4. Hukuk Dairesi 2023/9005 E. , 2024/8381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/765 E., 2021/473 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/491 E., 2018/852 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince i
**4. Hukuk Dairesi 2023/9005 E. , 2024/8381 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/765 E., 2021/473 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/491 E., 2018/852 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 28.07.2010-28.07.2031 tarihleri için hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, poliçede kanser dahil olmak üzere birçok ağır hastalığın teminat kapsamında olduğunu, poliçenin düzenlenmesi sırasında müvekkilinin beyan yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve 2002 yılından beri çikolata kisti tedavisi gördüğünü davalı tarafa bildirdiğini, müvekkiline 17.12.2012 tarihinde kanser teşhisi konulması üzerine 20.12.2012 tarihinde davalı şirkete başvurarak tazminat talep edildiğini, davalı tarafın 03.04.2013 tarihli ihtarla muafiyet hükmü ve poliçe özel ve genel şartlarını gerekçe göstererek tazminat talebini reddettiğini, ayrıca beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesi ile de sözleşmeden caydığını, muafiyet ve istisna hükümlerinin müvekkilline bilgi verilmeden ve sonradan özel şartlara eklendiğini, matbu olarak sözleşmeye eklenen ve müvekkili ile müzakere edilmeyen söz konusu hükümlerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca da geçersiz olduğunu, poliçenin düzenlenmesinden kısa bir süre sonra yapılan tedavi sonucu düzenlenen 04.09.2010 tarihli raporda, ince bağırsakta tespit edilen kitlenin kötü huylu olmadığının belirlendiğini ve müvekkiline muafiyet süresinde kanser teşhisi konulmadığını, davalı tarafın bildirim yükümlülüğünün ihlal edildiğini öğrendiği tarihten sonra süresi içinde sözleşmeden caymadığını, bu nedenle caymanın geçersiz olduğunu, Poliçe Genel Şartları gereği poliçe başlangıcından itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra sözleşmeden cayılamayacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1427 nci maddesi uyarınca davalıya tazminat ödenmesi için çıkartılan ihtarın tebliğ edildiği 24.12.2012 tarihinden 15 gün sonra alacağın muaccel ... geldiğini ve davalının temerrüde düştüğünü, davalının istenmesine rağmen özellikle soru cevap formunu ve diğer belgeleri vermediğini, bu belgelerde yer alan bilgiye istinaden davanın reddi halinde müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek 80.000,00 USD'nin dava tarihindeki karşılığı olan 179.680,00 TL'nin temerrüt tarihi 09.01.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının başvuru formunda astım hastalığını bildirmediğini, ayrıca sadece kist aldırdığını ve şu anda problemi olmadığını beyan etmesine rağmen poliçenin düzenlenmesi sırasında bu hastalıkla ilgili tedavilerinin sürdüğünün anlaşıldığını, davacının böylece kasıtlı olarak gerçekleri sakladığını, 6762 sayılı TTK'nın 1322 nci maddesi ve bir örneği davacıya verilen Poliçe Özel Şartlarında muafiyet süresi düzenlendiğini, poliçe özel şartları ve davacının imzaladığı bilgilendirme formu uyarınca hastalık teminatının ödenmesi için muafiyet süresi dışında rahatsızlığın gerçekleşmesi gerektiğini, kanser için poliçe başlangıç tarihinden itibaren 3 aylık muafiyet süresi kararlaştırıldığını, davacıya ise muafiyet süresi içinde kanser teşhisi konulduğunu, davacıya tüm bilgi ve belgelerin elden teslim edildiğini, TTK'nın 1427 nci maddesi uyarınca sigortacıya yüklenemeyen kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise alacağın muaccel olması için belirlenen sürenin işlemeyeceğini, davacının tazminat talebinde bilgi ve belgeleri eksiksiz sunmadığından incelemenin geciktiğini ve alacağın muaccel olmadığını, müvekkilinin yasal sürede sözleşmeden caydığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda davacı sigortalının 2002 yılından beri çikolata kisti tedavisi gördüğünü beyan ettiği iddiasının dosyada yer aldığı, bu hastalığın bir kanser olmadığı, endometriozis hastalığı rahim içini döşeyen endomertium hücrelerinden kaynaklanan bir hastalık olduğu, hastada 2 yıl sonra 05.07.2012 tarihinde saptanan malign gist kanseriyle hiçbir ilişkisi olmadığı, davacının sigorta tazminat talep etme hakkının bulunduğu tespitlerinin yer aldığı, 28.07.2010 başlangıç tarihli poliçedeki kritik hastalıklardan sayılan kanser kötü huylu hücrelerin kontrolsüz büyümesi, yayılması ve dokuyu istila etmesiyle kendini gösteren habis bir tömürün varlığı ile ortaya çıkan hastalık olduğu, hastalığın teşhisi tarihi itibariyle poliçedeki vefat veya kritik hastalıklar teminatı sigorta bedeli tutarı ödenir ve poliçe sona erer maddesi bulunduğu, her türlü tazminat ödemeleri TL karşılığı olup ödemelerde poliçe para brimi ABD doları olan poliçeler için merkez bankası ABD doları efektif satış kuru esas alınarak düzenlendiği, davacının hayat sigortaları birgilendirme formu kapsamında Turuncu Elma Hayat Sigortası ve teminatları hakkında 20.07.2009 tarihinde bilgilendirildiğinin görüldüğü, davacının teminat kapsamındaki 80.000,00 USD'nin TL karşılığını talep edebileceği, davacı vekili 15.11.2018 tarihli oturumdaki beyanında 80.000,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL kuru üzerinden hüküm kurulmasını talep etmiş, davalı vekili ise talebin reddine karar verilmesini istemiş olmakla, sözleşme ve talep gereği 80.000,00 USD'nin temerrüt tarihi olan 24.01.2013 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD olarak açılmış bir yıl vadeli hesaplara uygulanacak mevduat faiziyle tahsiline karar verilmesinin hakkaniyet gereği olduğu, dava değerinin 80.000 USD nin dava tarihindeki kuru 2.331,10 TL olarak yapılan hesaplama sonucunda dava değerinin 186.488,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 80.000,00 USD'nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 80.000,00 USD'ye temerrüt tarihi olan 24.01.2013 tarihinden itibaren devlet bankalarının USD doları ile açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde 80.000,00 USD'nin dava tarihindeki karşılığı olan 179.680,00 TL'nin yasal faizi ile tahsilinin istendiğini, ancak davacının 01.11.2018 tarihli beyan dilekçesi ile talebini değiştirerek 80.000,00 USD'nin ödeme tarihindeki karşılığını talep ettiğini, mahkemece de taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek 80.000,00 USD'nin ödeme tarihindeki karşılığına hükmedildiğini, hatta faiz talebinin de değiştirilerek mevduat faizine karar verildiğini, 01.11.2018 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olmadığını, ıslah dilekçesi olarak kabul edilse dahi harcın yatırılmadığını ve kendilerine tebliğ edilmediğini, davacının dava açarken seçimlik hakkını kullanarak alacağını Türk Lirası olarak istediğini, seçimlik hakka ilişkin talebin değiştirilmesinin karşı tarafın rızası ile mümkün olduğunu, ancak müvekkiline sorulmadığını, müvekkilinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davacının kasıtlı olarak yanlış beyanda bulunduğunu, astım hastalığından ve çikolata kistlerinin düzenli kontrollerinin yapıldığından bahsetmediğini, muafiyet süresi içinde davacının böbreklerinde GİST adı verilen kistin farkedildiğini, kemoterapi ile çözüm bulunamayacağından cerrahi müdahale ile kistin ve kistin bulunduğu böbreğin alındığını, buna göre davacıya muafiyet süresi içinde, 2010 yılında ilk kez kanser teşhisi konulduğunu, bilirkişi raporunda 27.08.2010 tarihli raporun sadece bir kısmına yer verildiğini ve davacının çikolata kistinden sonra tedavi ve teşhislerine yer verilmediğini, ayrıca heyette kanser hastalığı konusunda uzmanda olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 24.08.2010 tarihli biyopsi raporunda çıkarılan kitlenin Gastrointestinal Stromal Tümör (GİST) olduğunun tespiti üzerine sigortalının 30.08.2010 tarihinde yeniden ameliyat edildiği, 04.09.2010 tarihli biyopsi raporuna göre, bu operasyonla alınan materyalde tümör/kanser saptanmadığı, sonrasında sigortalının onkolojik olarak takip edildiği, 05.07.2012 tarihli biyopsi raporuna göre ise sigortalıya GİST metastazı tanısı konulduğu, mahkeme aşamasında alınan bilirkişi heyetlerinde onkoloji uzmanı olmadığından yeniden rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumu'nun 15.06.2020 ve 07.09.2020 tarihli raporlarında; sigortalıya konulan GİST tanısının ne zaman başladığının bilinemediği, ancak kesin teşhis tarihinin 24.08.2010 olduğu, hastalığın malign-kötü huylu bir kanser türü olduğu, sigortalıya muafiyet süresi içinde (24.08.2010 tarihinde) konulan GİST tanısının kanser türü olduğu, Sigorta Poliçesinin Özel Şartları 1.10 maddesi uyarınca poliçenin başlangıç tarihinden itibaren kanser hastalığı dahil teminat altına alınan bir kısım kritik hastalıklar için 3 aylık muafiyet süresi öngörüldüğü, yine özel şartların 2.1.2-c bendi uyarınca sigortalının yaşadığı kritik hastalığın belirti ve semptomlarının, muafiyet süresinin bitiminden sonra başlamış olması halinde sigorta bedeline hak kazanılacağının düzenlendiği, sigortalının imzasının bulunduğu ve bir örneği kendisine verilen bilgilendirme formunda, sigortalıya hangi süre ve şartlarda tazminat ödemesi yapılacağı hususunda bilgilendirme yapıldığı ve sonuç olarak sigortalıya muafiyet süresinde kanser teşhisi konulduğu gerekçesiyle davalı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesinin 15.11.2018 tarih, 2016/491 Esas, 2018/852 Karar sayılı ilamının HMK'nın 356 ncı ve 353/1b-2 maddeleri gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, davacının davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; karara dayanak 24.08.2010 tarihli hastane raporunda kansere veya Malign Gist’e dair tek bir kelime yer almadığını, malignite rastlanmayan Gist/tümör kanser hastalığı olmadığını, kesin bir kanser teşhisi olmadığını, dosyada mübrez 24.08.2010 tarihli hastane raporunda müvekkiline kesin olarak Malign Gist (kötü huylu kanser) teşhisi konulduğu tespitiyle davayı reddettiğini ancak söz konusu raporda kanser/Malign Gist’e dair tek bir kelime yer almadığını, raporda sadece bir kistin/tümörün tespit edildiği ve bunun yüksek riskli bir kist olduğunun ifade edildiğini, müvekkilinin imzasına havi Sigorta Özel Şartları / muafiyet anlaşması bulunmadığını, bölge adliye mahkemesi kararında Sigorta Özel Şartlarında müvekkilin imzasının bulunduğu yönünde alenen gerçek dışı bir tespite yer verdiğini, dosyaya sunulan Sigorta Özel Şartlarının hiçbir sayfasında imza olmadığını davalı tarafça sunulan Sigorta Özel Şartları imzasız sadece davalı tarafın bastığı A4 kağıtlarından ibaret olmakla, delil niteliği bulunmadığını, muafiyet anlaşmasından bahsedilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat ve hastalık sigortası poliçesi kapsamında kritik hastalık teminat bedelinin tahsiline istemidir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Ticaret Kanunu 1290 ıncı maddesi, 1322 inci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Adli Tıp Kurumunca düzenlenen rapor uyarınca sigortalının teşhisinin sigorta sözleşmesindeki muafiyet süresi içerinde konulduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.