6. Hukuk Dairesi 2023/3154 E. , 2023/3062 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/715 E., 2023/785 K. ALACAKLILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat ... 2-T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Vekili Avukat ... 3-Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 27.10.2020 HÜKÜM/KARAR : Usulden Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/600 E., 2023/216 K. Hasımsız olarak konkordato …
**6. Hukuk Dairesi 2023/3154 E. , 2023/3062 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/715 E., 2023/785 K. ALACAKLILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat ... 2-T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Vekili Avukat ... 3-Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 27.10.2020 HÜKÜM/KARAR : Usulden Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/600 E., 2023/216 K. Hasımsız olarak konkordato davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım alacaklılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince SGK alacaklı yönünden başvurunun hukuki yarar yokluğundan reddine, diğer alacaklılar yönünden usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım alacaklılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin geri dönüşüm makinelerinin ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, zaman içinde ekonomik durumunun bozulduğunu, sunulan konkordato projesi kapsamında borçlarını ödeyeceğini ileri sürerek konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Müdahil alacaklı vekilleri sundukları müdahale dilekçeleri ile davaya müdahil olmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait konkordato projesine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrasında aranan oy çoğunluğunun sağlandığı, konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali bulunduğu, konkordato projesinin tasdik şartlarını taşıdığı gerekçesi ile konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde alacaklılar Yapı Kredi Bankası vekili, Ziraat A.Ş. ve SGK vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; konkordato talep eden şirketin durumunun konkordatoya gerek kalmayacak şekilde iyi olduğunu ve şirketin kötü niyetli olduğundan bahisle konkordato taleplerinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Ziraat Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde ; hükme esas alınan komiser raporlarında ve nihai raporda müvekkili banka alacağının eksik ve hatalı olarak yer aldığını, davacı lehine verilen tasdik kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. 3.SGK vekili istinaf dilekçesinde; bir kısım alacaklarının konkordato projesinden etkileneceğini bu nedenle projenin reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yapı Kredi Bankası ve Ziraat Bankasının tasdike ilişkin usulüne uygun itirazı bulunmadığından bahisle istinaf başvurusunun usulden reddine; SGK nın istinaf başvurusunun ise alacaklarının konkordato projesine dahil olmayacağından bahisle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Yapı Kredi Bankası vekili ve Ziraat Bankası vekili ve SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı vekilleri temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebepleri ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, İcra ve İflas Kanununun İİK’nın 286 vd. 3-Değerlendirme 1-İcra ve İflas Kanununun 308/a maddesi uyarınca konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Hukuk Muhakameleri Kanununun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, alacaklı SGK’ya 25.07.2023 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 06.09.2023 tarihinde verilmiştir. 2-İİK’nın 304/1. bendinde ise konkordatoya itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilana yazılır’’ cümlesine karşılık İİK’nın 302/7. fıkrasında ‘’konkordato projesinin konkordato tutanağı, kabul ve ret oylarını içerecek şekilde derhal imza olunur. Toplantının bitimini takip eden 7 gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunur.’’ denildikten sonra 302/son fıkrasında ‘’komiser, iltihak süresinin bitmesinden itibaren en geç 7 gün içerisinde konkordatoya ilişkin bütün belgeleri, konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ve tasdikine uygun olup olmadığına dair gerekçeli raporunu mahkemeye tevdi eder.’’ düzenlemesi yer almış olup konkordatonun mahkemede incelenmesine raporun mahkemeye verilmesinden sonra İİK’nın 304/1. maddesi gereğince başlanılacaktır. 3-İİK’nın 302.maddesindeki iltihak süresi bittikten sonra komiser raporu düzenleneceğinden ve iltihak süresinde bildirilen alacaklar da kabul edilebileceğinden bu sürede yapılan itirazlar da kabul edilmelidir. Bu nedenle itiraz eden alacaklı kavramını dar yorumlayarak sadece duruşmadan 3 gün önce konkordatoya ilişkin alacaklılarla sınırlamak doğru bir yaklaşım olarak görülmemektedir. Kanun koyucunun itiraz edenlerden kastının konkordato toplantılarında veya iltihak süresi içinde olumsuz oy kullananlar olarak kabulü daha doğru bir yaklaşımdır. Bu bağlamda kanundaki "itiraz edenler" ifadesinin konkordatoya red oyu verenlere teşmil edilmesi hukuk usulünün genel hükümlerine uygun düşer. 4-Kanunun 302/7 maddesinde ise "toplantının bitimini takip eden 7 gün içinde gerçekleşen iltihaklar da kabul olunur" ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeden toplantıya katılmadığı halde 7 günlük iltihak süresi içinde alacaklılarının konkordatoya karşı oy kullanma hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda toplantıya katılıp ret oyu kullanan veya toplantıya katılmadığı halde iltihak süresi içinde oyunu belli eden alacaklının nisapta nazara alınması ve nihai tutanağın ve komiser raporunun buna göre hazırlanması Kanun'nun 302/son maddesi gereğidir. Aksi halde iltihak süresi içerisinde alacağını bildirip oy hakkı verilen alacaklıya konkordatoya kabul oyu vermediği takdirde komiser raporu kabul ve ret oyları da nazar alınarak konkordato projesinin tasdik edilip edilmeyeceği belirleneceğine göre bu sürece katılan, oyu sonuca etkili olan alacaklıya aleyhine oluşacak bir sonuca karşı yorum yoluyla kanun yoluna başvurma olanağı tanınmaması usul kuralları ile bağdaşmayacaktır. Çünkü usul hukukunun en temel ilkelerinden biri herhangi bir talep hakkında hukuki yararının bulunması ve talepte bulunanın haklarının ihlal edilmiş olmasıdır. Hukuki yararı bulunan ve hakkı ihlal edilen alacaklının buna karşı herhangi bir yasa yoluna başvuramayacağını kabul etmek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün ihlali niteliğindedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 26.02.2015 tarih ve 2013/3954 başvuru sayılı kararında mahkemeye erişim hakkının İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ‘’Adil Yargılanma Hakkının’’ en temel unsuru olduğu kanun yolları bakımından ‘’Hukuki Belirlilik’’ ilkesinin ihlali sureti ile mahkemeye erişim hakkının kullanılmasının önlenemeyeceği sonucuna varmıştır. 5-Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; toplantıya katılıp ret oyu kullanan alacaklı veya toplantıya katılmadığı halde ret oyu kullanan alacaklıların itiraz eden alacaklı kavramına dahil olduğu ve mahkemece verilen karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurabilecekleri kabul edilmelidir. Bu husus Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde de doğru olarak yer almıştır. Ancak somut olayda, alacaklı Yapı Kredi Bankası AŞ.’nin toplantıya katılmadığı sabit olsa da bu alacaklının müdahale talebinde konkordatonun reddini talep ettiği ve tasdik duruşması olan 25.11.2022 tarihinden önce 14.11.2022 tarihli dilekçeyle itirazlarını bildirdiği görülmüştür. Aynı şekilde alacaklı Ziraat Bankasının müdahale talebinde konkordatonun reddini talep ettiği ve tasdik duruşması olan 25.11.2022 tarihinden önce 07.11.2022 tarihli dilekçeyle itirazlarını bildirdiği görülmüştür. Bu durumda yukarıdaki gerekçeler doğrultusunda alacaklı Yapı Kredi Bankası A.Ş.'nin ve Ziraat Bankası A.Ş.’nin istinaf hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin Yapı Kredi Bankası A.Ş. ve Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermesinde isabet bulunmamış olduğundan kararının bozulmasına, istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1-Alacaklı SGK vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde alacaklı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.