Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun bu kararda incelenen şikâyeti haricindeki diğer iddialarının kabul edilemez olduğuna, karara konu olan iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına karar vermiş, 24/8/2016 tarihinde ise başvurucuyu meslekten çıkarmıştır. Başvurucu, Başsavcılık tarafından 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde özetle örgüt üyesi olmadığını, 2009 yılında Elâzığ İdare Mahkemesine üye olarak atandığını, 2011 yılında ise aynı Mahkemeye başkan olarak görevlendirildiğini, başkan olmasında dönem arkadaşı olan başka bir hâkimin ısrarının ve mahkemenin diğer üyelerinin farklı yerlere tayin olmasının etkili olduğunu, 2014 yılı kararnamesiyle de hizmet gereği ve sürenin dolması nedeniyle Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine atandığını, Gaziantep'e atanmak için herhangi bir talebinin bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Konya Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, Konya Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 19/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheli B.P.nin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin üyesi olduğu iddia edilen FETÖ örgütünün milli güvenlik kurulu tarafından terör örgütü olarak tespit edilmesi, FETÖ terör örgütünün mensubu olduğu belirtilen TSK da görevli bir kısım askeri unsurların mevcut anayasal düzeni değiştirmeye ve T. Hükumetini ortadan kaldırmaya yönelik silahlı darbe girişimi, şüphelinin üyesi olduğu iddia edilen örgütün çok gizli ve sistematik bir şekilde bir çok kamu kurumunda örgütlenmesi, şüpheli ile ilgili olarak iddia edilen suçlamaya bağlı tüm delillerin henüz tam olarak toplanmamış oluşu, şüpheli ile ilgili olarak HSYK tarafından yürütülen araştırma ve soruşturma kapsamında şüphelinin adı geçen örgüte üye olduğu yönünde tespitinin yapılarak şüphelinin bu iddiaya bağlı olarak meslekten açığa alınmış olması ve soruşturma izni verilmesi yönündeki 16/7/2016 tarih ve 2016/345 karar nolu HSYK Dairesi kararı ile 16/7/2016 tarih ve 2016/7900 dosya-2016/9052 karar sayılı HSYK Dairesi kararları, olayla ilgili olarak düzenlenen tutanaklar, şüphelinin beyanı, görgü tespit, arama ve yakalama tutanakları, mevcut dosya kapsamı göz önüne alınarak kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin tutuklama sebebinin varlığı, atılı suçun CMK.nun 100/ maddesinde sayılmış katalog suçlardan olması ve iş bu suçun adı geçen maddenin amir hükmü gereğince bir özel tutuklama sebebinin varlığına kanuni karine olarak kabul etmesinden kaynaklanan özel tutuklama sebeplerinin varlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bulunan Fetullahçı Terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenine cebren değiştirmeye teşebbüs etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçları nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya başlanmış olup aynı örgüt yapılanması içerisinde şüphelinin de üye olarak yer aldığının belirlenmesi iddiası, eylemin temadi ettiğinin iddia olunması, bu haliyle açığa alınma kararı da birlikte değerlendirildiğinde adli kontrol tedbirinin uygulanması suretiyle serbest bırakılması halinde haklarındaki delilleri karartma ihtimalinin görülmesi, ayrıca şüphelinin tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına konulmasının bu kurumun şüphelinin ihtiyarına bağlı olarak işlemesi, şüphelinin dilediğinde bu kurumun kurallarına riayet etmeme iktidarının bulunup bu kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin oluşmaması nedeniyle şüpheli hakkında adli kontrol altına alınma tedbirinin yeterli görülmemesi, şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden, şüpheli ve müdafinin serbest bırakılma taleplerinin reddi ile, şüpheli B.P.nin, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı, 2802 sk.'nın 94 maddesi atfıyla CMK.nın 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]" Başsavcılık başvurucu hakkındaki soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı vermiştir. Başvurucu, bu süreçte tutukluluğun devamına yönelik kararlara müteaddit defa itiraz etmiş ancak itirazları reddedilmiştir. Başvurucu; bireysel başvurusuna konu tutukluluk hâlinin devamına dair verilen Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/12/2016 tarihli kararına karşı süresinde itiraz etmesine karşın bu itirazına herhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 8/12/2016 tarihinde verilen ve başvurucuya 21/12/2016 tarihinde tebliğ edilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı başvurucunun 26/12/2016 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiği görülmektedir. Buna karşılık anılan itiraza ilişkin olarak herhangi bir karar verildiği tespit edilememiştir. Başvurucu 16/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkındaki soruşturmanın Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı vermiştir. Soruşturma dosyasını devralan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 4/10/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle ilk derece mahkemesi sıfatını taşıyan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir: i. HSYK'nın 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevinden uzaklaştırıldığı, 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiştir. ii. Başvurucunun idari yargı hâkim adaylığı eğitimi döneminde Yıllık Albüm Kurulu üyeliği yaptığının tespit edildiği belirtilerek örgütün kendisine mensup hâkim ve Cumhuriyet savcısı adaylarının diğer adaylar arasında tanınması ve ön plana çıkartılması amacıyla adaylık dönemlerinde mezuniyet (yıllık) albüm kurullarının oluşturulduğu, yapıya mensup hâkim ve Cumhuriyet savcısı adaylarının bu kurullara üye veya başkan olarak seçilmesinin sağlandığı, bu şekilde albüm ve mezuniyet hazırlığı gibi faaliyetler gerekçe gösterilerek yapılan ziyaretlerle bu kişilerin kamu bürokrasisine ve yüksek yargı birimlerine tanıtılmasının hedeflendiği ifade edilmiştir.iii. Başvurucunun 2011 yılında Elâzığ İdare Mahkemesine başkan olarak atandığı, 2014 yılında yapılan HSYK üyeliğine ilişkin seçimden sonra ise Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi üyesi olarak görevlendirildiği ancak bu karara FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma yürütülen HSYK Birinci Dairesi üyelerinin muhalefet şerhi koyduğu, ayrıca başvurucu hakkında Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı sırada yapılan şikâyet üzerine HSYK Üçüncü Dairesinin inceleme izni verilmesine dair 19/1/2016 tarihli kararına yine aynı şekilde FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesi ile haklarında soruşturma yürütülen üyelerin muhalefet şerhi koyduğu belirtilmiştir. İddianamede, sayılan bu hususların örgüt içindeki hiyerarşi dâhilinde başvurucuyu korumaya yönelik bir hareket tarzı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme iddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/1 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür. Mahkeme 14/11/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:"... iddianamede bahsedilen yıllık albüm kurulunda yer almam ve Gaziantep BİM üyesi olarak atanmama ilişkin karara konulan muhalefet şerhi ile hakkımda inceleme izni verilmesine dair karardaki muhalefet şerhinden haberim olmamıştır, zira muhalefet şerhi koyan üçüncü kişilerin eylem ve işlemlerinden de sorumlu tutulmam hukuka aykırıdır, 13 yıllık meslek hayatımda işimi layıkıyla en iyi şekilde yapmaya çalıştım, şimdiye kadar istediğim hiç bir yere atanamadım, genelde de Ankara'nın doğusunda işlerin yoğun olduğu yerlerde çalıştım, 2005 yılında kura ile Ankara İdare Mahkemesi Üyeliğine atandım, burada 4 yıl çalıştıktan sonra 2009 yılında Elazığ İdare Mahkemesi Üyesi olarak göreve başladım, 2011 yılında mahkeme başkanı oldum, 2014 yılında da Gaziantep BİM'e üye olarak tayinim çıktı. ...Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinde yatılı olarak okuduktan sonra 1997 yılında 9 Eylül Hukuk Fakültesini kazandım, 2001 yılında mezun oldum, fakülte yıllarında soy ismini hatırlamadığım Zeki isimli Malatya'lı olduğunu bildiğim ingilizce bölümünde öğretmenlik okuyan kişi ile beraber kaldık, kaldığımız evin adresini tam olarak hatırlamıyorum, 2002 yılı Aralık ayında İdari Yargı Hakimlik sınavını kazandım 2003 yılı başlarında da staja başladım, stajım yaklaşık 2 yıl sürdü, 2005 yılında da kura ile Ankara İdare Mahkemesi Üyeliğine atandım, stajımı Ankara ilinde yaptım, Ankara İlinde amcamın oğlu P. ile birlikte kaldım, nin Sayıştay Denetçisi olduğunu biliyorum, ile biz kalırken yanımıza ara sıra yine amcamın oğlu olan nin polis akademisinde okuyan kardeşi P. de yanımıza gelirdi, ben staj dönemindeki kaldığımız evin adresini hatırlamıyorum, kız kardeşim nin eşi S.nin Danıştay'da Tetkik Hakimi iken KHK ile ihraç olduğunu biliyorum, 0 505 .. numaralı telefon hattımı 2003 yılında kullanmaya başladım, 2014 yılına kadar kullandım, 2014 yılında akıllı telefon aldığımdan bu hattımı vadofone çevirdim, 2014 yılında HSYK seçimlerinde herhangi bir şekilde izin kullanmadım, seçim çalışmalarına katılmadım, sadece oyumu kullandım, sonucu öğrenmek için orada bulundum, herhangi bir şekilde bylock kullandığım, Bank Asya'ya para yatırdığım, örgüte müzahir okullara çocuklarımı gönderdiğim tespit edilememiştir....HSK'dan gelen yazı cevabı ekindeki CD'nin kopyasını aldım, inceledim, içeriğinde müfettiş soruşturması neticesinde hakkımda soruşturma açılmasına yer olmadığına dair karar vardır, bu da lehime bir durumdur, Gelen yazı cevaba bir diyeceğim yoktur, aleyhe bir durum söz konusu değildir, meslekten ihraç kararına karşı açtığım ve Danıştay Dairesinin 2017/2315 esasında görülen davada HSK savunma dilekçesinde, ihraç gerekçesi olarak somut bir iddia veya isnatta bulunmamıştır, savunma ekinde yine HSK'nın bu dosyaya gönderdiği inceleme izni kararı ve atama muhalefet şerhi bulunmaktadır, yazılı savunmalarımı ve ekindeki belgeleri sunuyorum... Ben kesinlikle örgütün talimatı ve örgütle bağlantılı olarak herhangi bir faaliyette bulunmadım. Aleyhimde herhangi bir beyan yoktur. Bylock isimli programı kullanmadım. Yıllık kurul üyeliğini sosyal bir faaliyet olarak yerine getirdim. Beraatime karar verilmesini talep ederim." Mahkeme, aynı tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:" ...Sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, karartılması veya yok edilmesi ihtimalinin mevcut olmaması nazara alınarak CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkış yasağı getirilmek sureti ile Adli Kontrol Tedbirine hükmedilerek BİHAKKIN TAHLİYESİNE ... [karar verildi]." HSYK Üçüncü Dairesinin 19/1/2016 tarihli kararıyla -iddianamede yer alan ve başvurucu hakkında inceleme iznini içeren- başlayan süreç sonucunda verilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 2018/1923 sayılı ve 1/3/2018 tarihli kararı, 16/1/2018 tarihli duruşmada okunarak yargılama dosyasına dâhil edilmiştir. Bu kararda, başvurucu hakkında Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı dönemde yapılan ve inceleme izni verilen şikâyete ilişkin olarak soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 26/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Sanığın staj döneminde yıllık albüm kurulunda yer almasının, mahkeme başkanlığına atanmasının, Gaziantep BİM üyesi olarak atanmasına dair karara FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları gerekçesi ile haklarında soruşturma yürütülen kurul üyelerinin muhalefet şerhi koymasının ve HSYK Üçüncü Dairesinin inceleme izni verilmesine dair karara muhalefet şerhi konulmasının örgütsel faaliyet olarak yapıldığına ilişkin sanık savunmasının aksine somut ve yeterli delillerin bulunmadığı, sanığın mensup olduğu iddia edilen örgütle organik bağ içerisine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğuna ilişkin başkaca mahkumiyetine yeterli, inandırıcı delilin de bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin evrensel ceza hukuku ilkesi ile varsayıma dayalı hüküm kurulamayacağı gözetilerek, sanığın atılı suçtan beraatine... [karar verildi.]" Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama temyiz aşamasında derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-