Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/12308 E. , 2024/17452 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/12308 Karar No : 2024/17452 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname il…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/12308 E. , 2024/17452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/12308 Karar No : 2024/17452 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgelerin bir arada değerlendirilmesinden, davacının ByLock programını kullanmadığının kesinleşmiş mahkeme kararındaki tespitler ile sabit olması, Mahkemelerince yapılan 13/11/2020 ve 24/12/2020 tarihli ara kararlarına rağmen davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek başkaca delil ve tespitin dava dosyasına sunulmamış olması, Kimse Yok Mu Derneği'ne havale, EFT ya da swift yoluyla herhangi bir para göndermediği, sözü edilen Derneğe 2014 yılında birkaç SMS ile cüzi miktarda para gönderdiği var sayılsa bile bu durumun da tek başına terör örgütü ile iltisak veya irtibatını göstermeyeceği anlaşıldığından, dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; FETÖ/PDY terör örgütünün, Milli Güvenlik Kurulu tarafından 26/02/2014 tarihinde ve müteakiben farklı tarihlerde yapılan toplantılarda ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanma, Devlet içindeki illegal yapılanma, legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma ve terör örgütü olduğunun tespit edildiği ve meşruiyetini Anayasa'dan alan Devlet yönetiminin dışında illegal bir paralel devlet yapılanması ve milli güvenliği tehdit eden bir terör örgütü olduğunun ortaya konulduğu, demokratik bir ülkede kamuda istihdam edilen görevlilerin, Anayasa ve kanunlara sadakat ile görevlerini yapma yükümlülüğünün bulunduğu, bu kapsamda kamuda gerek göreve kabul, gerekse görevin devamı sürecinde kişilerde Devlet'e sadakat kriterinin arandığı, demokratik düzene karşı olan terör örgütü mensuplarının kamu kurumları bünyesinde bulunmalarının hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları ve Devlet'in güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturduğu, bu durumla ilgili olarak, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası Anayasa'nın verdiği yetki kullanılarak, uluslararası yükümlülüklere uyumlu şekilde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile başta FETÖ/PDY olmak üzere, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi işlemlerinin tesis edildiği, bu kapsamda davacının yargılandığı ceza mahkemesi kararıyla, davacının adına kayıtlı GSM hattının eşi tarafından kullanıldığı ve bu hatta şifreli haberleşme programı olan ByLock programının bulunduğu, dolayısıyla davacının adına kayıtlı telefonu eşinin kullanımına sunduğu ve ByLock programını kullanımına imkân sağladığı hususu da göz önüne alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğundan bahisle kamu görevine iade edilmesi talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; temyize konu mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/86, K:2022/133 sayılı kararıyla, 7092 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde bilgisayar işletmeni olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı ve eşi E.D. hakkında "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, ".... C.Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, sanık (davacı) ... adına kayıtlı bulunan, hattın kendisi tarafından açtırıldığını ancak eşi E.D.'nin kullanımında olduğunu kendisinin ekonomik tarife olması nedeniyle bu hattı açtırdığını ve eşine verdiğini beyan ettiği, bu doğrultuda Mahkememizce bilirkişi R.Ö. tarafından 30/05/2019 tarihli bilirkişi raporu alındığı, sanık (davacının eşi) E.D.'nin beyanlarında ilgili GSM hattının bizzat kendisinin kullandığını kabul ettiği, sanık (davacı) aşamalarda tespit edilen beyanlarında ... numaralı GSM hattı ve ByLock isimli programı kullanmadığını savunduğu, kendisine ait olan bu hattı eşine verdiği ve bu hattın onun tarafından kullanılmakta olduğunu tekrarla beyan ettiği, maddi gerçeğin ortaya çıkartılabilmesi için sanığın (davacının) adına kayıtlı bulunan ... numaralı GSM hattına ait HTS, G-Nat kayıtları ile internet veri trafiği(GPRS) ve baz istasyonu kayıtlarının celp edildiği, söz konusu sayısal veriler üzerinde bilirkişi R.Ö. tarafından düzenlenen 30/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, sanığın (davacının) adına kayıtlı ... numaralı GSM hattının fiilen sanığın (davacının) eşi E.D.'nin kullanımında bulunduğu, yine sanığın (davacının) adına kayıtlı bu hattın sanığın (davacının) kullandığını iddia ettiği kendi gsm numarası ile pek çok HTS kaydının bulunduğunu, belirtmiştir. Sanığın (davacının) savunması ve sanığın (davacının) eşinin Mahkememiz huzurundaki beyanlarının da bu bilirkişi raporunu doğruladığı görülmüştür. Tüm bu deliller ve teknik bilirkişi raporları doğrultusunda Mahkememizce yapılan incelemede sanığın (davacının) ... numaralı GSM hattının kendi kullanımında olmadığı yönündeki savunmasının bilirkişi raporuyla ve sanık (davacının eşi) E.D.'nin beyanlarıyla doğrulandığı, sanık (davacı) ...'nun Fetullahçı Terör Örgütü-FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu belirtilerek cezalandırılması istemi ile Mahkememize kamu davası açılmış ise de,... sanığın (davacının) üzerine atılı terör örgütü üyesi olmak suçundan açılan kamu davasından 5271 sayılı CMK.nın 223/2-e maddesi uyarınca..." gerekçesine yer verilerek davacı hakkında beraat kararı verilmiş ve anılan karar istinaf edilmeksizin 23/10/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında, davacının eşi E.D. hakkında ise, "... C.Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde, sanık ... adına kayıtlı bulunan ve kendisinin kullandığını beyan ettiği ... numaralı GSM hattı ile Bylock isimli programı kullandığının tespit edildiği, sanığın Bylock programında kullandığı User İD. numarası ile mesaj döküm ve içeriklerinin tespit edilemediği, Bylock isimli programın serverinde bulunan kullanıcı bilgileri ile mesaj dökümlerinin yönetici oturumunda bulunan kişiler tarafından silindiği, sanığın USER İD.(kullanıcı adı) numarası ile mesaj döküm ve trafiğinin ele geçirilememesinin tamamen server'a yapılan bu müdahaleden kaynaklandığı, bu nedenle ortada sanık lehine yorumlanacak bir şüphenin bulunmadığı, sanık aşamalarda tespit edilen beyanlarında Bylock isimli programı kullanmadığını, bu hat ile kızı İ.D.'nin ByLock kullanmış olabileceğini savunduğu, tanık İ.D. beyanında özetle, sanıkların anne ve babası olduğunu, kendisinin zaman zaman annesinin internetini kullandığını, ancak her hangi bir şekilde Bylock programını kullanmadığını söylediği, tanık İ.D. hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında yapılan yargılamada, sanığın sübut bulan silahlı terör örgütü FETÖ/PDY.üyesi olmak suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1, 58/9 ve 63/1 maddeleri uyarınca netice olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, işbu kararın henüz kesinleşmediği, Mahkeme ilamında İ.D.'nin dayısı H.K. adına kayıtlı bulunan ... numaralı GSM hattı ile ... USER İD.numaralı Bylock tespit ve değerlendirme tutanağını kullandığının tespit edildiği, dava dosyasının ilgili kısımlarının delil olarak dosyamız arasına alındığı, özellikle tanık İ.D.'nin annesi olan sanık E.D.'nin internetini zaman zaman kendisinin kullandığını beyan etmesi karşısında sanık ve tanığın GSM hatlarına ilişkin verilerin BTK'dan celp edilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporundan sanık E. ile tanık İ.'nin farklı zaman dilimi içerisinde dataları bulunduğunun tespit edildiği, bu durumunda tanığın anlatımlarının doğru olmadığını gösterdiği, annesini cezadan kurtarmaya yönelik tanık anlatımlarına Mahkememizce itibar edilmediği, yine maddi gerçeğin ortaya çıkartılabilmesi için sanığın kullandığı ... numaralı GSM hattına ait HTS, G-Nat kayıtları ile internet veri trafiği (GPRS) ve baz istasyonu kayıtlarının celp edildiği, söz konusu sayısal veriler üzerinde bilirkişi R.Ö. tarafından düzenlenen 24/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle, sanığın kullandığı ... numaralı GSM hattı ile 10/07/2015 tarihinden 07/10/2015 tarihine kadar 43 farklı tarihte Bylock İP'leri ile ile toplam 5754 kez bağlantı kurduğu, bağlantı esnasındaki veriler ile HTS, İnternet(GPRS) verilerinin tarih, saat, süre, İMEİ numarası ve baz istasyonu bilgilerinin tam olarak birbiri ile uyumlu bulunduğu, bu maddi bulgulara dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunun sanığın Bylock isimli programı kullandığına ilişkin Ankara C.Başsavcılığı'nın tespiti ile uyumlu bulunduğu, başka bir ifade ile bilirkişi raporunun Ankara C.Başsavcılığı'nın tespitini doğruladığı, tüm deliller ile programın kullanıldığı süre ve kullanım sayısı dikkate alındığında, sanığın bizzat Bylock isimli programı örgütsel saik ile kullandığının sübut bulduğu,... netice olarak sanığın Bylock isimli programı cep telefonuna yükleyerek kullandığının sübut bulduğu anlaşılmıştır...." gerekçesine yer verilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., ... sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;"...ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olabileceği karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespitine ilişkin belgelerin ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi sonrasında 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulması sonrasında savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,..." gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Diğer yandan, FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak ve örgüt mahremiyetini ileri seviyede korumak için, mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir. Bu durumda, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu hususu ile davacının eşi hakkında yürütülen ceza yargılamasının sonucunun araştırılması suretiyle, eşine ilişkin elde edilecek tespitlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların,(şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/11/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.