Başvuru, kolluk görevlilerinin toplantıya müdahalesi neticesinde meydana gelen yaralanma ile buna ilişkin açılan ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının, soruşturmanın makul süratle sonuçlandırılmamasına ilişkin açılan tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
Başvuru; kolluk görevlilerinin toplantıya müdahalesi neticesinde meydana gelen yaralanma ile buna ilişkin açılan ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının, soruşturmanın makul süratle sonuçlandırılmamasına ilişkin açılan tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1977 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvurunun anlatımına göre 12/10/2003 tarihinde siyasi bir partinin düzenlediği basın açıklamasına katılmak üzere diğer parti üyeleriyle birlikte açıklamanın yapılacağı Kadıköy İskelesi'ne doğru yürürken kolluk güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmış, yakın mesafeden yüzüne gaz sıkılmış, tekmelenmiş ve kolu üç ayrı yerden parçalı kırık oluşacak şekilde darbedilmiştir. Olay basına yansımış, başvurucunun yaralanma anına ilişkin görüntü ve haberler ulusal görsel ve yazılı medyada yer almıştır. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) basına yansıyan görüntüleri ihbar kabul ederek kolluk görevlileri hakkında resen soruşturma başlatmış, başvurucunun kolluk memurları ve amirleri hakkındaki 15/10/2003 tarihli şikâyet dilekçesi de başlatılan soruşturmaya dâhil edilmiştir. 12/1/2004 tarihinde başvurucuyu yaraladığı isnadıyla bir polis memuru hakkında Savcılıkça dava açılmış, kolluk amirleri hakkında suç unsuru bulunmaması nedeniyle kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yapılan yargılama sonunda 24/5/2005 tarihinde, hakkında dava açılan polis memurunun başvurucuyu yaralayan kişi olmadığı kanaatine varılarak polis memurunun beraatine hükmedilmiştir. Mahkeme tarafından ayrıca suç tarihinde başvurucunun kolunun kırılmasına sebebiyet veren görevli polis memurunun tespit edilip hakkında işlem yapılması bakımından karar kesinleştikten sonra dosyanın ihbar mahiyetinde Savcılığa gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucu, mahkeme kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, temyiz süreci içinde dava zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle 9/6/2010 tarihinde davanın düşürülmesine karar vermiştir. 23/5/2012 tarihinde Bakanlığa (İdare) başvuran başvurucu; kolluk memurları tarafından yaralanmasına rağmen soruşturma sürecinin uzun sürmesi nedeniyle sorumluların tespit edilip cezalandırılması için gereken dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle adalet hizmetinin kötü ve yetersiz işlediğini belirterek manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Bakanlık 30/5/2012 tarihli cevabında aleyhine hükmedilmiş ve kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunmadığından herhangi bir işlem yapılmadığını bildirmiştir. Başvurucu 7/9/2012 tarihinde İdare aleyhine Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tazminat davası açarak ceza soruşturmasının dava zamanaşımının dolması gerekçesine istinaden düşürülmesi nedeniyle adalet hizmetinin kötü ve yetersiz işlediğini ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. İdare Mahkemesi 18/10/2012 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...idare mahkemelerinde ancak, idari eylem veya işlemden dolayı hakları muhtel olanlar tarafından ve idari yargı mercileri tarafından verilen kararlara göre işlemde veya eylemde bulunmayan hallerde bu duruma maruz kalanlar tarafından tazminat davası açılabilmesi olanaklıdır.Mahkemelerin yargısal faaliyetleri sırasında adli hata yaptıkları iddiasıyla açılacak tazminat davalarının ise ortada idari işlem veya eylem bulunmaması nedeniyle idare mahkemelerince görüm ve çözümü olanaksızdır. Bu tür tazminat istemlerinin ancak adli yargı mercileri nezdinde açılacak tazminat davalarında incelenmesi mümkündür. Nitekim benzer bir konuda Danıştay Onuncu Dairesince verilen 2003 tarih ve E.2002/4697, K:2003/1300 sayılı karar da aynı doğrultudadır. Açıklanan nedenlerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine..." İdare Mahkemesi kararına başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunun (Bölge İdare Mahkemesi) 18/3/2013 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Uyuşmazlıkta; davacı tazminat istemini, adalet teşkilatının örgütlenmesindeki aksaklıklar dolayısıyla adalet hizmetinin yetersiz ve kötü işlemesi sonucunda oluşan gecikmeden mütevellit davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinde hizmet kusuru bulunduğu iddiasına dayandırdığından, davanın yargılama faaliyeti ile ilgisi bulunmamaktadır.Bu itibarla; mahkemece, dava konusu olayda, 2992 sayılı Kanun ile davalı idareye verilen adalet hizmetinin yerine getirilmesinde hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapılarak tazminat istemi hakkında esas yönünden bir karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde hukuku isabet görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının kabulü ile Ankara İdare Mahkemesinin ... kararın bozulmasına, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek işin esası hakkında karar verilmek üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4 maddesi uyarınca dava dosyasının Mahkemesine iadesine..." İtirazın kabul kararına karşı Bakanlığın karar düzeltme istemi 25/9/2013 tarihinde reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi sonrasında İdare Mahkemesi 7/5/2014 tarihinde davanın esastan reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Dosyanın incelenmesinden, davacının 2003 tarihinde yapılan [...] basın açıklamasına katılmak istemesi sebebiyle üç çevik kuvvet memuru tarafından kolu kırılması sonucunda ameliyat olduğu, bu kişilere karşı fiilden itibaren üç ay içinde 2004 tarihinde dava açıldığı, açılan davanın yerel mahkeme tarafından 2005 tarihinde beraat kararı verilerek karara bağlandığı, verilen kararın temyiz edilmesine karşın Yargıtay'da karar verilmeyerek dosyanın zamanaşımı sebebiyle düştüğü, manevi zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Dava dilekçesinde davacı tarafından, söz konusu zararın doğma nedeninin yargıcın kusuruna bağlanmadığı, zararın idarenin gerekli yargısal örgütlenmeyi (mahkemelerin açılması, teşkilatının kurulması, adalet hizmetlerinin yürütülmesinin davalı idarenin görevlerinden olduğu belirtilmek suretiyle) kuramamasına, hizmeti kusurlu işletmesine bağlandığı, bu nedenle idarenin sorumluluğu yoluna gidilmesi gerektiğinden bahisle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda davacı tarafından yargısal faaliyetin mahkemelerce (temyizde geçen süre dahil) zamanaşımı süresi içinde sonuçlandırılması gerekirken geç karar verilmesi nedeniyle dosyanın zamanaşımı nedeniyle düştüğü belirtilmiş olsa da, zamanaşımı süresinin dolmasının esasen yargısal faaliyetten kaynaklandığı anlaşılmış olduğundan, bu anlamda davalı idarenin gerekli yargı teşkilatını kurmadığı ve kusurlu olduğunun kabulü mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..." İkinci karara başvurucu tarafından yapılan itiraz, İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesine istinaden Ankara Bölge İdare Mahkemesi Kurulunun 22/1/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan kararın karar düzeltme istemi 14/12/2016 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 17/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.