Başvuru, özel bir şirkette çalışan başvurucunun işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, özel bir şirkette çalışan başvurucunun işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Borsa İstanbul A.Ş. (işveren) bünyesinde baş uzman olarak çalışmaktadır. İşveren tarafından, hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması gerekçe gösterilerek 18/7/2016 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebiyle 10/8/2016 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 26/10/2016 tarihinde davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; fesih bildiriminde hizmete ihtiyaç duyulmadığının belirtildiği, bu gerekçenin somut bir bilgi içermediği, fesih sebebinin açıklanmadığı, feshin şekil yönünden geçersiz olduğu belirtilmiştir. İşveren vekili söz konusu karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde, başvurucunun da aralarında bulunduğu 51 personelin iş sözleşmesinin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle feshedildiğini, hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması gerekçesinin bu durumu kapsadığını, fesih nedeninin değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, Mahkemece olağanüstü durumların dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Başvurucu istinaf dilekçesine karşı cevabında; FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğine dair dosya kapsamında hiçbir delilin bulunmadığını, fesih nedeninin sonradan değiştirilmesine rızasının olmadığını, yazılı savunma alınmadan feshin gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 10/1/2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; işveren tarafından zorunlu şekil şartı olan başvurucunun savunmasının alınması yükümlülüğünün yerine getirilmediği, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu belirtilse de fesih bildiriminde belirtilen nedenlerin değiştirilemeyeceği ifade edilmiştir. İşveren vekili temyiz dilekçesinde, başvurucunun iş sözleşmesinin olağanüstü şartlarda şüphe feshi kapsamında feshedildiğini, başvurucunun hizmetine ihtiyaç duyulmamasının FETÖ/PDY ile iltisaklı olması hususuna dayandığını, Mahkemece bu durumların dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 21/12/2017 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucu hakkında soruşturmanın devam ettiği, bu soruşturmanın sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme 2/4/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, FETÖ/PDY üyeliği suçundan yürütülen soruşturma sonucunda başvurucu hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda (KYOK) yer alan başvurucunun dijital materyalleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda ortaya konan tespitlerin ancak iltisak ve sempati göstergesi olarak değerlendirilebileceği ifadelerine yer verildiği vurgulanmıştır. Kararda sonuç olarak terör örgütü ile irtibatı ya da iltisakı bulunduğuna dair hakkında kanaat edinilen bir işçiyi çalıştırmaya devam etmesinin işverenden beklenilemeyeceği, feshin geçerli nedene dayandığı ifade edilmiştir. Mahkeme kararının başvurucu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 18/9/2019 tarihinde mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki işe iade davasında verilen ret kararlarının gerekçesinde yer alan ve başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan gerçekleştirilen soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 26/9/2018 tarihinde KYOK verilmiştir. Anılan kararda başvurucunun örgütle irtibatını ortaya koymaya yönelik somut bir delil elde edilemediği, başvurucunun dosyanın diğer şüphelileri ile HTS kayıtları bulunmasının aynı işyerinde çalışıyor olmaları karşısında makul kabul edilmesi gerektiği, başvurucudan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda ortaya konan tespitlerin ancak iltisak ve sempati göstergesi olarak değerlendirilebileceği fakat üyelik değerlendirmesi için yeterli bir veri bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 13/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.