10. Hukuk Dairesi 2016/9451 E. , 2018/10084 K. "" ......... Dava, 29.01.2010 tarihinde yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, yapılan tedavi ve yol masrafları nedeniyle oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün,tüm taraf vekilleri tarafından temyiz ed…
**10. Hukuk Dairesi 2016/9451 E. , 2018/10084 K.** **"İçtihat Metni"** ......... Dava, 29.01.2010 tarihinde yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, yapılan tedavi ve yol masrafları nedeniyle oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün,tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Eldeki davada, Mahkemece; davacının ıslahen tahsilini talep ettiği kurum zararına hükmedilerek, davanın kabulüne karar verilmiş olmakla, verilen kararın davacının istemini karşılamış olması, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin olarak davalının aleyhine hüküm kurulduğu, davacının aleyhine hüküm bulunmadığı hususları belirgin olmakla, tesis edilen kararın niteliğine göre, davacı Kurum avukatının temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davalı avukatının temyiz itirazına gelince; Mahkemece, dosya kapsamında ayrıca kusur raporu alınmaksızın, konuya ilişkin olarak sigortalı tarafından davalı işveren aleyhine açılan tazminat davasında alınan ve iş bu dava yönünden bağlayıcılığı olmayan 14.06.2010 tarihli kusur raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle, sigortalının meslek hastalığına yakalanmasında, davalı şirketin %100 oranda kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmişse de, bu karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Nitekim, şahsın tazminat davasında kesinleşen kusur raporu, davada taraf olmayan Kurum tarafından açılan eldeki rücuen tazminat davasında bağlayıcı olmasa da kuvvetli delil olarak kabul edilmektedir. Mahkemece, maddi-manevi tazminat davasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporu da nazara alınarak, aynı olay nedeniyle tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması, hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü gözetilerek, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman olan bilirkişi heyetinden oluşa uygun kusur raporu alınmasına müteakip, sonucuna göre karar verilmelidir.