan tüm genel kurullarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline, müvekkilinin davalı şirketin % 30 oranında paydaşı olduğunun tespiti ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince 30.07.2021 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 30.07.2021 tarihli talep dilekçesinde özetle; mahkemenin 30.07.2021 tarihli ara kararıyla dava dilekçesinde talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulacağını, ancak şirket adına kayıtlı taşınmazların korunup yönetilmesi için şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, davalı şirket adına kayıtlı üç adet taşınmaz bulunduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğundan gelen davalı şirketin sicil dosyasından müvekkiline ait hisselerin devredildiğine ilişkin herhangi bir belge görülmediğinden şirkete ait yapılan genel kurulların yok hükmünde olduğunun açık olduğunu belirterek, şirkete ait 3 adet taşınmazın korunması ve yönetimi için şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yönetim kayyımı atanması talebi 02.08.2021 tarihli ara kararla reddedilmiştir. Davacı vekili 06.08.2021 tarihli talep dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 30.07.2021 tarihli ara kararıyla dava dilekçesinde talep edilen ihtiyati tedbir talebinin, 02.08.2021 tarihli ara kararıyla 30.07.2021 tarihli dilekçeyle talep edilen yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verildiğini, bu kararların henüz kesinleşmediğini, bu kez denetim kayyımı atanmasını talep ettiğini, şirkete ait 3 adet taşınmaz bulunduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen dosyada müvekkiline ait payların devrine ilişkin her hangi bir bilginin bulunmadığını, tasfiye halinde bulunan şirketin tasfiye memurlarının şirket mal varlığını azaltıcı işlem yapmaları halinde temsil yetkisinin TTK'nın 630/2.maddesi gereğince sınırlandırılabileceğini, müvekkilinin pay sahibi olduğunun belirlenmesi halinde haklarına kavuşması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, esasen şirketin kayyım atanması halinde zararın önlenebileceğini ileri sürerek şirketin mal varlığını azaltan veya borçlandıran kararların denetim kayyımı onayıyla yürürlüğe girmesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve kararın ticaret sicil müdürlüğü ile taşınmaz kayıtlarına şerh edilmesini talep etmiştir. Tedbir talebinin reddi kararından sonra davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; payın tespiti ve tescili davasında müvekkilinin taraf olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, şirketin faal olmadığını, şirket paylarının devrine ilişkin işlemlerin eski ortak ve davacının eşi ... tarafından yapılması nedeniyle davacının pay devrinden haberdar olduğunu, davacının oğlunun da şirket ortağı olduğunu, davacının payı devraldığı, pay devrine ilişkin imzaların aynı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Tedbir talebinin reddi kararından sonra davalı şirket tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının bir süre müvekkili şirketin kayıtlarında ortak görünmesine rağmen gerçekte hiçbir zaman ortak olmadığını, varlığı iddia edilen ortaklığın yok hükmünde olması nedeniyle, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının boşandığı ve vefat eden eski eşi ...'ın ticari hayatta yaşadığı sıkıntılar sebebiyle payını davacı adına gösterdiğini, pay devrinin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, genel kurulda pay devrine ilişkin olarak alınan karardaki imzanın davacıya ait olmadığını, tüm imzaların ... tarafından atılması nedeniyle ortaklığın yok hükmünde olduğunu, davacının hiçbir toplantıya katılmadığını, tüm imzalarının eski eşi tarafından atılması nedeniyle kararların yok hükmünde olduğunu, davacının tüm işlemlerden haberdar olduğunu ve davanın dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.