10. Hukuk Dairesi 2010/10585 E. , 2010/14785 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı ve gelirlerde meydana gelen artışlar nedeniyle kaynaklanan kurum alacağının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmi
**10. Hukuk Dairesi 2010/10585 E. , 2010/14785 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı ve gelirlerde meydana gelen artışlar nedeniyle kaynaklanan kurum alacağının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan.... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalı .... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Mahkemece, Dairemizin 26.02.2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, davalıların sorumlu olduğu tutarın belirlenmesinde, hak sahiplerine yapılan yardımların ilk peşin sermaye değerlerinin esas alınmadığı gibi, ilk rucu davasında hükmolunan tazminat miktarının gözetilmemesi nedeniyle, bozma gereğinin yerine getirilmediği görülmektedir. Davalı tarafından yargılama sürecinde yapılan ödeme ihtirazi kayıtla yapılmış olup, bu haliyle uyuşmazlığı sonlandıran bir yargısal işlem niteliğinde olmadığından; davanın Yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, mahkemenin, dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davada, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince değerlendirme yapmasında bir isabetsizlik yok ise de; ilk rücu davası sonucu hükmedilen tutarın, Hukuk Genel Kurulu’nun 07.05.2008 tarih 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı kararında da belirtilen, gelirlerde meydana gelen artışın ayrı bir olgu niteliğinde bulunduğu, önceki rücu davasında ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesinin, ilk davada hüküm altına alınmayan kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı, ilk rücu davasında hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmadığı prensipleri göz önünde tutularak, sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların ilk peşin sermaye değerinin, bakiye kusura isabet eden kısmı hesaplanarak, davalıların sorumluluğunun belirlenmesi gerekeceği unutulmamalıdır. Hal böyle olunca, Kurum’un rücu alacağının, ilk peşin değerli geliri oluşturan 8.661,61 TL.’nin, anılan Yasa’nın 26. maddesine göre, davalıların %90 kusuruna isabet eden 7.795,44 TL. ile sınırlı olduğu, ilk rücu davasında talep edilen %75 kusur karşılığına hükmedilmesi karşısında, davacı Kurumun bakiye %15 kusur karşılığı 1.269,24 TL. rücu alacağının bulunduğu gözetilerek, anılan miktarın davalı tarafından ihtirazi kayıtla yapılan ödeme tarihine kadarki faizi belirlenerek, davalıların sorumlu olduğu miktarın ve fazla ödeme miktarının tereddüde yer vermeyecek ve mükerrer ödemeye neden olmayacak biçimde tespit edilerek, hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan ....vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,01/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.