3. Hukuk Dairesi 2024/2537 E. , 2025/1992 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/438 E., 2023/1573 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilin…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2537 E. , 2025/1992 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/438 E., 2023/1573 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline ait Karaköy yolcu salonu içinde bulunan 116 m²'lik alanın ve Salıpazarı 1 nolu yolcu salonunda bulunan 31 m²'lik alanın gümrük hattı dış eşya satış mağazası olarak kullanılmak üzere 22.03.2010 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmeleri ile davalıya kiralandığını, ancak kiralananların uzayan kira dönemi sona ermeden erken tahliye edildiğini ileri sürerek; mahrum kalınan 80 günlük kira gelir kaybı karşılığı 67.586,66 Euro'nun 10.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kira sözleşmesinin davalı kiracı tarafından tek taraflı olarak feshinin söz konusu olmadığını, aleyhinde başlatılan tahliyeye ilişkin icra takibinin kesinleşmesi üzerine davalı tarafından kiralananın tahliye edildiğini, bu nedenle taşınmazın erken tahliye edilmesi gerekçesiyle açılan davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.04.2014 tarihli kararıyla; İcra Hukuk Mahkemesince verilen tahliye kararına istinaden taşınmazların baskı altında bulunun davalı tarafça tahliye edildiği, tahliye iradesinin davacıya ait olduğu, kira sözleşmesine konu yerlerin bulunduğu tesislerin özelleştirilmesine karar verildiği, bu sebeple kiracıların tahliye edilmesinin zorunlu olduğu, davacı tarafından taşınmazın yeniden kiraya verilmesinin söz konusu olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 08.10.2015 tarihli ilamıyla; her ne kadar kiralanan İcra Mahkemesince verilen tahliye kararı gereği tahliye edilmiş ise de, bu duruma davalı kiracının kira bedelini süresinde ödememesi ve temerrüde düşmesinin sebep olduğu, öte yandan kiralananların üzerinde bulunduğu tesislerin özelleştirilmesine karar verilmesinin kendiliğinden kiralananların tahliyesini gerektirmeyeceği, bu durumda Mahkemece, kiralananların aynı koşullarla yeniden kiraya verilmesi için geçecek süre belirlenerek, sözleşme süresi ve taşınmazlar yeniden kiraya verilmiş ise kiraya verildiği tarih de gözönünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 18.01.2018 tarihli kararıyla; kira sözleşmesi uyarınca davacının talep edebileceği kira gelir kaybının 30 günlük kira bedeli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 3. Dairece verilen 02.10.2019 tarihli ilamla; davalının tüm davacının sair temyiz itirazları reddedilerek, yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporunda belirtilen 60 günlük kiralananın yeniden kiraya verilmesine dair süre dikkate alınmaksızın, hatalı şekilde kira sözleşmesindeki hükme atıf yapılarak kira gelir kaybının hesaplanmasının doğru olmadığı, kaldı ki kiralanan taşınmazların ihale neticesinde 3. kişilere devredildiği iddia edilmekle, bu 3. kişilerle imzalanan sözleşmelerde aksi kararlaştırılmadığı sürece sözleşme tarihleri itibariyle kiraya verenin kiralananlar üzerinde kira bedeli hakkı kalmayacağı da dikkate alındığında kiralananların devrine ilişkin sözleşmeler de getirtilerek sözleşmelerin içeriği ile birlikte başlangıç tarihleri de değerlendirilmek suretiyle tahliye tarihi ile sözleşmelerin başlangıç tarihleri arasında geçen sürenin 60 günden az olması halinde bu süre üst sınır olarak belirlenip davacı tarafa ödenmesi gereken kira gelir kaybının hesaplanması, bu sürenin 60 günden fazla olması halinde ise 60 günlük kira gelir kaybının hesaplanması gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kiralananın tahliye tarihi ile ilgili sözleşmelerin başlangıç tarihleri arasında geçen sürenin 60 günden fazla olması nedeniyle bilirkişi raporu uyarınca 60 günlük kira gelir kaybının hesaplanması gerektiğinden bahisle; davanın kısmen kabulüne, 22.03.2010 tarihli Karaköy yolcu salonu içerisinde bulunan 116 m²’lik alanın erken tahliyesi nedeniyle, yeniden kiraya verilmesi için geçecek makul 60 günlük sürenin karşılığı olan 40.000 Euro ( 107.072,00 TL) ile 03.05.2010 tarihli Salıpazarı yolcu salonu içerisinde bulunan 31 m²'lik alanın erken tahliyesi nedeniyle, yeniden kiraya verilmesi için geçecek makul 60 günlük sürenin karşılığı olan 10.690 Euro (28.614,99 TL) toplamından oluşan 50.690,00 Euro’nun (135.686,99 TL) davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; yeniden kiralama sürelerinin asgari 80 gün olarak belirlenmesi gerektiğini, ayrıca Mahkemece faiz istemine ilişkin bir hüküm kurulmamasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; taşınmazların tekrar kiraya verilmediğini, bu hususta davacı tarafından hiçbir çaba da harcanmadığını, zaten taşınmazların tekrar kiraya verilmesinin de mümkün olmadığını, tahliye ile devirler arasında boşta geçen bir süre bulunmadığını, özelleştirme sonrasında ise taşınmazların yıkıldığını, her halükarda tarafından yapılan masraf ve giderlerin tazminata konu kira bedellerinden mahsubu gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kiralananların uzayan kira dönemi sona ermeden erken tahliye edilmesi nedeniyle, mahrum kalınan gelir kaybının tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Taraflar tacir olup, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi de ticari iş niteliğinde olduğundan davacı, 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasını talep edebilir. Bu durumda Mahkemece; hüküm altına alınan alacağın, ihtarname tebliğ tarihinden itibaren verilen 7 günlük süre sonu itibariyle işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, faiz istemli hakkında bir karar verilmemiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7 maddesi uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendi çıkartılarak yerine "1- 22.03.2010 tarihli Karaköy yolcu salonu içerisinde bulunan 116 m²’lik alanın erken tahliyesi nedeniyle, yeniden kiraya verilmesi için geçecek makul 60 günlük sürenin karşılığı olan 40.000,00 Euro ( 107.072,00 TL) ile 03.05.2010 tarihli Salıpazarı yolcu salonu içerisinde bulunan 31 m²’lik alanın erken tahliyesi nedeniyle, yeniden kiraya verilmesi için geçecek makul 60 günlük sürenin karşılığı olan 10.690,00 Euro (28.614,99 TL) toplamından oluşan 50.690,00 Euro’nun (135.686,99 TL), 20.07.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının Euro cinsinden 1 yıllık mevduata verdikleri en yüksek faiz oranından işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.