8. Hukuk Dairesi 2022/6797 E. , 2024/6457 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/377 E., 2022/714 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nin 353/1-b.(1) maddesi gereğince Esastan Reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Araklı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/396 E., 2021/152 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Ma
**8. Hukuk Dairesi 2022/6797 E. , 2024/6457 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/377 E., 2022/714 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nin 353/1-b.(1) maddesi gereğince Esastan Reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Araklı Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/396 E., 2021/152 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Trabzon ili ... ilçesi .../... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 8 parsel sayılı 48.417,90 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiş, 27.11.2006 - 28.12.2006 tarihleri arasında askı ilanları yapılmış, askı ilan süresi içerisinde açılan davada Araklı Kadastro Mahkemesinin 26.06.2008 tarihli ve 2006/54 Esas, 2008/25 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçerek 13.04.2009 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ilçesi ... ... Mahallesinde ... mevkiinde kain ve tapunun 123 ada 8 parsel numarasında kayıtlı taşınmazın 123 ada 10 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarla bütün olduğunu, 20 yılı aşkın süredir müvekkilinin tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu, müvekkilinin bu yerlerin bir kısmını ...’den bir kısmını da ...'den aldığını, ...'den alınan kısmın 1977 yılından beri, ...’den alınan kısmın ise 1988 yılından beri müvekkili davacının tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu, müvekkili davacının küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile uğraştığından bahar ve yaz aylarında bu yerin otunu hayvanlarına otlatıp kışında biçilen otunu ve taşınmazdaki pelit ağaçlarının yapraklarını koyun, keçi ve büyükbaş hayvanlarına yedirmek suretiyle dava konusu yere yıllardır malik sıfatıyla zilyet olduğunu ve tasarruf ettiğini, dava konusu yerin 123 ada 10 ve 12 parselin doğal parçası olduğunu, aynı mevkide ... adına kaydedilen yerde coğrafî özellik olarak dava konusu 123 ada 8 parsel ile aynı özellikte olduğunu, dava konusu yerin zuhulen Maliye Hazinesi adına yazıldığını, dava konusu 123 ada 8 parsel de kayıtlı taşınmazın hatalı tespit sonucu tesis edilen tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tespit ve tescilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; ilgili taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kanunlar uyarınca Devlete kalan gayrimenkullerden olup olmadığının araştırılması, davacının açmış olduğu başka tescil davaları sonucu tapuya kaydedilmiş tapulu taşınmazı bulunup bulunmadığının sorulması, vergi kaydı olup olmadığının araştırılması, ilk itirazların nazara alınması gerektiğini açıklayarak davacı ve diğer muhtemel itirazcıların iddialarını ispat edemedikleri takdirde tescil talebinin reddi ile Hazine adına tescile karar verilmesini istemiştir. 2. Dahili Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında davaya konu parseller yönünden komisyona itiraz edilmediği gibi süresinde Kadastro Mahkemesinde dava açılmadığını, Kadastro Kanunu’nda belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davaya konu parsellerin eğimi, toprak karakteri, toprak altı florası, bitki örtüsü nazara alındığında orman niteliğinde olduğunu ve orman bütünlüğü içinde olduğunu açıklayarak davanın reddi ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan ek raporda “1949 tarihli hava fotoğraflarında 123 ada 8 nolu parsel içerisinde ölçümü yapılan krokide (A) harfi ile gösterilen alanın büyük bir kısmının (B) harfi ile gösterilen ormanlık alanın devamı şeklide orman ağaçları ile kaplı olduğu, kuzey batı kısmındaki az bir kısmın ise münferit haldeki gruplar ve öbekler halindeki orman ağaçlarından oluşan bir yapı gösterdiği, 1960 tarihli hava fotoğrafında münferit haldeki gruplar ve öbekler halindeki orman ağaçlarından oluşan kısım harita operatörü tarafından beyaza boyandığı, geçen süre içerisinde bu ağaçların tohumlarının alanda çimlenmesi ve sürgünlerinin büyümesi sonucu ağaç yoğunluğu arttığı için 1984 yılındaki yorumlamada yeşile boyandığı, her durumda 123 ada 8 parselin kuzey ve kuzeydoğu yönünden 122 ada 7 nolu orman parseli ile bitişik 9 hektarı aşan bir büyüklükte orman bütünlüğü gösteren alanlardan olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğu” şeklinde rapor tazim edildiği, raporun hükme esas alınabilecek şekilde düzenlendiği, alınan raporun denetime, hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle hükme esas alındığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu yerin müvekkili davacı adına tespit edilmiş olan 123 ada 10 ve 12 parselin doğal parçası olduğunu ve 123 ada 10 ve 12 parsel ile dava konusu 8 parselin kullanım şekli ile aynı olduğunu, aynı mevkide ..., ..., ..., ..., ..., ... adına kaydedilen yerlerin de coğrafi özellik olarak dava konusu 123 ada 8 parsel ile aynı özelliklerde olduğunu, dava konusu yerin kuzey kuzeydoğu istikametinde yaklaşık 5-6 km. uzaklıktaki 112 ada 7 nolu orman parseli ile müvekkili davacının özel taşınmazını birleştirip bu yeri orman saymanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kadar özel mülkün arasında orman olmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yeri ormandan açılan yer gibi değerlendirdiğini, dava konusu yerin ormandan açılan yer veya işgal edilen yer olmadığını, komşu parseller ile ilgili olarak da Orman İdaresinin veya Hazinenin açtığı bir davanın bulunmadığını, hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planı ile zeminde yapılan inceleme sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporuna, kesinleşen kadastro mahkemesi dosyasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin keşif tutanağında tespit edilen bilgi ve vakalara aykırı olarak hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişinin dava konusu yerin orman sayılan alanlardan olduğu tespitinin hatalı ve hukuka aykırı bir tespit olduğunu, 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporunun kendi içinde dahi çelişkili olduğunu, (A) harfi ile gösterilen alanın ormanla hiçbir ilgisinin olmadığını, (B) harfi ile gösterilen alanın ise 122 ada 7 nolu orman parseli ile aralarında en az 5-6 km mesafe olduğunu, dava konusu yerin 123 ada 10 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarla bütün olduğunu ve 20 yılı aşkın süredir müvekkilinin tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu, dava konusu parsellerin etrafının özel gerçek kişiler adına tespit edilmiş özel mülk olduğunu ve dava konusu parselin fiziksel özelliklerinin etraf parsel ile aynı olduğunu, bilirkişinin orman hududunu hatalı tespit ettiğini, komşu parsellerin fiziki ve coğrafi özelliklerinin bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, müvekkilinin bahar ve yaz aylarında bu yerin otunu biçtiğini ve taşınmazdaki pelit (meşe) ağaçlarının yapraklarını koyun, keçi ve büyükbaş hayvanlarına kışın yedirmek suretiyle dava konusu yere yıllardır malik sıfatıyla zilyet olduğunu ve tasarruf ettiğini, taşınmazın uygun yerlerine de evin ihtiyaçlarını karşılamak için ihtiyaç durumuna göre kabak, patates, fasulye, lahana, mısır, taze soğan gibi yöresel ürünler ektiğini, ancak yerin ağırlıklı kullanımının hayvan otu temin etmek üzerine olduğunu, mahalli bilirkişilerin de keşiflerdeki ifadelerinde bu hususu ifade ettiklerini, bilirkişilerden dava konusu komşu parsellerin doğal özelliklerini mukayese etmesini istemelerine rağmen bilirkişilerin bu konuda bir değerlendirme yapmadığını, dava konusu parselin doğal özellikleri ile şahıslar üzerine tespit ve tescil edilmiş olan komşu parsellerin doğal özelliklerinin aynı olduğunu, ormanın dava konusu yerin 5-6 km kuzey tarafında olduğunu, müvekkili davacıya ait arazide de yer yer kayalık alanlar olmasının yerin özel mülk olmasına engel olmayacağını, yerel mahkemenin eksik inceleme ve soruşturma ile karar verdiğini, bilirkişinin tanımladığı manada tarımsal faaliyetin sadece sebze ve meyve yetiştirmek olarak kabul edilerek hata edildiğini, orman mühendisinin memleket haritasını okumasından da bu yerin orman alanı olduğunun anlaşılmadığını, etrafı tamamen özel mülk olan bu yerin daha kuzeydeki ormanla bitiştirilmeye çalışılmasının mülkiyet hakkına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, dava konusu yerin ormandan açılan yer veya işgal edilen yer olmadığını açıklayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 6831 sayılı Orman Kanunu. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.